En Sıcak Konular

Ruşen Çakır


Ruşen Çakır
0 0 0000

AKP de DTP de çok memnun



AKP Lideri Recep Tayyip Erdoğan nihayet DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve arkadaşlarını kabul etti ve ilk işaretlere göre korktuğu şeylerin hiçbiri başına gelmedi. Hatta DTP’lilerin “makul, olgun, anlayışlı ve sorumlu” tavır ve üsluplarının Erdoğan başta olmak üzere AKP tarafını şaşırtmış olduğunu öğrendim. Sonuçta Erdoğan cephesinde bu buluşmanın isabetli, yararlı ve verimli olduğu yönünde bir kanaat hakim. Erdoğan neden korkuyordu? Uzun bir süre “terörü kınamazlarsa görüşmem” dediği DTP’lilerin bu buluşmaya “zafer kazanmış” edasıyla gelmelerinden ürküyordu. Bu kaygısının ilk nedeni hiç kuşkusuz şahsiydi, açık söyleyecek olursak “karizmasının zedelenmesi” ihtimaliydi. İkincisi daha genel ve siyasiydi. Zira Erdoğan “Kürt açılımı” konusunda sahiden çok ciddi ve bu sorunun çözümü için ilk şartlardan birinin DTP’yi muhatap almama ısrarından vazgeçmesi olduğunu nihayet kavradı ya da kabullenmek zorunda kaldı. Daha ilk günden MHP’nin topyekun saldırısına maruz kalan açılıma karşı CHP’nin de ne yapacağının tam belli olmadığı bir ortamda eğer DTP de açık bir şekilde işi yokuşa sürseydi süreç daha başlamadan bitmiş olabilirdi. Fakat DTP’liler bunun kendileri için çok ama çok önemli bir fırsat olduğunu anlamış olacaklar ki iktidar partisine karşı tahminlerin ötesinde bir şekilde anlayışlı, sorumlu ve olgun bir tavır takınmışlar. Sonuçta dün itibariyle DTP’nin Kürt açılımı denen süreç içerisinde aktif bir şekilde yer aldığını söyleyebiliriz.

Fakat şunu unutmamak şart: DTP’nin katılımı bu süreç için olmazsa olmaz bir şarttı, öte yandan yine DTP’nin varlığı bu açılımın en kırılgan yönlerinden birini oluşturuyor. Bu süreci sabote etmek isteyenlerin birçok kanattan provokasyonlar tezgahlanabileceklerini ve sıklıkla DTP’nin PKK ve Öcalan ile ilişkisini istismar etmek isteyeceklerini öngörebiliriz.

Öz değil biçim konuşuldu

Dünkü buluşmada ağırlıkla, tıpkı İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın basın toplantısında yaptığı gibi “Kürt açılımı” nın içeriği değil üslup ve yöntemi üzerinde durulmuş. Son günlerde peş peşe yaşananları çok yakından izleyen DTP’lilerde, zaten AKP hükümetinin bu sefer “gerçekten kararlı” olduğu kanısı ağır basıyordu. Dün Erdoğan ve arkadaşlarının tavır ve açıklamalarıyla bu kanıları iyice pekişmişe benziyor. Başta MHP olmak üzere, birbirinden farklı çevre ve odakların açılıma karşı yürüttükleri taarruzun DTP’yi hükümete daha da yakınlaştırdığını ve çözüm istemeyen çevrelerin ellerinde koz vermemeye bundan böyle daha fazla özen göstereceklerini söyleyebiliriz.

Erdoğan’ın bir diğer kaygısı, DTP’lilerin bir yandan “diyalog” ve “çözüm” deyip diğer yandan hükümetin öneri ve çalışmalarını eleştirip kendi görüşlerini dayatması ihtimaliydi. Ahmet Türk’ün buluşma sonrası yaptığı kısa açıklama, DTP’nin böyle bir tutumu benimsemeyeceği, olabildiğince hükümetin çizeceği çerçeve içinde kalmaya çalışacağı yolunda ipuçları taşıyor. Fakat untmamak lazım, DTP siyasi kararlarını kendi başına alan bir parti değil; Kandil’den ve özellikle de İmralı’dan yapılacak herhangi bir açıklama veya uyarı; daha ileri gidelim, gelecek bir talimat bu partinin bocalamasına ve çizgi değiştirmesine yol açabilir.

Sonuçta Erdoğan çok büyük bir yanlıştan döndü ve DTP’lilerle diyaloğa geçti. Bu diyaloğun sağlıklı bir zemine oturtulması durumunda Kürt sorununun kalıcı çözümünün daha kolay olacağı açıktır. Fakat AKP+DTP=çözüm formülünün yanlış ve son derece tehlikeli olduğunu akıldan çıkarmamak lazım. Bu yüzden hükümetin ne yapıp edip CHP’yi de sürece dahil etmesi ve MHP’nin de itiraz çıtasını daha aşağılara çekmesini sağlaması gerekiyor.

vatan



Bu yazı 319 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Şubat 2012 Türkiye dehşet senaryolarına hazır olmalı
    • 23 Haziran 2011 Herkes elini çabuk tutmalı
    • 13 Haziran 2011 Hoca’nın rüyasını talebesi gerçekleştirdi
    • 8 Mayıs 2011 Beş soruda Hizbullah-PKK gerginliği
    • 27 Nisan 2011 Suriye mi, İsrail mi?
    • 24 Kasım 2010 Öcalan bunu hep yapıyor
    • 20 Ekim 2010 Bir toplum mühendisliği projesi olarak KCK operasyonu
    • 28 Temmuz 2010 Ne açılım, ne referandum yüzünden
    • 23 Haziran 2010 PKK kayıtsız şartsız silah bırakmalı
    • 10 Mayıs 2010 Türklerin kaygıları, Kürtlerin haysiyeti
    • 3 Mayıs 2010 ''PKK ne yapmak istiyor?''
    • 13 Nisan 2010 Ahmet Türk Türkiye’dir
    • 12 Şubat 2010 Devletin zirvesinde koalisyon fikrine hazır mıyız?
    • 5 Şubat 2010 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine erken ve gerekli bir bakış
    • 28 Ocak 2010 Alevi açılımında son dönemeç
    • 19 Ocak 2010 Adalet istiyoruz
    • 12 Ocak 2010 PKK nasıl silahsızlandırılacak?
    • 17 Aralık 2009 Gül nasıl devreye girebilir?
    • 4 Aralık 2009 Açılım gemisi İmralı açıklarında batmak üzere
    • 19 Kasım 2009 Dersim yanlışları

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,826 µs