En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Türkan Saylan’ı kim öldürdü?



İnsan sevdiğini kaybedince üzülür... Sizin Türkan Saylan’ı ne kadar sevdiğinizi, hatta sevip sevmediğinizi bilmiyorum; nasıl bir ‘kader birliği’ içinde olduğunuzu da çözebilmiş değilim.

Fakat, acınıza saygı duyuyorum.

Başınız sağolsun.

Basit bir hayat gerçeğidir. İnsan doğar, büyür ve ölür.

Herkes, bahşedildiği kadarını yaşar. Ne eksik, ne fazla...

Buna Tanrı mı karar verir, bilmediğimiz birtakım süper güçler mi, ‘tabiat ana’ mı, ‘göksel baba’ mı, kozmos mu?

Meşrebinize göre birini seçin artık.

Fakat, gerçek değişmiyor, değişmeyecek... Bir ‘azize’ olarak kutsayıp, dava sulandırıcılığının sembol ismi haline getirmeye çalıştığınız Türkan Saylan da ‘her nefis gibi’ ölümü tadacaktı.

Öyle oldu.

Bugüne kadar, bir Türkan Saylan yazısı yazmadım.

Ergenekon davasının Türkan Saylan’dan ibaret olmadığını belirtmek dışında, bu hanımefendiyle ilgili bir herhangi ‘tavır’ geliştirmedim.

Yapıp ettiklerine hep uzak bir mesafeden baktım.

Kendisinden hazzetmezdim.

Kendisi de (sanırım) benden hazzetmezdi.

Eğitim alanındaki projesini (‘Kardelenler’ projesini) onaylamakla birlikte, eksik bulurdum.

İçten içe, bir ‘yabancılaştırma’ çabası sezerdim. ‘Esas olan’ı gözden kaçırmaya yönelik bir ‘örtme’ ve ‘uzaklaştırma’ girişimi...

Ölüm haberini alınca, öööyle bakakalmışım ekrana.

Hayır, elbette sevinmedim.

Ergenekon tosununun öne sürdüğü gibi, timsah gözyaşları da dökmedim.

Bir ‘ölümlü’nün ölümü karşısında ne hissederse insan, onları hissettim.

Benden duymuş olmayın ama, siz de öleceksiniz.

Bir ‘ölümsüz’ gibi davranıp, hayatı bu dünyada biriktirdiklerinden ibaretmiş sanan herkes bir gün o kaçınılmaz sonu yaşayacak, ‘ölüm’ adı verilen o soğuk gerçekle yüzleşecek.

Bu dünyaya kazık çakmadınız.

Şimdiden nasıl öleceğinizi, geleceğe ne miras bırakacağınızı, önümüzdeki yüzyıllarda nasıl anılacağınızı düşünseniz iyi olacak.

Beğenelim, beğenmeyelim... Türkan Saylan bir ‘çaba’nın insanıydı. Moda tabirle, elini taşın altına koydu ve bir şeyler yapmaya çalıştı.

Evet, inciticiydi... Evet spekülatifti... Evet, kendisine benzemeyenin hukuku konusunda rakik değildi... Evet, ‘çağdaşlık’ telakkisi sakat ve yaralayıcıydı... Evet, bazı darbeleri severdi... Evet, ‘yasakçı’ydı... Evet, olabildiğince manipülatifti...

Fakat, ‘yararlı’ işlerin de sahibiydi.

Bir hekim ve ‘eğitim gönüllüsü’ olarak, göze çarpan pekçok icraata imza atmıştı.

Konuyla ilgisi yokmuş gibi görünüyor ama, aslında var.

Kendisine ‘amiral gemisinin kaptanı’ unvanını layık gören arkadaş ve onun ‘sol husyesi’ görevi gören ‘bulaşık çocuk’ nasıl anılacaklar?

Ne diyecekler, pislik saçarak yaşamaya alışmış bu ‘tencere-kapak modülü’nün arkasından?

İyi şeyler söylemeyecekler herhalde.

Başkaları ne der bilmiyorum ama, ben şimdiden şunu söylüyorum:

Bırakın onu bunu da... İkiniz de yaralı parmağa işemezsiniz, ikinizin de insanlığa kattığı bir değer yok, ikiniz de lejandında ‘Türkiye Türklerindir’ yazan bir gazetede çalışıyorsunuz.

Bu ayıpla yaşasanız ne olur, ölseniz ne olur!

star



Bu yazı 339 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,779 µs