En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

Demirel ile hesaplaşma vesilesi



Demokrat Parti kongresi hareketli ve renkli geçti. Hüsamettin Cindoruk'un adaylık yarışına dâhil olması bu hareketliliğin sebebi idi. ANAP'ın hazin akıbetinden sonra Merkez Sağ'ın küçülen mirasının, siyasette çıkış arayanlar için küçük de olsa bir umut olmasının garipsenecek tarafı yok.
Rüzgâr bazen tersine eser. Siyasette ağzınızla kuş tutmanız kâr etmez. Ama her şey değişime gebedir. Tedarikli olmak gerekir. Böyle bakınca, DP kongresinin gördüğü ilgiyi, siyasetin geleceğine yönelik işaret arayanlara bağlamak gerekir. Normal olmayan, kongreyi kazanmasına rağmen Hüsamettin Cindoruk'un iddiası. Bu iddiayı doğrudan Demirel'in "çıkmamış candan huy çıkmaz" hamlesi olarak okumak gerekir.

Hüsamettin Cindoruk'un çıkardığı ses, Demirel'in gölgesinde mezardan gelen nidalara benziyor. Türkiye'nin çok uzun yıllarını esir alan ve uğrunda ağır bedeller ödediğimiz ve artık toprağa gömüp, üzerini kat kat toprakla örttüğümüz; yani yok ettiğimiz bir siyaset yapma tarzı bu. Bu yaşlı siyasetçilerin hâlâ nefes alıp veriyor olması, siyaset tarzlarının da yaşadığını göstermiyor. Durum sadece kendi geçmişimizle bir hesaplaşma vesilesi yakalamamızdan ibaret.

Her şekle girebilen, omurgası bulunmayan bir politikacı idi Demirel. Cumhurbaşkanı sıfatıyla kariyerini noktalarken, 28 Şubat sürecinde gerçek kimliğini ve kişiliğini de anlama fırsatı yakaladık. Normal şartlar altında CHP'nin başında bulunması gereken bir politikacının, bir yanlışlık eseri merkez sağ politikayı neredeyse 40 yıla yakın tekeline aldığını anladık. Darbelerle giden ve darbelerden şikâyet eden Demirel'in su katılmamış bir darbeci olduğunu acı bir tecrübe ile öğrendik. Bugün 28 Şubat'ın gerçek mimarının Süleyman Demirel olduğunu biliyoruz. Politikadaki uzun ömrünün kendi ikbalinden başka hiçbir şeye değer vermeyen ilkesizliğinin eseri olduğunu da öğrenmiş olduk.

Kolay değil, Türkiye'nin neredeyse 40 yılında Demirel var. Demirel'in egemen olduğu bu kırk yılda politikaya egemen olan yapaylığın, ilkesizliğin, kişiliksizliğin etkilerinden henüz bütünüyle kurtulmuş değiliz. Cindoruk'un iddialı bir işe soyunabilmesi bile, bu durumu göstermiyor mu?

Cindoruk, Demirel mektebinden yetişen politikacılardan biri. Demirel'in yakın çevresine aldığı ve uzun yıllar birlikte çalıştığı "A takımı"nın bütün özellikleri Cindoruk'ta mevcut. Demirel, yakın çevresine alacağı politikacının önce iliklerini boşaltır, kişiliksiz bir yaratık haline getirir sonra da önemli görevler verirdi. Adı Demirel ile birlikte anılan politikacıların tamamının özelliği böyleydi. Her türlü pazarlığa açık olmak, siyaset aracılığıyla ele geçirdiği devletin imkânlarını güç sahiplerine peşkeş çekerek karşılığında iktidar garantileri almak, bu politika yapma biçiminin özüydü.

Demirel'in Mehmet Haberal'a verdiği "vatansever" destek, Cindoruk'un 367 meselesinde tam olarak hukuk ve demokrasi cinayetinin suç ortağı olması siyasî duruşlarının sonucu değil; o hâlâ "çıkmamış candaki huy"un tezahürleriydi. Bu yüzden demokrasi üzerinden Cindoruk'un siyasî misyonuna yöneltilen eleştirilerin, o kalın deriyi geçme imkânı yok.

Cindoruk'un mesajları mezardan gelen gürültüler. Proje mezarda üretilmiş bir proje. Sadece, eski düzende güç ve iktidar arayanların ne kadar çaresiz ve umutsuz olduklarını gösteriyor. Hesaplar, pazarlıklar ve dengeler üzerine devleti bir yerlere peşkeş çekerek siyaset yapma ve iktidar kapısı aralama imkânı hâlâ var mı? Eğer varsa ölüyü diriltmek de mümkün. Doğrusu, Demirel-Cindoruk ikilisinin çıkarttığı ses, sadece geçmişle bir hesaplaşma vesilesi olmalı.

Bu memleketi bir zamanlar kimler yönetmiş, kimlerin sözü değer taşımış? Allah bir daha göstermesin.
 
zaman



Bu yazı 327 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,450 µs