En Sıcak Konular

Mustafa Karaalioğlu


Mustafa Karaalioğlu
0 0 0000

Ayıp



Bıkmadan usanmadan, “çözüm şart” derken bıkmadan usanmadan “Bu işi gündelik siyasete alet etmeyin” demek lazım.

Etmeyin içinde kan var, etmeyin içinde can var, etmeyin içinde acı var. Etmeyin içinde bu ülkenin birlikte, huzur içinde yaşaması ilkesine tehdit var.

Başbakan; seçilmiş, halkın oylarıyla Meclis’e gelmiş bir partinin genel başkanıyla görüşüyor. Ana muhalefet lideri, “Geç bile kaldın, daha önce nerelerdeydin” diyeceğine, “DTP ile görüşmenin muhatabı PKK’dır” diyor.

Bu sözlerin, bu ayrıştırıcı tavrın, bu demagojinin ne anlama geldiğinin farkında değil mi, acaba?

Bunun, tam da sözümona şikayet ettiği bölücülüğün ta kendisi olduğunu, daha da çok kan aksın demek oluğunu, Türklerle Kürtler düşman olsun demek olduğunu bilmiyor mu? Bilmemesi mümkün mü?

Partisinin eski milletvekili olan Ahmet Türk’ü tanımıyor mu? Onun Kürt meselesinde en kabili muhatap şahıs olduğunu bilmiyor mu? Yıllar önce onun evinde, Kasr-ı Kanco’da “Eğer imkan bulursa bu sorunu çözmek için elinden geleceğini yapma”! sözü veren Baykal değil miydi?

Bırakın sözü, lafı; 1989’da Kürt raporu yazan kişi Baykal değil miydi?

Yoksa, anayasa, askeri vesayet, demokratikleşme ve Avrupa Birliği’nde olduğu gibi Kürt meselesinde de dün dündü bugün, bugün mü?

Öyleyse ayıp değil mi?

Şu cümleleri okuyalım:

“Cumhuriyet bir siyasal bilinç temelinde kurulmuştur. Bu gerçeğin inkârına dayalı, tek bir ırkı ön plana çıkaran, çareyi ırksal anlayışta bulan, herhangi bir etnik karakterden ve mezhep anlayışından mucize bekleyen tahlil, ideoloji ve politikalar çağdaş olmayacakları gibi çözüm de getiremezler. Terör örgütünün silahlı mücadelesi ileri sürülerek halka baskı yapılması haklı gösterilemez. Bu, silahlı terör örgütlerinin tuzağına düşmektir. Terör tuzağının amacı, baskıdan bıkan insanların devlete, Cumhuriyet’e yabancılaşmasını sağlamaktır. Çözüm şudur... Anayasa’dan başlayarak, bütün ilgili yasal düzenlemeler demokratik hukuk ilkelerine uygun hale getirilmeli. Kürt kimliği kabul edilmeli, anadil yasağı ile ilgili her türlü yasal düzenleme yürürlükten kaldırılmalı. Herkes, anadilinde serbestçe konuşabilmeli, yazabilmeli, öğretebilmeli. Köy koruculuğu kaldırılmalı. Bölge insanının diline, kültürüne, vatandaşlık haklarına saygı anlayışı egemen olmalı.”

Erdoğan değil, Türk değil, 12 kötü adam değil Baykal söylüyor bunları. Daha doğrusu önceden söylüyordu, şimdi söylemiyor, söyleyemiyor. Söyleyene kızıyor, bağırıyor, çağırıyor.

Şimdi demagoji yapıyor, şimdi çözümün önüne set oluyor, şimdi Kürt’ü tanımıyor, Türk’ün hassasiyetine kulak tıkıyor. Şimdi bu ülke tam büyük bir sorununu çözebilme imkanı yakalamışken sanki bir bölünme problemi varmış gibi, sanki birileri ihanet içindeymiş gibi hava yayıyor. Şimdi ayıp ediyor.

Baykal herşeyi biliyor. Kürt sorununu aşan bir ülkenin şaha kalkacağını da biliyor, bu sorunun bir gün dahi geciktirilmeden çözülmesi gerektiğini biliyor. Kürt sorunu çözülmeden bu ülke insanlarının aynı rüyayı göremeyeceğini, aynı hayalin peşinden koşamayacağını pekala biliyor.

Özellikle de bu kez çözülemezse sorunun bir daha hiç çözülemeyeceğini de çok çok iyi biliyor: Bunları bilmese o raporu yazar mıydı? Bunları bilmese bir hafta önce konuşmak varken, pusuda bekleyip havayı koklayarak dün konuşmak gibi bir Şark kurnazlığına girişir miydi?

Peki, gerçekler apaçık ortadayken Kürt sorunu siyasi haset için çok pahalı, çok kanlı bir konu değil mi? Çözümsüz geçen her gün, geride geçmeyen acılar bırakırken üç-beş oya değer mi?

Tarih yaşanıyor, tarih yazılıyor. Bir politikacı için bu tarihin hükmünü bu kadar ıskalamak yazık değil mi?

star



Bu yazı 336 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Erdoğan ne yapmış oldu?
    • 26 Ocak 2011 CHP değişmese ne olur?
    • 27 Eylül 2010 ''Seçkinler'' demokrasiye entegre olacak mı?
    • 3 Haziran 2010 İsrail’in başındaki bela
    • 14 Aralık 2009 DTP KAPALI, PKK AÇIK Bu karar kimi cezalandırdı?
    • 24 Kasım 2009 Aynı analiz, aynı nakarat
    • 6 Ağustos 2009 Ayıp
    • 28 Temmuz 2009 367’nin mucidine bir küçük soru
    • 2 Aralık 2008 Ergenekon davası nasıl başarısız olur?
    • 30 Kasım 2008 Erdoğan’ın en önemli seçim vaadi
    • 19 Ekim 2008 151 oy neyi anlatıyor
    • 17 Eylül 2008 Satır aralarından Başbuğ
    • 8 Mayıs 2008 O yemekte ne konuşulmadı
    • 13 Nisan 2008 ‘AB şimdi’nin iki faydası
    • 10 Mart 2008 CHP’den başka küçülen Atatürk kurumu var mı?
    • 14 Ocak 2008 Alevi ezberleri
    • 1 Ocak 2008 ‘2007’nin en önemli olayları’ listem
    • 24 Kasım 2007 Kritik operasyon soruları
    • 5 Temmuz 2007 MHP siyasetini bekleyen yüzleşme
    • 28 Haziran 2007 ‘Gül olamaz’ daha iyi bir gerekçeydi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,637 µs