En Sıcak Konular

Şamil Tayyar


Şamil Tayyar
0 0 0000

Penbe donlu köstebek



Anayasa Mahkemesi, Başkanvekili Osman Alifeyyaz Paksüt’ün kurumdaki müzakerelerle ilgili gizli bilgileri sızdırdığını tescil etti. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 135. ve 138. maddelerine göre soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verdi.

CMK 135. madde, ‘iletişim tespiti, dinlenmesi ve kayda alınmasını’ düzenliyor. 138. madde ise ‘tesadüfü elde edilen delilleri’ hükme bağlıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararını şöyle tercüme etmek mümkün; bu ses kayıtları, Ergenekon sanığı eşinin telefonları dinlenirken tesadüfen elde edildi, Paksüt’le ilgili doğrudan bir dinleme kararı yok, o nedenle soruşturma açılamaz.

Ama şu hüküm atlanamaz; ‘Anayasa Mahkemesi müzakereleri ile ilgili gizli kalması gereken bilgileri Osman Alifeyyaz Paksüt’ün bazı basın mensuplarıyla paylaştığı anlaşılmış olmakla birlikte...’

Kurum içinden gizli bilgileri başkalarıyla paylaşmanın ne anlama geldiğini herhalde hepimiz biliyoruz. TDK sözlüğüne göre, mecazi manada, ‘Bir iş yerinden, kurumdan özellikle gizli servisten bilgi sızdıran kimse’ için ‘köstebek’ deniyor.

Anayasa Mahkemesi, Paksüt için bu hükmü vermiş. Ama Paksüt, hakkında soruşturma açılmadığı için sevindirik vaziyette. Soruşturma açılsaydı ne olurdu? Belki koltuğunu kaybederdi. Şimdi koltuğunu korudu ama arkadaşlarının oy birliğiyle alnına yapıştırdığı etiket, umurunda bile değil.

Keşke çıkıp arkadaşlarına şöyle deseydi; Beni yargılayın, gerekirse idam edin, ama alnıma o kara lekeyi sürmeyin.

Diyemedi.

Yarın önüne, Ergenekon davasıyla yakından ilgili askere sivil yargı yolunu açan yasaya dair CHP’nin iptal başvurusu gelecek. Alnında o etiket, arkasında Ergenekon sanığı bir eş, karar verecek.

Hürriyet Gazetesi, türbanla ilgili yasaya destek için üniversitelerde kampanya başlatan Prof. Dr. İhsan Dağı’yı, eşi AK Parti milletvekili diye eleştirmiş, kampanya ile AK Parti arasında bağ kurmaya çalışmıştı. Başyazarımız Prof. Dr. Mehmet Altan bile sırf bu gerekçeyle kampanyaya imza desteği vermemişti.

Sakarya Emniyet Müdürü Faruk Ünsal, çete operasyonuyla ilgili bazı gizli bilgileri yerel siyasetçilere vermekle, yani köstebeklikle suçlanıyor. Gerçek açığa çıkıncaya kadar görevden alınmasını istiyoruz.

Paksüt’ün durumu daha vahim. Ünsal hakkındaki iddiadan ibaret, Paksüt hakkında arkadaşlarının kararı var. Ama o, arkadaşlarının oy birliğiyle alnına yapıştırdığı etiket, arkasında Ergenekon sanığı bir eşle, koltuk mücadelesine devam ediyor.

Ben de Yılmaz Karakoyunlu’nun ‘Penbe Donlu Köstebek’ kitabını kütüphanemden çıkarıp tekrar okumaya başladım. Köstebeğin marifetlerini keyifle anlatıyor: ‘Nifak, Arapça köstebek yuvası demektir. Köstebeğin yer altındaki yuvasının iki deliği vardır. Birincisi herkes tarafından bilinen deliktir. Dürüst gösterişin simgesidir. Köstebek bu delikten girer çıkar. İkinci deliği ise köstebeğin sadece kendisi bilir. Tuzağın gizlendiği kir yuvasıdır. Bu delik, burun ucuyla dokunulduğu anda açılacak kadar ince toprak tabakasıyla örtülüdür. Bir hile ihtiyacında köstebek burnuyla bu deliğe dokunarak yer üstüne çıkar ve oyununa başlar.’

Oyun devam ediyor.

Kim sorar sana kim sorar?

Atama kararnamesiyle ilgili yorumlara üzüldüğünü açıklayan HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, Ali Suat Ertosun’un haline üzülse, hatta ağlayabilseydi, kamu vicdanını daha çok rahatlatmış olurdu.

Yapmadı, yapamadı.

Hala fırsat kaçmış değildir, Ertosun’a, Ergenekon sanığı ile birlikteliğinin sebebini sorabilir. Diyebilir mesela, haklarında dava açılmış bu insanlarla, hele atama arifesinde ne işin var? Ergenekon sanığıyla görüşüp Ergenekon davasına bakan hakimler ve soruşturmayı yürüten savcıların görevden alınmasını istersen, samimiyetine kim inanır?

Fırsat bulmuşken, ‘Yahu Ali, kafamı karıştırdın, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü’yken 19 Aralık 2000 sabahı cezaevlerinde ‘Hayata Dönüş’ adıyla başlatılan operasyonda 2 asker 30 tutuklunun ölümünü bir anlat bakalım’ deyiver.

Şunu sor; ‘9 Ocak 1996’da Fehriya Erdal ve İsmail Akkol’la birlikte Özdemir Sabancı, Haluk Görgün, Nilgün Hasefe’yi öldüren Mustafa Duyar’ın 15 Şubat 1999’da Afyon Cezaevi’nde Karagümrük çetesi tarafından öldürülüşü hakkında özel malumatın var mı?’

Hatırlat ona; ‘Karagümrük çetesi üyeleri Nuri ve Vedat Ergin kardeşlerin Mustafa Duyar’ın kaldığı cezaevine nakliyle ilgili ne biliyorsun?’

Karıştıysa kafan, de ki; ‘2000 yılında Uşak cezaevinde işkenceyle öldürülen Nizamettin Dal’ın davasında ifade veren Nuri Ergin, ‘Zekeriya Öz, Sabancı suikastiyle ilgili bir şeyler ortaya çıkarmak istiyorsa Ali Suat Ertosun’un neden Mustafa Duyar’a yakınlık gösterdiğini sorgulasın’ dedi. Bu iddia doğru mu?’

Bir de Nuri Ergin’in 2000 yılında Uşak cezaevinde çıkan isyan sırasında ‘Devletin emriyle Mustafa Duyar’ı öldürdüm’ sözünün yer aldığı video kayıtlarını hatırlat ona. Vakit bulursan, tartışmalı raporlarda imzası bulunan Adli Tıp Uzmanı Nur Bilgen’i de sor.

Sanmıyorum ki sorasın. Bilemem, belki Zekeriya Öz, sorar bir gün.

Çelik halatla bağlısın

Cuma yazımızda ‘kovulma’ üzerine ahkam keserken, hayata olduğu gibi işyerine de pamuk ipliğiyle bağlı olduğumuzu yazdık ya, Ethem Sancak aradı.

Bilmeyenler için hatırlatayım, patronumdur. Prensip olarak patronlara mesafeli durmaya çalışmışımdır. Üstat Yavuz Donat’ın şu sözünü hiç unutmam: ‘Patronlar güneş gibidir, yakın olursan yanarsın, uzak olursan donarsın.’

Yıllarca donmamdan o mesafeyi yine de iyi ayarlayamadığım anlaşılıyor.

Neyse...

Ethem Bey açık çek verdi: ‘Kardeşim ne pamuk ipliği, sen buraya çelik halatlarla bağlısın. Kimse kılına dokunamaz. Sen burada hem demokrasi hem ülke için mücadele veriyorsun. Bizim hayalimiz de ülkemizin birinci sınıf demokrasiye kavuşmasıdır. Kişisel hataları savunma yükümlülüğümüz yoktur.’

‘Bunu taahhüt olarak alıyorum, yazarım’ dedim. Gülerek, ‘Yaz da herkes bilsin’ dedi. 


star



Bu yazı 562 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Ağustos 2012 Hüseyin Aygün vakası
    • 8 Ağustos 2012 Atatürk yaşasa ismini değiştirir miydi?
    • 1 Ağustos 2012 Hatay’da neler oluyor?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye’ye PKK operasyonu
    • 25 Haziran 2012 Vurulan jet değil çünkü...
    • 18 Haziran 2012 Başbakan’ın başka seçeneği yok
    • 14 Mayıs 2012 Kim bu üst komutanlar?
    • 7 Mayıs 2012 CHP’de derin çatışma
    • 28 Mart 2011 Kalemim size emanet
    • 16 Mart 2011 Arşiv bir açılsa görürsünüz
    • 9 Mart 2011 Sen de yoğunlaş, koçum benim
    • 7 Mart 2011 Ergenekon’da neler oluyor?
    • 4 Mart 2011 1 Mart operasyonu
    • 23 Şubat 2011 Olmadı sayın Bakan
    • 22 Şubat 2011 O mektubu kim verdi?
    • 18 Şubat 2011 Kılıçdaroğlu-Yalçın pazarlığı
    • 16 Şubat 2011 Yeni Türkiye nasıl kurulacak?
    • 7 Şubat 2011 CHP’yi yıkmaya mı geldi yoksa?
    • 4 Şubat 2011 Böyle terbiyesizlik olmaz
    • 28 Ocak 2011 Asılacakların listesi

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,504 µs