En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Başbakan'ın duygularını izlemek



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen gece seçim dışı dönemlerde pek az yaptığı bir şeyi yaptı ve bir televizyon mülakatına konuk oldu.
atv’de yayımlanan mülakatta, Sabah Gazetesi Başyazarı Mehmet Barlas, aynı gazetenin yazarı Hasan Bülent Kahraman ve Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu’nun sorularını yanıtladı. Programı tecrübeli televizyoncu Mehmet Akarca yönetti.
Başbakan doğal olarak tamamına yakını güncel iç ve dış politika olayları ile ekonomiden oluşan sorulara saatlerce yanıt verdi, ben de dikkatle izledim.
Gariptir, o ülkenin Başbakanı, bizler de işinin bir bölümü Başbakanı dikkatle izlemek olan gazeteciler olduğumuz halde aslında Başbakanı çok da dikkatli izlemiyoruz, onun bütün konuşmalarını, dolayısıyla da ruh halini yeterince yakından görmüyoruz, hele hele elimizde dört başı mamur bir Recep Tayyip Erdoğan portresi çıkarabilecek kadar insani materyal de çok az.
Oysa Başbakan Erdoğan bir makine değil, bir insan. Üstelik geçmiş başbakanların, siyasi liderlerin pek de kendilerini göstermek istemedikleri türden, etten kemikten, duygu yüklü, duygularını gizlemeyen bir insan.
Bir siyasi analizcinin, duygularını bu kadar gizlemeyen, dolayısıyla zaman zaman duygularının etkisiyle kararlar da alabilmesi mümkün olan bir başbakanı bence bu açıdan da tanıması veya tanımaya ciddi gayret sarf etmesi gerek.
Mesela geçenlerde bir haber çıktı, Başbakan’ın kızının Amerika’daki eğitimi sırasında şan eğitimi de aldığına dair. Bu haber bazı gazete ve internet sitelerinde, sanki bir başbakan kızı veya bu başbakanın kızı şarkı söyleyecek olursa bu şaşırtıcı bir şey olur edasıyla, gazetecilikteki karşılığıyla sanki bir insan köpeği ısırmış gibi takdim edildi.
Ben haberin yayımlanış biçimini gördüğümde kendimi o babanın ve annenin yerine koymaya çalıştım. Kendi kızlarının aslında övünülecek bir özelliği için başkalarının  yaptığı değerlendirmeye ne kadar içerlemiş olabileceklerini tahmin etmeye çalıştım. Sanırım her anne-baba böyle bir şeye içerlerdi.
İşte geçen akşamki atv söyleşisinde, sonlarda Başbakan gayri siyasi bir konuya da girdi ve çocuklarından söz etti, şan çalışan kızını anlattı, çocuklarının iyi yüzücüler olduğunu söyledi ve sonra ekledi: “Küçüğü ata filan biner. O yönde bayağı iyidir. Bu tür ekstra bazı şeylerin olması nedense ülkemizde, bazı mahfillerde anormal karşılanır. Kendileri için normal karşıladıklarını bizim çocuklarımız için anormal karşılıyorlar. Sanki uzaydan gelmiş garip mahluklar gibi.”
İşte bu ruh halidir Başbakan ile ülkenin bir kesimi arasında hiçbir köprü olmamasının esas nedeni. Derin siyasi analizlere falan ihtiyaç yok, Başbakan’ın bu basit insani tepkisi bile gösteriyor ki, arada aşılmaz uçurumlar var.
Başbakan o inançtadır ki, kendisini ve ailesini bazı kesimler hâlâ ‘normal’ ve ‘olağan’ görmüyorlar. Burada Başbakan ve ailesi bir sembol. Başbakan, kendi ailesinin üstünden ‘Onlar gibiyim’ dediği milyonlarca başka aileyi görüyor, daha da önemlisi o milyonlarca aileye bunu hissettiriyor, ‘Sadece sizi değil beni de kabul etmiyorlar’ diyor.
Bir yanıyla da çok anlaşılabilir bir durum: Başbakan, bir nevi ‘sosyal kabul’ bekliyor, çocuklarının ata binmesinin, iyi yüzmesinin, şan dersi almış olmasının ‘normal’ karşılanmasını istiyor.
Peki tepkisinde haksız mı Başbakan?
Belki fazlasıyla hassas ve alıngan olduğunu söyleyebiliriz ama haksız diyemeyiz Başbakana. Bu haksızlığı biz medya organları olarak yapıyoruz.

radikal



Bu yazı 274 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,921 µs