En Sıcak Konular

Rüşdü Paşa



Rüşdü Paşa
0 0 0000

Her parti Jön Türkler'in bir koludur



            "ben kendim de beyazıt'ı arıyorum."

                                               beyazıt

1.amerika'nın başkenti olan vaşington'da bir baraka. amerikan üniversitesi. şerif mardin'in odası. şerif mardin, anlatıyor. olabilir. 

2.şerif mardin, jön türklerin siyasi fikirleri'nde, belirtiyor, ellili yılların başında stanford'ta şu soru ile ilgili: "fikir ürünlerinin siyasal yapının şekillenmesindeki rolü nedir." soru bir başka tür ile şöyle sorulur: "günümüzde batı sosyal ve siyasal düşüncesinin batı dışında gelişen ülkelerin siyasi akımlarında yansıması nasıl değerlendirilebilir."

3.şerif mardin: "kişisel uğraşılar jön türkler arasında öylesine yoğundu ki, sanki birbirlerini tökezletme stratejisi siyasi fikirlerinin gerçek içeriğini oluşturuyor, teorik program ise bu amacın kamuflajı, paravanası ve maskesi olarak ortaya çıkıyordu."

4.şerif mardin'e göre jön türkler düşünmediler, düşünmüyorlardı. jön türklerin amacı, devleti kurtarmaktır.

6.türk siyasal hayatında felsefesiz adamlar rağbet görür, görüyor. şerif mardin'e göre bir 'işe yarayan adam' aranıyor. bu, pratik hal çareleri öneren kişidir.
 
7.şerif mardin'e göre, 19.yüzyıl türk düşünce hayatından bahsetmek mümkün değildir.

8.genel kurmay reisi, bir önceki, büyükanıt, devlet'in hasta olduğunu ilan etti.

9.şerif mardin: "jön türkler'den tıbbiye çıkışlı olanlarının düşünce kalıbını anlamak, bir bakıma kolay. doktor olarak yetiştikleri için bunlar, 'hayat' adını verdiğimiz süreci kimyasal, fiziksel, biyolojik değişmelere, 'maddi' etmenlere bağlıyorlardı. fakat bunun yanında insanın aklına daha soyut bir başka açıklama geliyor. jön türkler'in yetiştikleri kültür çevresi osmanlı imparatorluğu'ydu. böyle bir çerçeve içinde devlet adamı-devlet ilişkilerinin doktor-hasta ilişkilerine büründüğü düşünülebilir. devlet 'hasta'ysa, devlet adamı hastayı iyileştirecektir. jön türkler, bu açıdan, 'içtimai tabip' rölüne kolayca oturabiliyorlardı. ancak, devlet adamı-devlet ilişkisini böyle bir çereve içinde görmenin beraberinde getirdiği çok önemli bir sonuç vardır. bu çerçeve, tarihi gelişim sürecine yer vermemektedir. devlet bazen hastalanır, ama o hastalığının tarihi bir boyutu yoktur. hastalıklar farklı olabilir, fakat bir zaman-tarih çizgisi boyunda şekillenmez. bu yaklaşımda tarih katlarının açığa çıkması (the unfolding of history) şeklinde bir görüş açısı eksiktir. demek oluyor ki 'içtimai tabip' rolü aslında statik, 'katlı' sosyal evrim görüşüne yer vermeyen bir yaklaşımdır. jön türkler'in bütün batı kültürlerine rağmen, tarih bilinçlerindeki yüzeysellik, devleti bir bünyeye benzeten imgenin ağır basmış olmasına bağlanabilir. böylece, jön türklerin 'felsefesizlik'lerine bir de 'tarihsizlik' eklendiği söylenebilir. bu iki eksikliğin birbirini pekiştirdiği açık: tarihin 'kendini açığa çıkarması' fikrini bilmeyen daha da 'felsefesiz' olacaktır: felsefesiz olanın da büsbütün güdük bir tarih görüşü olacaktır."

10.sağ ve sol, türk siyasal hayatında bir ayırım değil. modern türk siyasal hayatı 1908 imgesi ile başladı. dp ve ardılları ile chp ve ardılları aynı yerden, jön türklerden geliyor. bu kadar ortaklık başka nasıl açıklanır? 

11.o halde, chp'nin 'devlet partisi', dp'nin 'millet partisi' olduğu doğru değil. chp ve dp, aynı parti'nin iki kolu. parti, jön türkler.

12.jön türkler, yaşıyor. o halde chp ve dp'nin iki kol olarak var olma nedeni açık: 'doktor arayışı'. bir düşünce, bir doktrin yok. görülen, kişisel uğraşlar oluyor. oldu.



Bu yazı 1,526 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Temmuz 2012 korku zamanın kaybedilmesidir
    • 4 Nisan 2012 Nietzche bir gelecek tarihçisidir
    • 7 Mart 2012 Mesele Bir Şapka Meselesidir
    • 6 Şubat 2012 Yerliler 1986 Nereye
    • 26 Ocak 2012 Bakış açın yoksa, sen yoksun
    • 9 Ocak 2012 kıyamam sana
    • 22 Kasım 2011 İtalyan Düşü
    • 16 Kasım 2011 evine dön
    • 3 Kasım 2011 İktisatçı
    • 1 Kasım 2011 Arzu
    • 27 Ekim 2011 Ayakta kalmak
    • 11 Ekim 2011 Yöntem
    • 29 Eylül 2011 yalan
    • 16 Temmuz 2011 Kendin olmak bir saldırıdır
    • 22 Haziran 2011 kaçış
    • 26 Mayıs 2011 obama’ya açık mektub
    • 23 Mayıs 2011 kafka’nın dûnyasındayım (*)
    • 18 Mayıs 2011 geçmiş sonradan gelir
    • 14 Mayıs 2011 hakikatin rengi yeşildir
    • 11 Mayıs 2011 halk günü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,706 µs