En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

Mayına 3 aşamalı çözüm



Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizlenmesi, Türkiye'nin gündemine yeni gelmiyor, 90'lı yılların başında dönemin hükümetleri tarafından ele alındı, ancak hiçbir ilerleme sağlanamadı. Konuşuldu, tartışıldı, bir çözüme ulaşmadan dosya rafa kaldırıldı ve unutuldu gitti.
AK Parti iktidarı 'mayınlı toprakları' sorun olarak gördü, çözüm için harekete geçti. Sorunun bir tarafı durumundaki Genelkurmay'ın görüşleri doğrultusunda hazırlığını yaptı ve konuyu Meclis'e taşıdı. Asker dört yıl önce yazılı olarak mayını temizleyemeyeceğini bildirdi. Milli Savunma Bakanı bir ay önce görüşlerinde değişiklik olup olmadığını sordu. Cevap olumsuz oldu. Hükümet de tasarıyı buna göre oluşturdu.

Tasarı ilk günden itibaren muhalefet partilerinin sert itirazlarıyla karşılaştı. Eleştiriler siyaset zemininde kalmadı, toplumun değişik kesimlerine de yansıdı. Neredeyse rejim sorunu gibi uç noktalarda yorumlayanlar çıktı. Bu yoğun tartışma ortamında konunun özünden sapıldı; vatan, millet, toprak edebiyatına kaydı.

Adrese teslim ihale yapılacağı ileri sürüldü. Adres de belli; İsrail. 'Davos'un diyeti' değerlendirmesi yapanlar oldu. CHP lideri Deniz Baykal hafta sonu seçimlerde bile gitmediği bölgeye gezi düzenledi. Kamuoyu oluşturmak için... Bu süreçte AK Parti sözcüleri meramını anlatmakta zorluk çekince meydan bütünüyle muhalefete kaldı.

Başbakan Erdoğan dün grup toplantısında muhalefetin eleştirilerine adeta isyan etti. 'İsrail ihalenin neresinde?' diye sordu. Yap–işlet–devret için OSTİM'i adres gösterdi. Medyaya yansıyan mayın temizleme yöntemleri için 'ciddiyetten uzak' dedi. İtirazları art niyete bağladı.

Kabul etmek lazım ki muhalefetin söylemi toplumda etkili oldu. Bırakın sokağı, bazı AK Parti milletvekillerinin bile kafası karıştı. İktidar partisi Meclis'te büyük çoğunluğa sahip olmasına rağmen Genel Kurul'u çalıştırmakta zorlandı.

Sonrasını biliyorsunuz. Hükümet muhalefetin itirazlarını değerlendirmek üzere tasarıyı geri çekti. Yanlış anlaşılmasın, AK Parti mayınlı toprakların temizlenmesi konusundaki kararlılığından geri adım atmadı. Tekriri müzakere mayınların nasıl temizleneceği, yöntemin ne olacağı ile sınırlı. Tasarının çerçevesi büyük oranda belirlendi. Buna göre ihale yetkisi Maliye Bakanlığı'nın yanı sıra Milli Savunma Bakanlığı'na da verilecek. Bu da askerin söz sahibi olması anlamına geliyor. Üç aşamalı bir plan işleyecek. Hizmet alımı yöntemiyle açılacak ihalede en uygun fiyat veren firma mayınları temizleyecek. Para karşılığı... Toprak üzerinde herhangi tasarrufu bulunmayacak.

Eğer Maliye Bakanlığı başarılı olamazsa Milli Savunma Bakanlığı devreye girecek. Ve böylece Genelkurmay'ın işaret ettiği NATO bünyesindeki NAMSA'ya ihale edilmesinin yolu açılacak. NAMSA şirket değil bir kuruluş. Tasarı buna göre yeniden revize ediliyor. Her iki yöntemde de başarı sağlanamazsa çaresiz son aşamaya geçilecek.

Kamuoyunda çok tartışılan yönteme başvurulacak: 'Yap – işlet – devret...' Bu, mayını temizleyen şirketin araziyi tarımsal amaçlı kullanabilmesi anlamına geliyor. İşin son aşamaya kalacağını pek sanmıyorum. İlk iki yöntemde başarı sağlanması büyük olasılık... Buradan da hemen 'yap işlet devret' ihalesinin başta İsrail olmak üzere yabancı bir ülkeye verileceği sonucu çıkarılmamalı. Birkaç haftadır süren tartışmalarda içerideki firmaların bu konuda hiç de geri olmadıkları anlaşıldı.

Mayın temizleme konusu teknik tartışmanın ötesine geçti, bir siyasi hesaplaşmaya dönüştü. Gelinen nokta tatmin edici; üç aşamalı plan kamuoyunun itirazlarını büyük oranda gideriyor.

zaman



Bu yazı 248 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,559 µs