En Sıcak Konular

Mustafa Karaalioğlu


Mustafa Karaalioğlu
0 0 0000

367’nin mucidine bir küçük soru



Yaşadığımız günler toplumun tarihe tanıklığının benzersiz örnekleriyle doludur. Başka bir nesle nasip olmayacak tanıklıklar yaşanıyor, ülke kocaman bir üniversite amfisi gibi uygulamalı demokrasi tarihi dersi icra ediliyor. Sadece demokrasi değil, çeşitli vesilelerle hukuk, insan hakları, uluslararası politika ve irili ufaklı sayısız temel disiplin sıradan insanların gündelik hayatlarının parçası haline geliyor. Tabii, öğrenciler dersi ilerlettikçe de konuyu kavrıyor ve her söyleneni yutmuyor.

Türkiye’yi çağdaş bir ülke olma yolunda ve bir arada, birbirinin hukukuna rıza göstererek yaşama paydasında birleştirecek olan bu bilinçlenme sürecidir. Toplum daha fazlasını istedikçe ve her şeyi sorgulayarak daha rafine bir hukuk anlayışına yöneldikçe ikna edilmesi zorlaşacaktır. Zannedilmesin ki TV ekranlarında her dinlediğine, gazetede her okuduğuna itimat ediyor. Ya da kimin neyi, ne amaçla evirip çevirerek aktardığını fark etmiyor.

Bu yüzden de hukuk ve siyaset konuşmayı alışkanlık haline getirenlerin biraz dikkatli olmaları gerekiyor.

Mesela, 367 meselesinden maruf eski başsavcı gibilerin.

Bugünlerde yaptıklarını izliyor musunuz? YÖK’ün katsayı adaletsizliğini bitiren ve bütün öğrencilere eşit yarışma imkanı tanıyan katsayı kararı için dediklerini duydunuz mu?

‘Anayasa Mahkemesi’nin, AKP hakkında almış olduğu o kararın okunmasında, AKP için yarar vardır. Tam zamanıdır şimdi.’

Sakınmadan bir kapatma davasının daha imasını yapıyor. Niye? Anayasal bir kuruluş olan YÖK katsayıyı kaldırdı diye. Eski Başsavcı bu illiyetten yola çıkarak AK Parti’yi tehdit ediyor. YÖK’ün aldığı kararın eşitlikçi ve eğitimi tabiatına uygun olduğunu görmezden geldiği gibi iktidar ile YÖK arasında hukuki ve hiyerarşik ilişki olmadığını da görmezden geliyor.

Peki... Genelkurmay Başkanlığı geçtiğimiz günlerde ilahiyatçı subay istihdam ettiği açıklandı. Hem de bunu 26 yıldır yaptığı anlaşıldı. Genelkurmay YÖK gibi de değil, doğrudan Başbakan’a bağlı. Başbakan da AK Parti’nin Genel Başkanı... Eski Başsavcı muhtemelen bu bağlantıları bilmiyor! Bilse, bu ‘irtica planı’nı deşifre ederdi. Önce Anayasa Mahkemesi’nin odak kararını okumanın bir kez daha faydalı olacağını söyler, ardından da şimdi kendi koltuğunda oturan meslektaşını göreve çağırırdı.

Bilmiyor herhalde; bilse gerçek bir hukuk insanı olarak asker falan da dinlemez bu açık suçu duyururdu muhakkak.

Böyle dört başı mamur bir delili atlamış olmasının başka izahı olamaz. Ya da dalgınlığına geldi. İnsan bazen dalgınlaşabiliyor. Tıpkı, her tarafa bir içtihad yetiştirirken kendi içinde bulunduğu durumu değerlendirmekte dalgınlığa düşebildiği gibi.

YÖK kararı gibi zayıf bir illiyet bağından yola çıkıp iktidar partisine imalı mesajlar gönderen birisine; ‘Madem bu kadar uzak bağlantılardan yola çıkarak ilişkiler kurabiliyorsun, o zaman senin hakkında da Ergenekon’la bağlantı kuranlar haksız sayılmaz ne dersin’ diye sormazlar mı? Bu dava kapsamında evi aranmış birisi için böyle bir iddiayı kim yadırgayabilir?

Madem her şey açık açık yaşanıyor ve toplum da uygulamalı olarak hukuk öğreniyor o zaman sorar bunu.

Bağlantı kurmak böyle kolaysa, hukuku esnetmenin bu kadarı mümkünse; ‘Her söylediğin, yaptığın her yorum o adamların dilinde. Sen de kendi durumunu bir yorumla’ derler insana.

Böyle soruları yadırgamak da olmaz. Zira, sokaktaki insan hukuktan çok anlamaz ama vicdanı vardır, adalet duygusu taşır ve en önemlisi de merak eder.

star



Bu yazı 452 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Erdoğan ne yapmış oldu?
    • 26 Ocak 2011 CHP değişmese ne olur?
    • 27 Eylül 2010 ''Seçkinler'' demokrasiye entegre olacak mı?
    • 3 Haziran 2010 İsrail’in başındaki bela
    • 14 Aralık 2009 DTP KAPALI, PKK AÇIK Bu karar kimi cezalandırdı?
    • 24 Kasım 2009 Aynı analiz, aynı nakarat
    • 6 Ağustos 2009 Ayıp
    • 28 Temmuz 2009 367’nin mucidine bir küçük soru
    • 2 Aralık 2008 Ergenekon davası nasıl başarısız olur?
    • 30 Kasım 2008 Erdoğan’ın en önemli seçim vaadi
    • 19 Ekim 2008 151 oy neyi anlatıyor
    • 17 Eylül 2008 Satır aralarından Başbuğ
    • 8 Mayıs 2008 O yemekte ne konuşulmadı
    • 13 Nisan 2008 ‘AB şimdi’nin iki faydası
    • 10 Mart 2008 CHP’den başka küçülen Atatürk kurumu var mı?
    • 14 Ocak 2008 Alevi ezberleri
    • 1 Ocak 2008 ‘2007’nin en önemli olayları’ listem
    • 24 Kasım 2007 Kritik operasyon soruları
    • 5 Temmuz 2007 MHP siyasetini bekleyen yüzleşme
    • 28 Haziran 2007 ‘Gül olamaz’ daha iyi bir gerekçeydi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,184 µs