En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Kandil, siyaset ve çözüm…



Okumuş ya da duymuşsunuzdur, Hasan Cemal Kandil'e gitti, Karayılan'la görüştü. Ve bir yazı dizisi yaptı. Yazı dizisi sadece bilinmeyeni kuşatmıyor, çatışmanın sıcak merkezinden gelen haberi içermiyordu. Aynı zamanda siyasetin imkânlarına işaret ediyor, bir tarafın diğerini görmesine zemin hazırlayacak, müsaade edecek bir siyasi doz içeriyordu.

Kürt sorunu nasıl çözülür? Şiddet nasıl durur?

Bunlar Türkiye için hayati sorular…

Bir süredir, Kürtleri inkâr etmeden, yani varlıkları kabul edilerek, ancak bu kabulü asayiş mantığına endeksleyerek yürütülen resmi bir yöntem var. Bu yöntem, PKK ile Kürt sorununu birbirinden ayırma, örgütün siyasal, askeri, toplumsal açıdan zayıflamasını, marjinalleşmesini sağlama üzerine kurulu.

Peki sonuç?

Sonuç açık.

Ortada ciddi bir başarısızlık var…

İzlenen yöntem askeri alanda PKK'yı yapısal ve çözülemez bir hale getirdi, toplumsal alanda PKK ile Kürt sorunu ve Kürtler arasındaki bağları adeta yeniden ördü, bu örgü kimlik, milliyetçilik, mağduriyet, siyasileşen kimlik talebi üzerinden yeniden üredi.

Bugün PKK'ya en karşıt olan Kürtler bile örgüte "onur" fikriyle iç içe girmiş bir anlam atfediyorlar.

Şunu sık yazdık:

Cumhuriyet ilk dönemlerinde tüm imkânlarıyla, türlü baskı araçlarıyla Kürtleri Türkleştirmeye çalıştı. Olmadı ve Kürt sorununun yeni biçimi buradan üredi.

Bugün Kürtlerin varlığını kabul ediyor sistem, ama kuşkulu bir varlık, sürekli kriz politikalarını gerektiren bir sorun olarak görüyor.

Kriz politikaları ise sistemin düzenli ve sürekli bir askeri işleyişe sahip olmasına, otoriterlik dozunun artmasına işaret ediyor.

Kandil'i vuruyor, ara sıra Irak'a giriyor, bu arada şehitler veriyor, bölgedeki seçimleri Kürt duyarlılığı yüksek partilerin kazanmasını seyrediyor, sonra bu partileri dışlama ve kontrol etmeyi otoriter kriz politikalarının merkezi haline getiriyor resmi anlayış…

Karşılığı yine şiddet oluyor. DTP'lilere yönelik seçim sonrası operasyonu, arkasından gelen 9 şehit haberi buna açık bir örnek…

Bu koşullarda kutuplaşan, karşılıklı öfke biriktiren iki taraf hali daha derinleşiyor.

Dönelim Hasan Cemal'e, Kandil'de röportajına…

PKK'nın 1 numarasıyla yaptığı konuşma malum yönteme ve bildik sonuçlara ilişkin bir "fasit daire"nin masa üzerine konmasını sağladı. Görmek fikrini canlandırdı, dağı görmek, sorunu çözmek siyasi irade ve cesareti devreye sokmak…

Ankara'nın dikkatini çekmiştir, bu röportajda Karayılan'ın söyledikleri…

Bakın Ertuğrul Özkök bile neler yazıyordu:

"Bizim çok ciddi bir 'Kürt sorunumuz' vardır. Bu sorunu sadece askeri önlemlerle çözmek mümkün değildir. Bölgedeki gelişmeler ve 25 yıldır yaşananlar, PKK'nın aleyhine çalışıyor. Ama bu demek değil ki, bizim lehimize gelişiyor. Uluslararası konjonktür, 21'inci yüzyıl gerçeği, bir toplumun içindeki etnik sorunu ezerek, öldürerek, asimile ederek çözemeyeceğini giderek daha etkili biçimde gösteriyor. Hasan Cemal, bize dağdan bir mesaj getirdi. Keşke bana izin verilse de ben de İmralı'dan bir mesaj getirebilsem. Belki hepimizin hak ettiği huzurun ülkemize geri gelmesine hizmet etmiş oluruz…"

Dünya bu tür sorunları nasıl çözdüyse öyle çözmeye doğru gitmeli Türkiye…

Hasan Cemal'in yazısından bir alıntı yapalım:

"Murat Karayılan'ı dinlerken defterimin bir kenarına not ediyorum. PKK'nın bir numarası her seferinde, Kürt sorunu çözülecekse, ancak bizimle çözülür" demeye getiriyor. PKK ile Kürt sorununu özdeş kılan bu söylem, 'PKK'nın üstüne gelmek, PKK'yı dışlamak, Kürt sorununda çözümsüzlüğe oynamaktır' diye ifade edilebilir…

Evet, gazeteci de taşları yerinden oynatır, şimdi tartışma, düşünme ve hareket geçme zamanı…

yenişafak



Bu yazı 255 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,879 µs