En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Seçimden korkan parti



Bir anamuhalefet partisi seçimden korkar mı? Korkmaması lazım. Çünkü siyaset iktidar olmak için yapılır, muhalefette ömür tüketmek için değil. Seçim sabahları halkın tokadını yiyen parti yöneticilerinden duymaya alışık olduğumuz 'Halk bize muhalefet görevi verdi, bu da iktidar kadar önemlidir' sözünün teselliden başka anlamı yoktur. Asıl olan iktidardır.
Her yerde anamuhalefet partileri iktidarın birinci alternatifidir. İktidar yıpratır, çürütür. Ne kadar başarılı performans sergilerseniz sergileyin günü gelince iktidar koltuğundan kalkarsınız. Hiçbir iktidar ebedi değildir. Özellikle de bu topraklarda. En uzun ömürlü iktidarlar 10 yılı ancak bulmuştur. O da 1950'lerde... Şimdi iki dönem bile uzun sayılır. Hükümetlerin ortalama ömrü çok daha düşüktür.

Muhalefet partileri muhalefetin sefasını sürmez, her daim sandığı gözler. Seçim gününü beklemeye bile tahammül edemezler, 'erken seçim' talebini seslendirir dururlar. 'Bir an önce iktidardaki parti gitsin yerine biz gelelim' isterler çünkü. Baskın veya erken seçime de sürekli hazırdırlar.

Erken seçime 'hayır' diyen bir anamuhalefet partisi asla düşünülemez. CHP liderinin sözlerini duyunca kulaklarıma inanamadım. AK Parti'nin ülkeyi çok kötü yönettiğini söyleyen bir muhalefet lideri ne ister? Derhal seçim... Bir günü bile ziyan sayar. Değil mi? CHP'nin sandıkla arası iyi değil. Çok partili dönemde hiç seçim kazanamadı. Tek parti iken ancak iktidar olabildi, sonra muhalefet yılları... Yine de makus talihi yenmek mümkündür.

Dün parti yönetimi toplantısına girerken konuşan Baykal'ın şu sözlerine bakar mısınız: "İktidara akıl hocalığı yapmak benim işim değil ama ben iktidarın bir erken seçim kararı karşısında ayaklarının iyice dolanacağını, bunun iktidardan kaçmak anlamına geleceğinin ortaya çıkacağını düşünüyorum." CHP, iktidarın erken seçim kararı almasından korkuyor.

Ben açıkça bu satırlarda fena halde 'sandık korkusu' sezdim. Baykal, AK Parti'ye 'Erken seçim kararının iktidardan kaçmak anlamına geleceği' yönünde akıl veriyor. 'Sakın ha! Erken seçime gitme' demeye getiriyor. Belki ileride bunu daha açık açık söyler.

Zamanında seçimi zor yapan bir ülke olduğumuz doğru. Ancak hükümet partileri erken seçim kararını iktidardan muhalefete geçmek için değil, en uygun takvimi kolladıkları için alırlar. Geçmişteki erken seçim tarihleri hep böyle ortaya çıktı.

22 Temmuz da farklı değil. Bu olağan seçim tarihi değildi. Olağanüstü şartların doğurduğu bir tarihti. Neticede 22 Temmuz'u belirleyen de AK Parti'ydi. Cumhurbaşkanlığı seçiminden kaynaklanan olağanüstü halden çıkışı 'derhal seçimde' gördü. Demokrasinin sıhhati için iyi bir siyasî manevra yaptı. Bu sayede siyasete dışarıdan müdahale edenler kaybetti, demokrasi kazandı.

Açıklamalara bakılırsa CHP 2011'in Mayıs'ında yapılacak bir seçimi 'erken seçim' sayıyor. Hayır, bu biraz öne alınmış seçim olur, erken seçim olmaz. Mevsim şartları dikkate alındığında seçim gününün mayıs veya haziran aylarına çekilmesi doğaldır. Ancak 2010'da yapılacak seçim erken seçim sayılır.

'Ankara'nın havasında erken seçim kokusu mu var?' diye sorabilirsiniz. Sayıları az da olsa Ankara'da 2010 sonbaharında seçim bekleyenler var. AK Parti'nin açılım politikalarının sonuçlarını bir an önce oya çevirmek isteyeceğinden hareketle...

Belli ki erken seçim senaryoları CHP'ye de ulaşmış. Baykal'ın seçim itirazının nedeni bu olsa gerek. AK Parti'den bugüne kadar seçim konusunda herhangi bir sinyal gelmedi. Bu konu bir zihin egzersizi olarak parti yönetiminin gündemine de girmiş değil. Partinin sürekli kamuoyu yoklaması yaptığı doğru ama bunun seçimle ilgisi yok. Genel seçim ile cumhurbaşkanlığı seçimi birer yıl arayla yapılacak. Partilerin her iki seçimin hesabını bir arada düşünmesi doğal...

2010'da seçim görünmüyor gibi ama sonra peş peşe iki seçim var. Artık cumhurbaşkanını da halk seçecek, 367 numarası da işlemeyecek,CHP ne kadar korksa yeridir...
 
zaman



Bu yazı 254 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,905 µs