En Sıcak Konular

Ahmet Taşgetiren


Ahmet Taşgetiren
0 0 0000

''Günah keçisi...''



Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri Türkiye'de yapılmıyor. Çünkü Türkiye AB üyesi değil. Ama Türkiye, içeride yapılan bir seçim kadar ilgili AP seçimleri ile.

Çünkü oluşacak olan Avrupa Parlamentosu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini değerlendirme yetkisine sahip.

Ve çünkü AP seçim sürecinde Türkiye, ana seçim temalarından biri oldu.

Seçim sürecinde Türkiye'nin gündeme geliş biçimini, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olly Rehn, "Günah keçisi" deyimiyle tanımlıyor. Seçimler boyunca Türkiye, Avrupalılar'a "yasadışı göçün sorumlusu" gibi gösterilmiş. Günah keçisi olmak bu.

Bir de bizim dilimizde "Şamar oğlanı" ifadesi var. Bu da, her suçun üzerine atıldığı ve gelen gidenin ensesine bir şaplak vurduğu insan anlamına geliyor.

Avrupa'da, bu seçim sürecinde Türkiye hakkında söylenenleri, bizim kamuoyumuz yeterince öğrenme imkanı bulamıyor.

İyi ki de bulamıyor demek lazım.

Çünkü o dünyada hem Türkiye'ye hem İslam'a karşı sergilenen aşağılama, dışlama, bizim insanımızda AB sevdasını çamura bulardı.

Sarkozy ve Merkel'in, yani AB'nin iki büyük ülkesinin liderlerinin Avrupa sınırını tayin ederken ısrarla Türkiye'yi dışarıda bırakma çabaları, Türkiye'ye olsa olsa "imtiyazlı ortaklık" verme lütufları, hiç şüphesiz gelip bizim haysiyet damarımızla çatışacaktı.

Neyle teselli buluyoruz?

"-AB, Sarkozy ve Merkel'le sınırlı değil" yaklaşımı ile, bir.

"-Mahkeme kadıya mülk değil, Sarkozy ve Merkel de gidicidir, gün ola harman ola, o zamana kadar ya padişah ölür ya deve ölür..." yaklaşımı ile, iki...

"-AB bünyesinde Türkiye'nin tam üyeliğini savunan güçlü aktörler de var" yaklaşımı ile, üç...

"-Öyle reformlar yapacağız ki, Sarkozy ve Merkel bile itiraz edemeyecek" yaklaşımı ile, dört.

"-Bir seçim sürecinde bunlar olur, liderler halkın beklentisine uygun konuşurlar, ama reel-politika safhasına gelince işler değişir" söylemi ile, beş.

Ve;

"-Orada öyle muhalif çevreler bulunsa bile, bizim için önemli olan AB üyeliği kadar Türkiye'nin demokratikleşme hamleleridir" yaklaşımı ile, altı.

Bütün bunlar birer teselli sebebi olabilir.

Ama yine bütün bunlar, bir seçim kampanyasında Türkiye'nin "kötülük sembolü" gibi gösterilmesine razı olmamızı gerektirmiyor.

Türkiye'ye sövmek, Türkiye'yi dışlamak, onunla birlikte bir Müslüman aleyhtarlığı yapmak, asla bir siyasal rant unsuru haline gelmemeli.

Bunun, insanlık dışı bir ayrımcılık olması bir yana...

Bunun, bünyesinde 25 milyon Müslüman bulunan Avrupa'da sosyal bünyeyi düşman kamplar haline getirmesi ve tahrip etmesi bir yana...

Bunun, toplumların ve kültürlerin alabildiğine heterojen-karma bir yapıya büründüğü gerçeğiyle çatışması bir yana...

Bu, sadece Türkiye'nin, yani kendine saygısı bulunan herhangi bir ülkenin haysiyeti açısından tahammülü mümkün olmayan bir durumdur.

"Şamar oğlanı" ifadesi ne kadar ağır biliyorum.

Ama sanki ortada bulunmaz Bursa kumaşı bir yapılanma var ve bu baylar, Türkiye'yi mükemmel yapı içine layık görmüyorlar. Ardından da, bunun gerekçesi olarak "kusurlar sayımı" yapıyorlar.

Ben, AP seçim kampanyaları sürecinde, Türkiye'nin çok daha net tepki göstermesini beklerdim.

Sarkozy veya Merkel'den beklenen, Türkiye'ye karşı anti-patileri güçlendirmek olmamalı.

Sayın Başbakan, serzenişlerini dile getiriyor.

Bence daha ötesi olmalı.

Amerika, Türkiye'nin tepkisini algıladı ve bunu tamir etmeye yöneldi.

Ama AB, karşısında kendisine yalvaran, yakaran, onunla bütünleşmek için can atan, o olmazsa hayatı kararacak olan bir ülke görüyor.

Bu çok yanlış bir ilişki tarzı.

Burada, bizim kanaat önderlerimizin veya kimi lobilerin, Başbakan'ı veya AK Parti hükümetini Davos veya Rasmussen çıkışları sebebiyle suçlamaları da, saçma.

Bu iktidarın muhafazakar nitelikte olmasının AB ile ilişkileri zorlaştırdığı teması da saçma.

Avrupa kendi içinde ciddi ideolojik farklılaşmalar içinde iken, Türkiye'nin "muhafazakar iktidarı" sebebiyle dışlandığını düşünmek, gerçeği gözardı etmek olur. Avrupa'da tavır, Türkiye'nin bizatihi kendisi konusunda netleşmiş değil. Kimi ülkelerde "Viyana'yı nasıl unutacağız" sorularının zihinlerde var olduğu söyleniyor. O zaman biz de kendimize "Çanakkale'yi nasıl unutacağız" sorusunu sorarız. Oradan medeniyetler ittifakı da, barış da, İslam-Batı arasında sağlıklı ilişki de çıkmaz.

Son olarak şunu söylerim:

Avrupa Türkiye'ye bakarken sağduyu konusunda bir kere daha düşünmeli.

bugün



Bu yazı 255 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 25 Eylül 2012 Vesayet tortusunu silmek...
    • 20 Eylül 2012 Ana gündem: Terörü yok etmek
    • 12 Eylül 2012 Gültan Kışanak kaçırılsa...
    • 11 Eylül 2012 AK Parti formatının önemi
    • 9 Eylül 2012 Ne kadar çok ''keşke'' diyoruz
    • 7 Eylül 2012 ''Akil adam'' enstrümanı
    • 28 Ağustos 2012 MGK ne yapacak?
    • 26 Ağustos 2012 Düşme, düşersen üzerine çullanırlar
    • 19 Ağustos 2012 Bayram nostaljisi
    • 14 Ağustos 2012 Aygün ve bölgenin çıplak gerçeği
    • 12 Ağustos 2012 115 asker ölseydi...
    • 9 Ağustos 2012 ''Güvenlikçi politika''
    • 7 Ağustos 2012 Şemdinlili bir ananın Karayılan'a mektubu
    • 2 Ağustos 2012 ''Daha büyük harita''
    • 27 Temmuz 2012 Ortak mutluluğu planlamak
    • 26 Temmuz 2012 Ortadoğu'da ne oluyor?
    • 24 Temmuz 2012 Bölgesel Kürt yapılanması
    • 19 Temmuz 2012 Erdoğan'ın kurgusu ne?
    • 18 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu için son raunt
    • 27 Haziran 2012 Türkiye sınanıyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,911 µs