En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Kürt açılımı karşısında Kürtler



Kürt açılımında hükümetin yeri, niyeti ve gücünü görüyoruz. Türk ve Kürt kamuoyunun olumlu ve beklentili tavrını anlıyoruz. Devlet kurumlarının aynı hatta ilerlediğini hissediyoruz. CHP ve MHP'nin tavırları da net.

Kürt politikacıları ve Kürt politikası ise bunlara oranla muğlak bir yerde duruyor ve ısrarla muğlaklık çıtasını yükseltiyor.

Bu çıta Kürt açılımının geleceği ve seyrini etkileyebilecek bir niteliktedir.

Özellikle ve öncelikle tartışılmayı gerektiriyor.

Önce şunu söyleyelim:

Kürt açılımı her şeyden önce Kürt örgüt ve yapılarının varlığını kabul etmeyi gerektiriyor (hatta varsayıyor), ancak bir başka yanıyla aynı yapıların çözüm mantığı içinde yer almasını, an azından çözüm ortamını çıkarlarına yontmamasını gerektiriyor.

Evet, iş tersi hatta ilerliyor.

Kürt politikacıları, DTP'liler her geçen gün çıtayı yükseltiyorlar.

Resmi, açık ve tek taraf ilan edilmeyi ve açık müzakereyi talep ediyorlar.

Düzenin birlikte yeniden kurulması, anayasanın bu çerçevede değişmesi temel istekleri.

Bununla da yetinmiyor, İmralı ve Öcalan'ı çözüm için kaçınılmaz ilan ediyorlar.

İşte Emine Ayna'nın Diyarbakır'da gazetecilere yaptığı açıklama.

Diyor ki, “Öcalan ve PKK çözümün parçası haline getirilmeli (…) Bir süre sonra bu süreci değerlendirmek zorunda kalabiliriz. Tartışıp, çekilebiliriz de ve gidip halka anlatırız…”

Bu talepler Kürt politikasının dinamikleri açısından anlaşılabilir.

Ama Kürt politikasının dinamikleri Kürt sorununun dinamikleri aynı mıdır?

Bizce bunlar ciddi biçimde kesişirler, ancak aynılık iddiası dev bir sorunu dar siyasete hapsetmek anlamına gelir…

Eğer böyleyse açıktır ki bu dinamikler üzerinden hareket etmek Kürt açılımını örgütsel çıkarlara yontmaktan uzak bir anlam taşımaz.

Peki tüm Kürtler Ayna gibi mi düşünüyorlar?.

Hayır.

Kürtler tek bir blok değil.

Nasname adlı internet sitesinde Cemil Demircan imzalı ve 31 Ağustos tarihli önemli bir yazı yayınlandı. Şöyle diyordu:

“Hükümet, adı ne olursa olsun, Kürt sorununun tartışılması ve bazı konularda çözüm bulunması için bir adım atmıştır. Kanın durdurulması, dilin üzerindeki yaptırımların ve kültürel etkinliklerin önünde duran engellerin, tamamen kaldırılmazsa da en azından hafifletilmesi yönünde bir yarar sağlıyorsa bu adım, biz Kürtler tarafından desteklenmesinin ne sakıncası var?

CHP ve MHP'nin yaptığı gibi tamamen bu açılımı boğmaya mı yoksa yaşatıp geliştirmeğe mi çaba sarfetmeliyiz?

Bana göre bizler, 'Bütün sivil toplum örgütlerinin, bütün siyasi partilerin, akademisyenlerin, tüm yazılı ve görsel medyanın, benim de söyleyecek bir şeylerim var diyen herkesin, tüm iş dünyasının, hep birlikte bu sürece, bir Başbakan olarak katkı vermesini istiyorum' çağrısında bulunan Erdoğan'a, ne Kemalistlerin dili ve ne de bunun başka bir türevi olan İmralı diliyle cevap vermeliyiz.

Kürt sorununun çözümü hiç de öyle basit bir süreç değil.

Bu sorun, böyle, tereyağından kıl çeker gibi kolayca çözülmeyecektir. Bunun çözümü yolunda bize rahat bir nefes aldıracak olan her adımı destekleyip, ondan yararlanmamız gerekir. Tıpkı, TRT-Şeş'in yayına girmesi sırasında, İmralı'dan gelen ret emriyle karşı çıkan DTP'nin tersine, her duyarlı Kürdün o girişimi desteklemesi gibi...

Bu adımları, 'bizim çözüm formüllerimiz böyle değildir, bu bir aldatmacadır, samimiyet yoktur' diyerek desteklememek ya da tökezletmeğe çalışmak doğru olamaz.

Olsa olsa statükocuların değirmenine su taşımak olur…”

Bu satırların ve arkasında yatan siyasi tavrın herkes tarafından iyi okunması gerekir.

Mutabakat, diyalog, taraf olma hali buradan üreyecektir.

yenişafak



Bu yazı 434 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,611 µs