En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Keşke her mahkeme bu kadar hızlı olabilse...



Kıymetli Ergenekon sanığı Şener Eruygur Paşa’nın refikaları hanımefendi, bir dostuyla telefonda konuşurken, ilginç tahliye kararlarıyla gündeme gelen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi için ‘bizdendir’ yakıştırmasında bulunmuştu.

Bu ses kaydı internet sitelerine düştü.

Günlerce tartışıldı.

Hanımefendi de, ‘Hayır, bu ses bana ait değildir’ demedi.

Mahkemeler esasında ‘kimdendir’, kimden yana olmalıdır?

Mahkemeler, biliyoruz ki, kararlarını ‘Türk milleti adına’ verir. Milletin bir ferdi olması hasebiyle Eruygur hanımefendi de, bu mahkemenin kendilerinden yana olduğunu söylemiş, bir hakikati faş etmiştir.

Mahkemeler elbette ‘bizdendir’ ve başat görevi hukuka uygun kararlar vermek, ‘devletin tasallutuna karşı bireyi korumak’tır.

Konuyu, ‘halka karşı psikolojik savaş belgesi’nin müellifi olduğu iddia edilen değerli Kurmay Albay Dursun Çiçek’e, dolayısıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği jet tahliye kararına getirmek istiyorum.

Hukukçu değilim.

Tutuklama ve tahliye süreçlerini bilmem.

Fakat, şu ‘bilmeyen’ halimle, benim gözüme bile bazı tuhaflıklar çarptı.

Hayır, ‘tahliye kararı’nı sorgulamıyorum.

Mahkeme, bu kararı verirken, mutlaka haklı gerekçelere istinat etmiştir.

Benim dikkatimi, daha çok, mahkemenin olağanüstü hızı çekti.

Şu kara cahil halimle söktürmeye çalışayım. Ne olmuş, ne bitmiş?

Tutuklama kararı, önceki gece saat 00.30’da çıkıyor. Aynı anda avukat itiraz dilekçesini yazmaya başlıyor.

Mümkündür.

Dursun Çiçek, Hasdal Cezaevi’ne götürülmeden tahliye süreci başlıyor.

Bu da mümkündür.

Fakat, asıl tuhaflık şurada: İtirazı inceleyecek heyette eksik bulunduğu için, İstanbul Adalet Komisyonu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinden Faik Saban’ı 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tayin ediyor.

Hadi bu da mümkündür diyelim.

İtirazı değerlendirecek heyet, önlerinde 7 günlük yasal bir süre olmasına rağmen, hemen Ergenekon savcılarından mütalaa istiyor.

Mütalaa geliyor... Heyet, mesai saatinin bitmesine aldırmayarak ‘acil’ tarafından toplanıyor.

Ertesi gün beklenebilirdi. Ki, genellikle öyle olur.

Beklenmiyor.

Dosya hakkında önceden hiçbir hazırlığı bulunmayan hakimler incelemelerini tamamlıyor, kamuoyunun 20 gündür içinden çıkamadığı meseleyi 1 saat içinde ‘şıpın işi’ çözerek tahliye kararı veriyor. Karar, yine hiç vakit kaybetmeden, Hasdal Cezaevi’ne fakslanıyor.

Diyorlar ki, ‘Sabah 09.00’dan itibaren mahkeme heyetinin belirlenip, sonra da savcılardan görüş istenmesi, görüş geldikten sonra dosyadaki bilirkişi raporları, ifadeler, yazışmalar, yaklaşık 10 saat süren savcılık ve mahkeme ifadelerinin okunması ve sonuç olarak bir karara varılması nasıl bir güne sığdırılabildi?’

Bilmiyorum.

Bunu isterse, ‘Türk milleti’ adına karar veren yüce mahkeme heyeti açıklar.

İstemezse açıklamaz.

Ben ancak temennimi aktarabilirim:

Keşke bütün mahkemeler böyle ‘hızlı’ olabilse... Fena mı olur?

star



Bu yazı 279 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,508 µs