En Sıcak Konular

Nuray Mert


Nuray Mert
0 0 0000

Bir başka açıdan başörtüsü meselesi



MAKSAT sahiden anlamaya çalışmaksa öncelikle, yirmi yıl önce bu çabaya girişmiş biri olarak şunu hatırlatmak isterim: Başörtüsü takıp saha araştırmaları yaparak, başörtülü kadınları veya başörtüsü meselesini anlamak konusunda fazla bir yol alınamaz.

Yok, hayır... İşi "başörtüsü mistiği"ne katkıda bulunmaya veya "onları kimse anlayamaz" mecrasına sokmaya çalışmıyorum... Sadece haksızlık yapmamaya çalışıyorum.

Şu kamusal alan meselesine, yani "Bu düzen başörtülülere hálá ’bara gidemezsiniz demiyor, okula giremezsiniz diyor" faslına da giremeyeceğim. Zira o da ayrı bir yılan hikáyesi.

"Başörtülü kadın bir kadın olarak neler hisseder, áşık olur mu?" gibi cevap bulması daha da çetrefil, dahası sorulması gerekli mi olduğu da tartışmalı mevzulara dalmaya da hiç niyetim yok.

BUGÜNE BAŞÖRTÜLÜ GELMEK

Sadece basit bir şeyi, "bugün başörtüsü takmak" ile "bugüne başörtülü gelmek" arasında bile çok zalimce bir fark olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Bugüne başörtülü gelmenin hafıza kayıtlarında okul kapısından çevrilmek var. Mesela tıp doktoru olunsa da, okuma yazma bilmez muamelesi görmek var. Açıkça olmadığı zaman hissedilir biçimde burun kıvrılmış olmak var. Birçok ortamda istenmeyen misafir olarak kalmak var.

En bilinen ifadesiyle buna, "öz yurdunda garip, öz vatanında parya" gibi hissetmek diyebiliriz.

Bu "hafıza kaydı"nın varlığı, insanı bazen güvensiz, ürkek; bazen öfkeli, bazen (yeni edinilmiş iktidar şımarıklığı ile) neredeyse saldırgan kılabilir.

Ama her durumda, aklına esip başörtüsü takmış birinden çok ama çok farklı kılar. En azından bunu aklımızın bir kenarında tutup, ne söyleyeceksek ona göre söyleyelim.

Dediğim gibi, tüm bunları artık bir "mistik" halini alan "başörtüsü zulmü" edebiyatına katkı olarak söylemiyorum. Dahası bu mistiğin de artık uzun uzun konuşulması, mevcut kalıplarının dışında tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

BİR MARAZİ HAL

Kalkış noktası son derece anlaşılır ve haklı olan bu "mistik", hem siyasi hem toplumsal anlamda birçok marazi sonuç yarattı.

Bu zulüm, kurbanlar verdiği gibi, iktidarlara da yol verdi. Muazzam hak gaspları doğurduğu gibi, hak edilmemiş kariyerler de üretti. Birçoklarının hayatını karartırken, bazılarına "Yürü ya kulum!" yolu döşedi.

Yine de tüm bunlar, bir büyük "karanlık devri" unutmuş gözükmek, bir büyük haksızlığı görmezden gelmek, yaşanmış birçok sıkıntıyı hafife almak için geçerli mazeret, bir pişkinlik gerekçesi olmamalı.

Sonuçta diğer birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Türkiye’nin geldiği yer, bir marazi halden diğerine geçiş oldu. Halihazırda sivil iktidar sahiplerinin çoğunun, (kendisinin değil) ’eşi’nin başörtülü olduğu ama başörtüsü ile üniversiteye girilemeyen bir tuhaf ülkede yaşıyoruz.

hurriyet



Bu yazı 259 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Temmuz 2009 Bir başka açıdan başörtüsü meselesi
    • 16 Ocak 2007 Bir büyük yazarın küçük hesapları
    • 3 Ekim 2006 AB ve soykırım
    • 7 Eylül 2006 Siyasete düşen ak leke
    • 5 Eylül 2006 İhanet değil, gaflet
    • 31 Ağustos 2006 Asker gönderME
    • 29 Ağustos 2006 Asker gönderme meselesi
    • 11 Mayıs 2006 'Rejim krizi'
    • 5 Mayıs 2006 Türkiye-İran hattı

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,338 µs