En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Açılımın somut adımları



Başbakan Erdoğan son sözü söyledi: 'CHP'ye gitmiyorum'. Bu sonuç sürpriz değil, zaten bekleniyordu. Kamera kaydından vazgeçmeyen CHP lideri Baykal, görüşmenin gerçekleşmemesi için elinden geleni yaptı.
Başardı da. Erdoğan 'Biri bizi gözetliyor mantığıyla görüşme olmaz' dedi ve ekledi: 'Belki bir çayını içecektik.' Ama olmadı, iki lider bir araya gelerek çay bile içemedi.

Keşke Başbakan'la anamuhalefet partisinin lideri baş başa görüşebilselerdi. Ne konuşacakları belliydi. Açılım sürecini masaya yatıracaklardı. Baykal 'İçeceğin çay olsun, bir çayı esirgemeyiz' dedi ama pozisyonunu da aynen korudu, geri adım atmadı. Kamerasız buluşmanın 'işbirliği izlenimi' doğuracağını düşünen CHP Lideri görüşmenin olmamasından memnun...

Manzara ne kadar düşündürücü; AK Parti hükümeti demokratik açılım konusunu Suriye ve Irak gibi ülkelerle konuştu ama muhalefet partileriyle konuşamadı. Nedense muhalefet uzak durdu; MHP kapılarını baştan kapattı, CHP önce aralar gibi yaptı ama daha sonra yan çizdi.

Liderler Meclis'te yapılacak özel oturumda kozlarını paylaşacak. Başbakan oraya randevu verdi. Baykal'a seslenerek 'Sen çıkar orada konuşursan, ben de konuşacağım' dedi. Baykal'ın Genel Kurul'da konuşacağına eminim, hiç şüphem yok. MHP lideri de bu zemini değerlendirecektir. Demokratik açılım sürecinin siyasetin yönünü, partilerin kaderini belirleyeceği kesin...

Açılım sürecinin en kritik aşamasındayız. Somut sonuçları alınmaya başlandı. İlk adım olarak 30'un üzerinde örgüt mensubu sınırdan girdi ve teslim oldu. Sorgunun ardından olaylara karışmadıkları anlaşılınca da serbest bırakıldılar. Sınırdan yansıyan görüntüler eleştirilebilir. Hoş değildi, beni de rahatsız etti.

DTP ve örgüt şova dönüştürmeye kalksa da, buradan bir zafer havası asla çıkmaz. Önemli olan sonuç... Şov ve propaganda kaybolur gider. Sel gider kumu kalır. Neticeye bakılmalı. Örgüt dağdan inmeye başladı. Gerçek bu: Silahlarını bırakan örgüt mensupları evlerine geri dönüyor. Bu kolay olmadı. Kendiliğinden de gelişmedi. Önce o yolun taşları döşendi. Ne terör örgütü ne de içerideki elebaşısı muhatap alındı. Meşru zeminler kullanıldı.

Açılım süreci terör örgütünün tasfiyesini hedefliyor. Bunun için 'genel af' gibi yeni yasal düzenlemeye de gidilmedi. Uygulanan mevcut yasalar; TCK'nın 221. maddesi... İçişleri Bakanı 'devamının geleceğini' açıkladı. '100-150 kişilik gruplar' bekleniyor. Gözler sınırda; yeni geleceklerde. Suç işlemeyenlerin gideceği yer, evleri, ailelerinin yanı.

'Dağdan indirme' bugünün değil dünün de devlet politikasıydı. Terörle mücadelenin en önemli boyutuydu. Sadece siyasiler değil, Genelkurmay başkanları da bu yönde çağrı yapa geldi. Ramazan Bayramı'nda bölgeye giden Orgeneral İlker Başbuğ çok net konuştu. Şu cümleleri bir ay önce söyledi: 'Silahla kanla bir yere varılamaz. Tek çıkar yol bölücü terör örgütünün silahlarını bırakmasıdır. Büyük devletler, güçlü uluslar adildir, şefkatlidir.'

Başbuğ aynı konuşmada Adalet Bakanlığı'nın verilerini hatırlatarak teslim olan 870 örgüt mensubundan 638'ine ceza verilmediğine dikkat çekti. İlk grup Başbuğ'un da çizdiği çerçeve içinde Türkiye'ye giriş yaptı. Devletin politikası net: Suç işleyenler hesabını verecek, olaylara karışmayanlar ise evlerine dönecek.

Teslim olan grup muhalefeti memnun etmedi. Baykal 'Niçin geldiler? Anlamı ne?' diye sorduktan sonra gelenleri Türkiye üzerinde pazarlığın sonucu avansın ödenmesi olarak niteledi. MHP lideri Bahçeli de Baykal gibi tablodan hoşnut değil. Her iki liderin DTP ve örgütün şovuna dönük tepkilerini anlamak mümkün; ancak silahları bırakarak dağdan inmek de bir sonuç değil midir?

Rahatsız edici kimi görüntülere rağmen açılımın ilk sonuçları heyecan ve umut verici...

zaman



Bu yazı 206 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,155 µs