En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Zihniyete, siyasete ve Kürtlere dair…



Hukuk dairesinde kaldığı sürece “farklıyı kabul etmek, farklının varlığını savunmak” Türkiye'de bir “siyasi iktidar dili” olarak yeni bir durum.

Bu dil farklı…

Farklı olduğu oranda değerli ve önemli…

“Yasakçı bir mantığa bu mantığın hukuki dayanakları olsa bile itiraz etmek”, buna karşılık ve bunu yaparken, “hukuk dışı bir duruşa bu duruş siyaseten gerekçeli olsa bile karşı çıkmak”, bırakın eski siyasi iktidarları, bugünün belirli bir sol anlayışın bile hâlâ ulaşamadığı bir nokta…

Bazı kimlikler “tarihsel olarak haklıdır” fikrinden yola çıkarak, siyasi ve insani açıdan, ilkelere oranla haklılık ve doğruluk fikrini unutan bu anlayış, “kendine dönük bir alıştırma”yı ifade ettiği oranda her geçen gün marjinalize oluyor…

Bu da Türkiye'nin kazandığı “demokratik ivme” açısından önemli bir gelişme…

“Ezilen ve ezen halklar” gibi insanları, farklılıkları yutup öğüten kategorilere dayalı, anlayan değil açıklayan bir tutumla haklı mağduriyet - demokrat mağdur gibi verili özdeşliklerden yola çıkan “düşünme kalıbı”nın açığa düşmesi birçok açıdan anlamlı bir gelişmedir.

Anlamlıdır zira, özellikle Kürt sorununda son yıllarda zihinsel ve siyasi tuzaklara bu yolla sıkça düşülmektedir.

Anlamlıdır zira bu düşünme kalıbı, “yönlendirilmeye açık, üstelik ahlakçı, beteri insanların yerine kavramların düşündüğü bir mekanizma”yı ifade etmektedir…

Anlamlıdır zira bu mantık kendi içinde heterojenleşen Kürt siyasi sahasını ya da meselesini, tam da kimi aktörlerin (askerin, PKK'nın) istediği gibi ve “tek bayrak, tek millet, tek devlet örneği”nden bildiğimiz gibi, “tek talep, tek kimlik, tek temsil”den oluşan bir yapı olarak tasavvur etmekte ve bunu tek siyasi doğru olarak tanımlamaktadır.

Heterojenleşen bir yapıyı homojen bir şekilde algılama ve algılatma eğilimi, aslında zihni ve siyasi bir hastalık göstergesidir.

Semptom olarak totaliter bir eğilime kapı açar, siyaseten ahlakçı hale gelir, ahlakçı olduğu oranda yasakçı kesilir…

Böyle olduğu oranda toplumsal tasavvur eksikliğini derinleştirerek Kürt sorununu ve çözümünü sadece bir halk ve bir devlet arasındaki “tarihsel” ilişkiye indirger.

Bu ilişki şu iki vurgu üzerine kuruludur:

1. Kürtler tarihsel olarak yok sayıldılar, ezildiler, horlandılar, bu nedenle tarihsel olarak her koşulda haklıdırlar. Bu durumda hem bu mağduriyeti hem devlet karşısında iyiyi temsil eden doğal bir Kürt politikası vardır. Bu politika her koşulda, kim tarafından taşınırsa taşınsın desteklenmelidir…

2. Demokrat olduğunu iddia eden Türk yazarların, Kürtlere ve seçtikleri DTP, PKK gibi siyaset yapı ve tarzlara dair fikir beyan etmesi, eleştiride bulunması etnik üstünlük duygusuna bağlı bir tutumdur.

Özetle “Kürt varlığı ile mevcut Kürt politikası arasında özdeşlik”, buna yönelik (özellikle Kürt olmayan) “eleştiri ile siyaset arasında özdeşlik”…

“Düşüncenin siyasetten bağımsız olamayacağını” tersten vurgulayan gizli totalci ve ahlakçı bu bakış, bugün artık bir siyasi iktidarın, AK Parti'nin bile gerisinde…

“Haklı kimlik” bakışından “haklı duruş” bakışına geçiş yol alıyor…

Madalyonun zihniyet yanı biraz böyle…

Bu yan, şu anda siyasi ilişkiler sahasında, yani “realpolitik” karşısında pek anlamlı görülmeyebilir.

Ama unutmamak gerekir ki, toplumsal ve siyasi meşruiyeti bu zihniyet dalgaları oluşturu-yor…

Yeni çözüme doğru yeni Kürt politikasına ya da politikalarına kapı böyle açılacak, sorunun sadece devletin demokratikleşmesi değil, Kürt alanının çoğulculaşmasından hareketle yol alacağı da böyle kavranacak…

yenişafak



Bu yazı 306 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,879 µs