En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

HSYK nerede duruyor?



HSYK geriliminde en son gelinen noktayı doğru değerlendirmek gerekiyor, çünkü bu nokta, Ergenekon davasının geleceği ile çok ilgili.  
Problem, HSYK'da çoğunluğu elinde bulunduran grubun Ergenekon davasına mesafeli durduğu ve davayı yürütmekte olan yargıç ve savcılara disiplin uygulaması yapmak istediği kuşkusundan kaynaklanmaktaydı.

Yani Şemdinli Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın başına gelenlerin Ergenekon heyetinin de başına gelmesi endişesinden...

HSYK toplantı maratonu, sonunda Ergenekon yargıç ve savcıları üzerinde bir operasyon yapılmadan tamamlandı.

Ancak, alınan kararda, kuşku doğurucu bir hüküm olarak, yargı heyeti ile ilgili şikayetlerin HSYK'ya intikali öngörüldü.

Ancak, bu dahi normal kabul edilebilir.

Çünkü sonuçta Ergenekon da bir adli yargılama sürecidir ve onun da sağlıklı işlemesi, yani adaletin ortaya çıkması için hassasiyet gösterilmesi tabiidir.

Şikayetler görüşülür ve objektif şekilde karara bağlanır...

İşte sorun tam da burada ortaya çıkıyor.

Acaba şikayetler objektif biçimde görüşülür ve karara bağlanır mı?

HSYK'nın, Ergenekon konusunda objektif bir tavrı var mı?

Bu konuda bir yargıya varmak için, elimizde şimdi, toplantı maratonunun gizli ortamına yönelik spekülasyonlardan ayrı, somut bir malzeme var.

Bu, HSYK adına 10 kişinin imzasıyla yayınlanan bir bildiri.

İşte bu bildiri, HSYK adına Ergenekon davası ve yargı heyeti ile ilgili bir tavrı ifşa ediyor.

Bildirinin genel havasına bakıldığında, HSYK'yı oluşturan kadronun süreçten rahatsızlık duyduğu ve yargı heyetine olumsuz baktığı anlaşılıyor.

Hatta başsavcı yardımcısı olarak ikinci bir isim atanıyor ve o isme, adeta diğer savcılara karşı bir supap misyonu yüklendiği belirtiliyor.

Ama mesela bu bildiride, Ergenekon davasının önemine dair en küçük bir not yer almıyor.

Bu durumda, HSYK'nın büyük gözaltında bir Ergenekon yargılaması söz konusu oluyor.

HSYK'nın büyük gözaltı dediğimiz şeyi asla küçümsememek gerekiyor.

Ferhat Sarıkaya örneği hiç mi hiç unutulmamalı.

Ona Sacit Kayasu, Gültekin Avcı isimleri ilave edilebilir.

HSYK'nın meslekten ihraç ettiği savcı veya yargıç, avukatlık bile yapamıyor.

Ve HSYK'nın kararları yargıya götürülemiyor.

Ve bir şey daha: Şu yukarıda saydığımız isimler, HSYK kararlarının niteliğini sergiliyor.

Şimdi böyle bir durumda, Ergenekon'un yargı heyetinin psikolojisi nasıl olacak?

Şu biliniyor:

HSYK'nın kararları en çok henüz görevde bulunan savcı ve yargıçlar üzerinde baskı oluşturuyor.

Yani bir anlamda, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri, HSYK'nın varlığı ve kararlarıyla gölgeleniyor.

Eğer HSYK'da, belli bir ideolojik, siyasi veya inanç grubunun etkinliği, ağırlığı varsa, kararlara o grubun renginin yansıdığı kuşkusu ortadan kaldırılamıyor.

Şu anda HSYK'nın Ergenekon'la ilgili görünümü tam da budur.

Kanaatimce şu söylenebilir:

Devlet içinde herhangi bir kurumun, Ergenekon davası bünyesinde yer alan dosyaları önemsemiyor olması bile önemli bir tavır niteliği taşır.

Açılan davalarda sanık veya şüpheli olarak yer alanların her birine suçlu olarak bakmak elbette mümkün değildir.

Kimin hangi oranda suçlu olduğu veya olmadığı yargılama sonunda ortaya çıkacaktır.

Kuşkusuz beraat edenler de olacaktır.

Ama bundan bağımsız olarak, Ergenekon'da yargı önüne gelen dosyaların muhtevası, Türkiye'nin içinden geçtiği karanlık ve yer yer kanlı olaylarla doludur. Bunlar gerçek boyutlarıyla ortaya çıkmadan ve temiz bir süreç başlatılmadan Türkiye'nin rahatlaması da söz konusu olamaz.

İşte HSYK'nın kamuoyuna yansıyan yüzünde bu hassasiyeti göremiyoruz.

Aksine, sanki Ergenekon sürecinden kaygı duyanlar arasında bir rol üstleniliyor görüntüsü hakim.

Böyle bir görüntünün, bu kurumu önü alınmaz tartışmalar içine sürükleyeceği ve yıpratacağı muhakkak.

Ne yazık ki, yargıdaki sancılarla ilgili "Tuzun kokması" söylemi kamuoyu gündemine girmiş bulunuyor.

"Tuzun kokması"ndan duyulan kaygı, toplumun yargı üzerindeki titizliğinin bir göstergesi olarak anlaşılmalı.

Er veya geç, Türk yargı sistemi kesinlikle ciddi bir reformdan geçirilecektir.

Türkiye demokrasisinin, yargıçlar devleti, yani Batılı ifadeyle "jüristokrasi" görüntüsünden kurtulması kaçınılmazdır.

Yargıyı yargıçların gölgelemesi tehlikesi de ortadan kaldırılacaktır.

Ergenekon'la ilgili sancı, Türkiye'nin birçok sorunu gibi, bir bakıma, yargı sorunu da apaşikar gözler önüne sermiştir.

Sancının ortaya çıkması, dilerim çözümü de getirsin.

bugün



Bu yazı 219 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,443 µs