En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Ölmüşe çare var mı?



Bir efsane uyduruyoruz, sonra ona kendimiz de inanıyoruz ve derken neredeyse bütün hayatı bu kendi uydurduğumuz, sonra da canıyürekten inandığımız efsane çerçevesinde izah etmeye başlıyoruz.
Türk siyasetindeki ‘merkez’ kavramı da tam böyle bir şey.
Önce siyasette bir ‘merkez’ olduğuna inanıyoruz. Buna inanınca doğal olarak merkezin sağında ve solunda merkeze uzaklığına göre sıralanan başka siyasi akımlar veya partiler olduğuna iman ediyoruz.
Sonra, geçmişte merkezden bir hayli sağda olduğuna iman ettiğimiz bir siyasi parti yüzde 47 oy alınca, ya merkezin o yana doğru kaydığına veya seçmenin merkezden uzaklaştığına inanmaya başlıyoruz.
Ve bu inanç sistemimizi savunmak için de, ‘Merkezde boşluk var’ demeye başlıyoruz.
***
Ne demek ‘merkezde boşluk var’? Seçmenlerin bir bölümü, hem de hatırı sayılır bir bölümü boş oy mu vermiş?
Mesela, Süleyman Demirel çok iyi hatırlayacak, 1977 seçiminde Adalet Partisi seçmeninin hatırı sayılır bir bölümü oy vermeye gitmedi. Bu sayede AP oyu düştü, buna karşılık Bülent Ecevit’in Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyu yeterince artmadığı halde oransal olarak büyüdü ve seçimi CHP kazandı.
Buna benzer bir durum mu var bugün? Hayır yok. Hatta şöyle söyleyeyim: Siyasette milim boşluk yok.
***
Herkes ümidi kestiği için, daha önce kimsenin adını bile duymadığı Süleyman Soylu isimli bir kişiye terk edilen Demokrat Parti, yerel seçimde bir gıdım olsun varlık gösterince ve bu arada iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi oylarında ciddi bir aşınma yaşanınca birdenbire kıymete bindi.
76 yaşındaki Hüsamettin Cindoruk, ezeli ‘baba’sı Süleyman Demirel’in de desteğiyle bu partiye genel başkan oldu. Amacı, ‘merkezi yeniden inşa etmek’miş.
Siyasete girip ülkesine hizmet etmek isteyen insanları sırf bunu yaptılar diye eleştirmek hoş değil, o yüzden Cindoruk en azından asgari saygıyı hak ediyor. Ama benim lafım Cindoruk’a değil, bütün o ekibi ‘umut’ gibi görmek ve daha da beteri göstermek isteyenlere.
***
Her ne kadar Cindoruk ve arkadaşları tersini kanıtlamaya uğraşsalar da, Türkiye siyasetinde hiç kimse ve hiçbir siyasi parti yerine kazık çakmış değil. Bugün iktidarda olan AKP de, yarın iktidarını kaybedebilir, hatta tarih sahnesinden tümüyle silinebilir bile. Böyle şeyler yaşandı bu ülkede, bundan sonra da yaşanmaması için bir sebep yok.
Evet bunlar oldu ama bir şey hiç olmadı: Zaten seçmen tarafından siyaset sahnesinden silinmiş, ölmeye terk edilmiş bir siyasi partinin yeniden büyüdüğünü, eski ihtişamlı günlerine dönebildiğini hiç görmedik. Sanmıyorum ki bundan sonra da görebilelim.
***
Siyasi partilerin oylarının yüzde 1 seviyesine kadar inmesi bir dizi karmaşık sebebin bir araya gelmesiyle oluyor. O sebepler zinciri de, basit hatalardan ötürü bir araya gelmiyor.
Bir siyasi partinin ölümü, bir kez başladığında durdurulamaz bir süreç.
Demokrat Parti de, çoktan o sürece girmiş partinin yeni adı.
Şimdi ANAP’la birleşecekmiş. Bu birleşme ölümü yavaşlatmaz hızlandırır bana göre.
***
Türkiye’de Ak Parti’ye karşı bir alternatif arayışı olduğu doğru. Bu arayışın seçmen nezdinde çok ciddi olduğu da belli; yoksa Ak Parti çoktan yüzde 50’nin üzerinde oylarla iktidarını perçinlerdi zaten.
Soru şu: AKP’nin alternatifi Süleyman Demirel’li, Hüsamettin Cindoruk’lu DP midir?
Değildir!
Demokrat Parti, AKP oyları üzerinde bölücü bir etki bile yaratmaz, yaratamaz.
Ölmüşe çare yok ne yazık ki...

radikal



Bu yazı 275 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,724 µs