En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

Maşallah, al gülüm ver gülüm



Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, her ne kadar okumasa da kayda geçti. Dedi ki, “Yandaş yargı yaratılmasın.”

Böyle bir kaygıya gerek yok, zaten var. Ama kime yandaş? Bugün Ergenekon’un, CHP’nin ve Ulusalcıların yargıdaki istilasını kim inkar edebilir? Ergenekon sıralarında ve sanık telefonlarında dilden düşmeyen CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün yüksek yargıdaki gücünü nereden aldığını düşünüyorsunuz?

Ergenekon sanığı Engin Aydın’ın örümcek ağı gibi sarmış yargıdaki kollarını, HSYK Üyesi Ali Suat Ertosun ve Sincan Hakimi Osman Kaçmaz’ın şanlı direnişini nasıl izah etmek gerekir? Ya YARSAV Başkanına ne demeli? Nerede Ergenekon baskını, o orada...

Onun için yargıda reforma ihtiyaç var. Yandaş olmasın, muhalif de olmasın. Yargı, muhalefet partisi gibi hareket etmez.

Ayrıca, “yargı bağımsızlığı safsatasını” artık herkes bıraksın. Yargı bağımsız olmaz, tarafsız olur, erkler ayrılığı, otonom olarak tarif edilemez. Anayasanın 138. maddesi çok açıktır, “Hakimler görevlerinde bağımsızdırlar” der.

Yani, karar verirken, hiç kimse müdahale edemez. Tercüme edersek; Engin Aydın ve Şahin Mengü ile herhangi bir siyasi arasında hiç fark yoktur. Kim müdahale ederse, Anayasal suç işler.

Siz istediğiniz hakime telefon açıp sözüm ona arkadaş hatırına karar çıkarttıracaksınız, postal sesiyle hakim ve savcıları kıyacaksınız, parmak işaretiyle Genelkurmay Karargahı’na koşup talimat alacaksınız, sonra Adalet Bakanı ve Müsteşarının HSYK’da olmasını içinize sindiremeyeceksiniz.

Gerçeker diyor ki; “Demokrasi bilincimiz Avrupa düzeyinde değil.” Bir lafı daha var; “Parlamentoda liderler sözsahibi, üyeler bu parlamentodan seçilirse siyasallaşır.”

Hem halka hem onun temsilcilerine ağır hakaret...

Yakından tanıyanlar bilir; Gerçeker, aslında makul biridir, militan değildir, diyalogdan yanadır. Adli yıl açılış konuşması ise şahsında temeyyüz etmiş fikri olgunlukla terstir.

Bir nevi, seçim konuşması gibi...

Siyasiler de seçim meydanında ucu açık konuşurlar, nabza göre şerbet verirler ya, aynen öyle...

Temmuz ayında HSYK üyelerinin şanlı direnişinin bir ayağında yatan gerçek de seçim kaygısını barındırır.

Hadise şudur; Yargıtay üyelerini HSYK belirler, HSYK üyelerini de (3 üye) Yargıtay belirler. Aynı durum Danıştay için geçerlidir. Danıştay üyelerini HSYK seçer, HSYK üyelerini (2 üye) Danıştay seçer.

Neden başka metotlara itibar etsinler? Al gülüm ver gülüm...

Zaten yakında Yargıtay’a 25 üye, Danıştay’a 3 üye seçilecek. HSYK’nın iş yükü, hayli fazla.
Engin Aydın’ın kulakları çınlasın.

 

Genelkurmay’a koşarken ne yapıyordunuz?

Yargıtay ve Danıştay’ın neden HSYK’ya dokundurtmak istemediğini gördük. Gülüm düzeninin bozulmasını istemiyorlar.

Tamam, Adalet Bakanı ve Müsteşarı HSYK’da olmasın, HSYK’ya parlamento üye göndermesin. Şu soruya cevap verin; hakimi, hakimden kim koruyacak? Son HSYK toplantısını hatırlayın. Hakim ve savcıların hukukunu siyasiler savunurken, hakim kökenli üyeler, bıraksalar meslektaşlarını doğrayacaktı.

Böyle bir garabet, herhalde bize mahsus olsa gerek.

Ortada “bilinçsizlik hali” varsa, kaynağı toplum veya parlamento mu, yoksa bizatihi yargının kendisi mi? Soruna iyi niyetle yaklaşıyorsak, evrensel hukuk normlarının egemen olduğu yargı bilinci oluşuncaya kadar, bakan ve müsteşara katlanın.

Bakın, Fransa’da kurul başkanı Cumhurbaşkanı, yanında Adalet Bakanı da var. Kurulun 12 üyesini, meslektaşları seçiyor. Bir de Danıştay üyesini ekleyin. Cumhurbaşkanı, Senato Başkanı ve Meclis Başkanının atadığı 3 üye ile birlikte kurulun üye sayısı 18’e çıkıyor.

İtalya’da kurul başkanlığı görevini Devlet Başkanı yürütüyor. Başkanla birlikte 27 üyelik kurula, meslektaşlarının oylarıyla seçilen 16 hakim- savcı, meclisin seçtiği 8 üye ile Yargıtay Başkanı ve Başsavcı katılıyor.

İspanya’da kurul başkanı, Yargıtay Başkanı. Ancak, kalan 20 üyenin (12’si hakim, 8’i avukat) tamamı kongre ve senato tarafından belirleniyor, atamayı kral yapıyor.

Ayrıca, Avrupa’da oluşmuş çok önemli içtihatlar var. Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi 10/2007 sayılı Toplumun Hizmetinde Yargı Konseyi Görüşü: “Yargı kurulları, hâkimlerin görevlerini yürütme ve yasama erklerinden bağımsız ve kontrollerine tabi olmadan ve aynı ölçüde, yargı içinde gelecek yersiz baskılara maruz kalmadan görev yapmasına imkan tanımak için yargıyı bağımsız şekilde yönetmelidir.”

Bundan güzel tarif olur mu? Kısacası, erkler ayrılığı tamam, yargı içinden gelecek yersiz baskılara karşı da tedbir alın diyor.

İşte, 2007 tarihli Venedik Komisyonu Adli Atamalar Raporu’ndan bir satır: “Yargının kendi içine kapanık bir görüntü vermesinin negatif etkilerini kaldırmak adına; bir yanda yargı bağımsızlığı ve kendi mensuplarınca idare edilme ile diğer yanda yargının hesap verebilirliği arasında bir denge kurulmalıdır.”

Yargıçların Statüsü Hakkında Avrupa Şartı’na bakalım: “Hakimlerin seçimi, atanması, tayini, kariyer ilerlemesi ve meslekten ayrılması kararını alacak organın (kurul) üyelerinin en az yarısı bizzat kendi meslektaşları tarafından ve en geniş temsili garanti eden bir usulle seçilmiş hâkimlerden oluşması öngörülmektedir.”

İyi güzel de biz Avrupalılar kadar bilinçli değiliz, Meclis’te de lider hegomonyası var, olmaz...

Çevik Bir talimatıyla Genelkurmay Karargahı’na koşarken aklınız nerdeydi? Teğmen komutuyla hizaya girenlerin topluma ve meclise laf söylemeye hakkı var mı?

Lafım meclisten dışarı; önce beyninizdeki statükonun klipslerini sökün, atın, özgürleşin. Göreceksiniz o zaman, Adalet Bakanı da Müsteşar da hikaye gelir size...

star



Bu yazı 493 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,678 µs