En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

AK Parti'den DTP'ye: İki siyasi söylem



İki siyasi parti kongresi geride kaldı. Açıkçası ikisi de manidardı, ikisi de bu siyasi partilerin, biraz da Türkiye'nin politik ruh halini özetliyordu.

Önce AK Parti kongresi…

Bu kongrede Tayyip Erdoğan'ın yaptığı konuşmanın kimi bölümleri gerçekten önemli ve etkileyiciydi.

Farklılıkları gören, birbirinin içinde eritmeyen, tarihiyle yüzleşme dahil, bugünün sorunlarını demokratik kabul ve karşılıklı etkileşim ele alan bir dil tutturdu Erdoğan.

Başbakan'ın yansıttığı bu siyasi ruh hali, AK Parti'nin geldiği son nokta, özellikle Kürt politikasındaki son durum dikkate alındığında önemlidir, hatta çarpıcıdır.

2002'de Milli Görüş geleneği ve kadrolarından doğan AK Parti, reformlar silsilesi içinde değişen bir Türkiye'nin mimarı olarak karşımızda durmaktadır.

Bunun kanıtlarını ve sonuçlarını 2002-2007 arasında birçok kez gördük.

Şimdi başka bir aşamaya geçiliyor.

İki açık gösterge var.

Bunlardan birincisi enerji politikalarının gereklerini, yani istikrarlı bir Kafkasya'yı, yeni uluslar arası koşulları, yani dengeli, barışçıl bir Orta Doğu siyasasını kendi duruşu ve iç politikasının ana unsuru kılmış bir siyasi iktidar var karşımızda.

Bu, aslında, siyasi kararlar açısından akıl unsurunu devreye sokan, esneklik dozu yüksek bir iktidar anlayışına işaret ediyor.

Bu dikkate alınması gereken bir durumdur.

Yeni dönemi AK Parti'nin siyasi kararlar açısından zaman zaman asabi, ama siyasi bakışı itibariyle olgun dönemi olarak adlandırmak bizce uygun olur.

İkinci gösterge tüm diğerlerini açık ara geride bırakan yeni Kürt politikasıdır.

Bu politika iki ayaktan oluşuyor:

Tartışma süreci ve somut adımlar…

Henüz en zorunun, ilkinin ortasındayız.

Meseleye AK Parti açısında da bakmakta yarar var:

Bu konuda AK Parti'nin attığı adımlar, bu adımlarla geldiği nokta ve kullandığı söylem son derece önemlidir, zira bir bakıma kimi açılardan kendisini yeniden tanımlamasına yol açmaktadır.

AK Parti, Kürt meselesinde bu kadar ilerleyebilen ilk siyasi iktidardır.

Geldiği noktada, her şeyden önce Kürtlerin kültürel, sosyal, hatta siyasi varlığını açık kabul vardır.

Dahası geldiği noktada bu varlığın kabulünden hareketle, onun farklı talepleri olabileceğini sindirme ve ifade etme vardır.

Bu yolu alan siyasi parti, tekrar edelim, 1990'ların ortasında milliyetçi-muhafazakâr eğilimleriyle Kürt kelimesinin telaffuzuna bile tahammül edemeyen bir anlayıştan yola çıkmıştır.

Öyle midir, değil midir diye tartışmayın…

Zira gerçek sizin kafanızdaki değil, karşınızdakidir.

Ne var ki bu durum Türkiye için hem çok sevindirici hem çok düşündürücüdür.

Sevindiricidir, çünkü her hattıyla değişen, değişebilen, ilke ile çıkar arasındaki ilişkiyi keşfedebilen bir ülkede yaşıyoruz.

Düşündürücüdür zira Türk seçkini, Türk solu hâlâ bu gelişme karşısında tedirgindir, kendi açısından geridedir, olanı izlemeye bile mecali yoktur.

Gelelim ikinci kongreye, DTP kongresine…

Kimi bildik görüntüler yaşandı bu kongrede. İstiklal Marşı okutulmadı, kürsü maskeliler tarafından basıldı, Öcalan'ın resmi asıldı, Kürt açılımının olmazsa olmaz koşulu olarak Öcalan işaret edildi.

Biliyoruz DPT'nin içinde farklı eğilimler, bili-yoruz üzerinde baskı var.

Ancak hiç bir şey demokratik açılımı kendi meşruiyet arayışına alet etmeyi doğrulamaz, doğrulamıyor.

Kürt politikacılarının hızla yol almalarında, sorunun çözümüne doğu ilerlemek için uzlaşmacı ve meşruiyetçi bir dili yakalamalarında yarar var…

Aksi halde hep birlikte çıtayı düşürmek zorunda kalırız…

yenişafak



Bu yazı 289 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,487 µs