En Sıcak Konular

Mehmet Ali Birand


Mehmet Ali Birand
0 0 0000

Bu açılımdan hiçbir şey kaybetmeyiz...



İnsanoğlu alışkanlıklarının bozulmasından son derece rahatsızlık duyar. Alıştıklarımız kötü şeyler dahi olsa, bir defa alışmışızdır ve sonuçlarını benimsemişizdir ya, koşullar veya kurallar değişti mi, önce bir rahatsız oluruz. Sonra sonra değişime alışırız. Bu da zaman alır.
Şu anda bazı çevrelerde hissettiğimiz rahatsızlığın nedeni de işte budur.
Değişimin getirdiği belirsizlikten doğan huzursuzluk.
Bu kesimleri rahatsız eden Kürt ve ermeni Açılımlarıdır.
Ben, MHP gibi tamamen ideolojik ve muhalefet dürtüsüyle çıkarılan gürültüden söz etmiyorum. Bu parti kendi görüşlerini savunuyor. Kabul edelim veya etmeyelim, kendi çizgisinde tutarlı davranıyor. Zaman zaman gerilimi arttırıp, MHP’li olmayan ancak Kürt Açılımına muhalefet eden kesimleri de kendine bağlamaya çalışıyor.
Benim sözünü ettiğim kesimler, sorunun çözülmesi gereğine inanmasına rağmen, atılan adımları kuşku ve kaygıyla izleyen “ iyi niyetli” insanlar.
Belirsizlik onları rahatsız ediyor.
Alışmadıkları sulara açılmanın huzursuzluğunu hissediyorlar.
“Zamansız harekete geçildi” diyorlar. “En iyi zaman nedir?”diye sorduğunuzda yanıt veremiyorlar. “Yeterince hazırlanılmadı” dediklerinde “Hazırlık şu anda yapılıyor.” diye alınca duralıyorlar.
Ne olursa olsun içlerinde rahatsızlık var.
Sanki bu girişimin ertesinde herşey çok daha kötüleşecekmiş kuşkusu içindeler.
Acaba haklılar mı ?
Gerçekten tehlikeli sulara mı açılıyoruz?
Riskler neler ?

Kazançlarımız neler olacak?
Sonuçta elde edeceğimiz kazançlardan değil, sadece bu süreç içinde elde edeceklerimizden söz etmek istiyorum. Son değerlendirmeyi ancak yıllar sonra yapabiliriz. O kadar ileri gitmek yerine gelin, “bu süreç iktidar tarafından iyi yönetilebildiği taktirde”  kısa ve orta vadeli kazançlarımızın neler olacağını hesap edelim:
- PKK, bu tartışmalar sürdükçe suikast girişimlerini, cinayetlerini, büyük terör eylemlerini ister istemez ya sıfır noktasına indirecek veya tümüyle kesecek. Bu da toplumun genelinde- daha şimdiden hissedildiği gibi- büyük bir rahatlama yaratacak. Cenazeler kalkmayacak, analar ağlamayacak, karşılıklı kin hisleri durulacak. Toplum rahat bir nefes alacak.
- Bu süreç PKK’lıları ve militan Kürtleri tatmin etmeyecektir, ancak buna karşın genelde Kürt halkı da, günlük yaşamlarındaki baskılar azalacağından dolayı, onlar da rahatlayacaklar. Kimi için yetersiz ve sembolik dahi gelse, Ana Dil, yasaklanan isimlerin değişmesinden tutun da, terörün bitmesiyle oluşacak ortam ve Devletin bölgeye getireceği yeni ekonomik destekler, insanların yüzünü güldürecektir.
- Türkiye bu barış ortamında, bir yandan terörle mücadeleye ayırdığı milyarlarca dolarlık kaynağı toplumun ihtiyaçlarını karşılamaya kullanıp, zenginleşme hızını arttıracak. Öte yandan da, Irak-K.Irak-ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinde, Kürt sorunu nedeniyle doğan gerilimi giderecek.
- Ermenistan ile ilişkilerimizin normalleşmesi, Soykırım İddiaları tümüyle ortadan kalkmasa dahi büyük oranda hafifleyecektir.
- Türkiye’nin özellikle ABD, Fransa ve Avrupa Birliği ile ilişkileri rahatlayacak her yıl ardı ardına çıkan  karar tasarılarından kurtulunacak.
 
Risklerimiz neler olabilir?
Hiçbir siyasi girişim risksiz değildir. Baştan iyi yapılamamış bir hesap veya yola çıkıldığında beklenmedik bir gelişme, bütün hesapları altüst edebilir.
Buna da katlanmak zorundayız.
Hiçbir şey yapmadan beklemek mi, yoksa sınırlı bir riskleri alıp harekete geçmek mi ?
Bu sorunun yanıtını hepimizin vermesi gerekiyor. Zira unutmayalım ki, bu sorunlar sadece (Kürt ve Ermeni)  sadece AK Parti’nin değil, hepimizin, bütün Türkiye’nin sorunu. Çözümlenmedikçe, faturayı hep birlikte ödeyeceğiz. Ayrıca, şu zamanlaması iyi mi, kötü mü? Tartışmasından da vaz geçelim. Ben bunca yıldır en iyi zamanlamanın ne zaman olduğunu göremedim.
Şimdi, bütün bunları söyledikten sonra, gelin risklere bakalım:
- En önemli risk, PKK içindeki barışa karşı kesimler veya PKK’ya başkaldıran küçük gurupların, süreci sabote edebilmek için büyük suikastler düzenlemeleri ve iki kesimi birbirine düşürecek eylemler yapmalarıdır. Doğrusu ben bunu bekliyorum. Başka ülkelerde de, aynı süreçler yaşanırken, aynı suikastlerle karşı karşıya kalınmıştır.
- Aynı risk, Ergenekon tipi örgütlenmelerin düzenleyecekleri suikast veya dev gösterilerdir. Türk halkı adına muhalefet etmek için kolları sıvayacak olan bu guruplardan da kan dökmelerini bekleyebiliriz. Ancak, ne Kürt ne de Türk militanların bu olası girişimlerine karşı tedbirli olmanın dışında birşey yapamayız. Üstelik, bu olasılık var diye, süreç de durdurulamaz.
- Ermenistan Açılımı ile  ilgili risk ise, süreç iyi yönetilmediği taktirde, “Türkler barış istemiyor” gerekçesiyle Soykırım İddialarının 100 üncü yıldönümüne birkaç yıl kala, uluslararası  yeni ve dev bir kampanya ile  tüm dünyaya kabul ettirilmesi veya Azerbaycan’ın dostluğunu kaybetmemizdir.
Yukarıda değindiğim riskler, bu süreci durdurmak için yeterli gerekçe sayılamazlar.Gayet tabii iniş çıkışlar yaşanacak, anlaşmazlıklar olacak, süreç kesilecek ve ardından yeniden başlayacak. Engellemek veya tümüyle durdurmak isteyenler çıkacak. Ancak göreceksiniz, pandora kutusu bir defa açıldımı kolay kolay kapatılamayacak.
Belki kısa ,belki uzun sürecek...
Belki kanlı, belki kansız olacak...
Ancak sonunda olacak.

posta



Bu yazı 624 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Eylül 2012 Türkiye, Suriye'de frene basıyor...
    • 25 Temmuz 2012 Türkiye'siz İsrail'in eski etkinliği kalmadı...
    • 20 Temmuz 2012 Esad için yer aranmaya başlandı, ancak henüz kabul eden ülke bulunamadı...
    • 13 Temmuz 2012 Washington Ankara'yı yavaşlatmaya çabalıyor
    • 27 Haziran 2012 Türkiye karizmasını çizdirmedi...
    • 21 Haziran 2012 PKK, vurdukça devre dışı kalıyor...
    • 25 Nisan 2012 23 Nisan müsamelerinden kurtulamayacak mıyız?
    • 19 Nisan 2012 Böyle subay yetiştirirseniz, Darbe'ye hayret etmeyin
    • 2 Mart 2012 ABD raporu: Ermenistan ile ilişkiler açılmalı...
    • 21 Şubat 2012 Bu defa MİT kazandı, ancak dikkat...
    • 9 Şubat 2012 Bırakın dindar nesli, tablet nesli geliyor...
    • 23 Aralık 2011 Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
    • 15 Aralık 2011 Gül 2014'e kadar Çankaya'da...
    • 10 Aralık 2011 Erdoğan çekildi, partinin haline bakın...
    • 30 Kasım 2011 Başbakan'ın ameliyat sonucu saklanmamalı...
    • 27 Ekim 2011 Devlet ne yapsa, bir türlü yaranamıyor...
    • 20 Ekim 2011 Bu açık bir cinayettir, bir savaş ilanıdır
    • 29 Eylül 2011 PKK vuruyor, ancak kışkırtamıyor...
    • 21 Haziran 2011 Erdoğan'ı tarihe asıl Kürt sorunu geçirir...
    • 22 Nisan 2011 Türkiye, BDP'ye sahip çıktı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,792 µs