En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

'Derin devlet olmaz'



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün Meclis'in açılışında çok çarpıcı mesajlar verdi. Önce bir iki not aktarmak isterim. Asker bu kez locadaki yerini aldı. Doğrusu ABD Başkanı Obama için TBMM'ye gelen komutanların açılışa katılmaması şık durmayacak ve sert eleştirilere neden olacaktı. 1 Ekim, yeni dönemin başlangıcı Meclis için özel bir gün...
Askerin, Başkomutan sıfatına da sahip Cumhurbaşkanı'nın konuşmasına ilgisiz kalmaları düşünülemez. Bu ne devlet geleneğine uyar ne de protokol kurallarına... Asker bir süredir DTP'nin varlığını gerekçe göstererek Meclis'ten uzak duruyordu. Ambargoyu Obama ile kaldırdı. Asker-Parlamento ilişkilerinin dünkü tablodan sonra normale döndüğü söylenebilir.

Cumhurbaşkanı Gül'ün Genel Kurul'a girişi sırasında Algan Hacaloğlu dışındaki CHP milletvekilleri ayağa kalkmadı, konuşmanın sonunda da alkışlamadı. Sezer'in ardından Gül'ün cumhurbaşkanlığına alışamayan CHP'lilerin tavrı yeni değil, geçen yıl da aynı davranışı tekrarlamışlardı. Dikkatle baktım, MHP milletvekillerinin gözü ise Genel Başkanları Devlet Bahçeli'deydi. Bahçeli, Cumhurbaşkanı Gül'ü ayağa kalkarak karşıladı ve konuşmasını alkışladı, milletvekilleri de ona eşlik etti.

CHP ayağa kalkmadı ama Gül'ün konuşmasını dikkatle takip etti. Baykal, Cumhurbaşkanı'nın uzlaşma ile ilgili sözlerinden hoşnut olmadığını belli etti. Gül'ün, masumiyet karinesine ilişkin söyledikleri ise CHP liderini memnun etti. Baykal bu sözler üzerine medyanın bulunduğu locaya doğru dönerek 'Size söylüyor' der gibi baktı.

Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin açılış gongunu vurduktan sonra âdet olduğu üzere kısa konuşma yaptı. 'Türkiye, sorunlarını erteleyerek güçlü ülke olamaz.' dedi ve Meclis'ten çözüm için güçlü irade göstermesini istedi. Cumhurbaşkanı Gül'ün konuşması öncekilere göre daha kısaydı, bir saati bile bulmadı. Demirel ve Sezer'in konuşmaları bir saatten fazla olurdu. Gül kısa ama özlü konuştu, mesajlarını net verdi. Sadece milletvekillerine değil Türkiye'ye konuştu. En çarpıcı mesajı devlet ve hukuk vurgusu üzerineydi. 'Devletin bir yüzeyde görünen bir de görünmeyen derin yüzü olmaz. Devletin tek yüzü hukuktur.' dedi.

Bu çok önemli bir çıkış. Açıkça Cumhurbaşkanı sıfatıyla 'derin devlet' kavramını kabul etmediğini ilan etti. Şu cümle de çok önemli: 'Hiç kimse devleti ve rejimi korumak bahanesiyle hukuk dışına çıkamaz'. Bu mesajın adresi belli... Kime veya kimlere söylediği de malum...

Özellikle rejimi koruma bahanesiyle çeteleşmenin en yoğun yaşandığı ülke burası. Darbe senaryolarının sık sık gündeme taşındığını da unutmamak lazım. Bu mesaj Ergenekon türü örgütlerin yanı sıra darbe oluşumlarına da yönelik... Rejimi koruma bahanesiyle hukuk dışına çıkan her kişi ve kurum bu sözlerin muhatabı.

Cumhurbaşkanı, Milli Güvenlik kavramına da çağdaş yorum getirdi. Çağdaş dünyada güvenlik için sadece 'güçlü ordunun' yeterli olmadığını, buna demokrasi, ekonomi ve nitelikli insan unsurlarının da eklendiğini söyledi. Artık ülkelerin güvenliği yalnızca güçlü ordularla sağlanmıyor.

Cumhurbaşkanı'nın demokratik açılım konusunda söyleyecekleri merak konusuydu. Kürt sorununa doğrudan girmedi, ancak mesajını farklılıklara vurgu yaparak dolaylı yoldan verdi. 'Demokratik devlet farklı olanı tek kalıp içinde eritmez' dedi. Farklılıkların ayrılık vesilesi olmadığını söyledi, 'Farklılıklar yeni millet adacıkları oluşturmamalı' dedi. Etnik ve din odaklı kamplaşmaların acı ve gözyaşı getirdiği uyarısını da yaptı.

Gül yargı sorununa değinirken yargı reformunun günlük siyasi polemiklere kurban edilmemesini istedi. Cumhurbaşkanı birbirinden çarpıcı mesajlarla dolu tarihî konuşmasıyla Meclis'e misyon yüklerken siyasete de yeni yol haritasını çizmiş oldu. Kısaca 'Türkiye'nin yönü demokrasi ve hukuk' dedi diğer yolları kapattı...
 
zaman



Bu yazı 208 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,396 µs