En Sıcak Konular

Hasan Cemal


Hasan Cemal
0 0 0000

Geçmişi gömmeden güzel bir gelecek kurulamaz!



Ahmet Altan dün Taraf’taki yazısına, “Bugünleri görmek, bu gelişmelere şahit olabilmek sevindiriyor beni” diye başlamıştı.
Benim duygularım da öyle.
Telefonla aradım Ahmet Altan’ı, “Nihayet Türkiye paçasını kurtaracak bu meseleden” dedi.
Hepimizin dileği o.
Bir umut dalgası kabarıyor.
Gün geçtikçe büyüyen bir dalga bu. Değişik çevrelerden sesler yükseliyor, “Kan ve gözyaşı inşallah bitecek!” diye.
Gerçekten öyle.
Vicdanının, yüreğinin sesini dinleyen aklı başında herkesin ‘barış’ı istemesinden daha doğal ne olabilir ki?
İnsanlar vicdanlarının, yüreklerinin sesine ne kadar kulak verirlerse, barış da o kadar yaklaşır.
Evet, güzel günler yaşanıyor.
Ama aynı zamanda tedirginim.
Çünkü tehlikeler yok değil.
‘Kürt açılımı’nın, ‘barış seferberliği’nin kırılgan yanları var.
Bunun da farkındayım.
Öyle bir noktaya doğru gidiliyor ki, umut dalgası yerini, eğer gerekli özen gösterilmezse büyük bir hayal kırıklığına bırakabilir.
Onun için gerçekçilik şart.
Ne demek ‘gerçekçilik’?..
Çıtayı yükseğe koymamak!
Öncelik burada.
Bu konu özellikle Öcalan’ı ilgilendiriyor. Çünkü olmadık istek ve çıkışlar bir anda barış korkusu içinde yaşayanların değirmenine su taşır.
Bu açıdan şimdiye kadarki İmralı sinyalleri iyi, dileriz bozulmaz.
Fakat DTP’lilerin de özen göstermesi lazım, özellikle ‘dil’lerine...
Bu bakımdan Genel Başkan Ahmet Türk’ün baştan beri sergilediği sorumluluk çizgisi tüm DTP’lilerin ortak tutumu olabilmelidir diye düşünüyorum.
Bu noktayı özellikle vurguluyorum.
Çünkü yalnız Kürtler yok, Türkler de, Türk kamuoyu da var ve de yaşanan acıların ortak yanları var.
Belki şöyle söylenebilir:
İki tarafın da yaşadıkları ‘meşru acıları’ gözardı ederek, bu açıdan gereken duyarlılığı göstermeden barış yakalanamaz.
Apo’yla da bunu konuşmuştum.
1993’ün Nisan ayıydı.
Lübnan’da, Suriye’nin kontrolündeki Bekaa Vadisi’ndeki bir evde Abdullah Öcalan’la uzun saatler sohbet etmiştik.
‘Türk kamuoyu’ idi üstünde durduğumuz konulardan biri de. Öcalan da mutabıktı, Türk kamuoyunu ikna etmeden, Türk kamuoyunu hazırlamadan barışı yakalamanın hayal olduğunu...
Bakın, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir Başbakan, Tayyip Erdoğan, ilk kez elini taşın altına böylesine büyük bir sorumlulukla koyabiliyor. Çok ciddi bir siyasal risk alıyor ve “Bedeli ne olursa olsun” bu sorunu çözmekten söz edebiliyor, şu kadar iddialı konuşabiliyor:
“Şimdi artık bu meseleyi kökten çözmenin tam zamanı. Bu meseleyi artık uyanmamak üzere tarihe gömmek için halkımızda istek var, talep var. Bedeli ne olursa olsun adımlarımızı attık, atıyoruz, atacağız. Bedeli ne olursa olsun, verdiğimiz sözü gerçekleştirecek, bu meseleyi çözüm yoluna koyacağız.”
Tekrar ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir Başbakan ilk kez böylesine yürekli bir çıkış yapıyor, Kürt meselesinde elini gerçekten taşın altına koyuyor.
Cumhurbaşkanı Gül’den başlayarak devletin tepesindeki uyum da dikkati çekiyor.
Tarihi bir fırsattır bu.
Bu nedenle herkesin, hepimizin, hatta Baykal’la Bahçeli’nin de sorumlu davranması lazım.
Bazı sorunlar vardır ki onları tarihe gömmeden -ya da geçmişi gömmeden- güzel bir gelecek kurulamaz.
İyi pazarlar!

milliyet



Bu yazı 234 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Eylül 2012 Türkiye AB’nin, AB Türkiye’nin neresinde?
    • 13 Eylül 2012 Ve soruyorum Ak Parti iktidarına...
    • 7 Ağustos 2012 Özkök Paşa demokrasi adına bir şanstı!
    • 12 Mayıs 2012 Ak Parti’yle kadınlar, başörtüsü sorunu ve Kürt sorunu...
    • 18 Nisan 2012 Demokraside asker sorunu, sivil sorunu!
    • 15 Nisan 2012 Suriye’de akan kan ve evimizin içi!
    • 3 Nisan 2012 Suriye’de ben de tarafım!
    • 27 Mart 2012 Zamanın ruhu ve dış konjonktür PKK’ya karşı!
    • 21 Ocak 2012 İnsanlık ölmedi, karanlık sorgulanacak!
    • 18 Ocak 2012 Sanık Kenan Evren, ayağa kalk!
    • 20 Kasım 2011 ''Dersimli okşanmakla kazanılmaz!''
    • 18 Ekim 2011 Herkes ‘Atatürk milliyetçisi’ olmak zorunda mı?..
    • 5 Ekim 2011 Ak Parti, CHP, BDP uzlaşması...
    • 29 Eylül 2011 Ciğeri yanan Erdoğan’a, Öcalan’a...
    • 27 Eylül 2011 PKK, BDP, Güneydoğu’dan haberler öyle ki...
    • 22 Eylül 2011 Avrupa Birliği Türkiye'ye dürüst davranmıyor mu?
    • 21 Eylül 2011 Düşen helikopterin beynini kim söküp aldı ?
    • 7 Eylül 2011 Başbuğ Paşa da hesap vermek zorunda!
    • 2 Eylül 2011 Erdoğan’ın askeri vesayetle mücadelesi...
    • 6 Ağustos 2011 Kürt sorunu: Bardağın dolu ve boş tarafı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,943 µs