En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

Darbeci olmak ya da olmamak, soru budur…



Seçim sonuçları, Ergenekon soruşturmasının 12. dalgası ve Başbuğ'un konuşması kafaları karıştırdı, kartları yeniden kardı, ortalığı toz bulutu kapladı…

Dün bunları söylemiştim, uzak açıdan bakmaya çalışarak…

Sonra yakın açıdan, kişisel kanaatimden yola çıkarak yazıyı şu cümleyle bağlamıştım:

“Ergenekon bir darbe davasıdır ve öyle kalacaktır, işin içine karışan hak ihlalleri ve alan kavgaları ne olursa olsun, ana gerçek değişmeyecektir… Askeri vesayet meselesi Türkiye'nin en önemli sorunu olmayı sürdürmektedir…”

Baştan alalım…

Türkan Saylan'ın evinin aranmasının kamuoyunda ciddi bir etki yarattığı, Ergenekon davasına ilişkin ciddi sorular sordurduğu ortada.

Nitekim bu davanın bir efsane olduğunu iddia edenler, AK Parti'nin bir tasfiye cihazı gibi çalıştığını, Saylan meselesinden bu yana gemi azıya almış bulunuyorlar.

Kafalar karışıyor, en azından öyle görünüyor…

Ama kimi gerçekleri ters yüz etmek pek kolay değildir.

Sadece Özden Örnek ve Mustafa Balbay günlükleri bile hüküm vermeye yeter.

Ergenekon bir darbe davasıdır.

Ve bu niteliğiyle Türkiye siyasi tarihinin en önemli davasıdır.

Hiç bir şey, hiç bir gerekçe işin aslını, bu yüzünü ortadan kaldırmaz, kaldıramaz…

Bugün Ergenekon soruşturmasında takibata uğrayanlar bu darbe işiyle doğrudan ya da dolaylı bağlantı içinde olanlardır.

Ahmet Altan bir kaç gün önce, o güçlü yazıda şunları söylüyor, aslında şu noktayı koyuyordu:

“Darbeden yanaysan, yap darbeyi.

Cezası neyse çekmeye de razı ol.

Bu sefer darbeyi de, darbecileri de affetmeyecekler çünkü.

Yok, 'darbeye karşıyım' diyorsan, o zaman Ergenekon'u niye savunduğunu, dilini kulağından çıkarıp açıkça anlat.

Ergenekon'la darbe arasında bir bağ olmadığına mı inanıyorsun?

Ergenekon sanıklarının, bir darbe hazırlığında olmadıklarına mı inanıyorsun?

Eğer öyle inanıyorsan, bulunan cephanelikleri, Danıştay baskınını, Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombayla Ergenekon cephaneliğindeki bombaların aynı seri numarasına sahip olmasını, darbeci paşaların hazırladıkları “lahikaları”, fişlemeleri, kayıtlara geçen konuşmaları, yazışmaları, toplantıları, Özden'in ve Balbay'ın günlüklerini, İlhan Selçuk'un 'paşaya' söylediklerini, Manisalı'nın General Ersöz'e tavsiyelerini, rektörlerin 'hemen harekete geçelim' önerilerini nasıl açıklıyorsun?

Ne bunlar sence?...”

Evet, bunlar ne?

Başka söze gerek yok…

Kafa karışıklığına yer yoktur, bu tür işlerde…

Arada ise hiç durulmaz…

Türkan Saylan ve kimi başka takibata uğrayanların kimliklerinden ve geçmişlerinden hareketle Ergennekon davasını şüpheli bir dava olarak ilan etmek nasıl mümkün oluyor, anlamak mümkün değil…

İtalya'da cumhurbaşkanları yargılandı Gladyo davasından…

Davaları itibarlar değil, deliller yönlendirir.

Türkan Saylan'ın evinin aranması soru sordurabilir, vicdanları rahatsız edebilir, ama başka vicdanları da Saylan etrafında koparılan gürültü ve bu gürültüyle darbeciliğin meşru bir düşünce hattı olduğunun ima edilmesi rahatsız etmektedir.

Ancak bugün beni asıl rahatsız eder şey Saylan'ın isminin vesile edilerek ülkenin en önemli davasının sulandırılmaya çalışılmasıdır.

Zira bu dava, ülkede demokrasi yolunda yaptığı en önemli hamle, bu yolda yakaladığı en önemli fırsattır.

Bu dava Türkiye'de sadece darbeci girişim ve mantığı sanık sandalyesine oturtmuyor, aynı zamanda ordunun siyasi rolünü sigaya çekiyor, sivilleşme girişimlerinin önemli araçlarından birisini ifade ediyor.

Sık yazıldı, bu konuda soruşturmayı yürüten savcılara büyük iş düşüyor, attıkları her adımı iyi tartmaları gerekiyor.

Bu noktadan Engenekon davasının sulanması suçun yaptırımsız kalması değil, suçun tabileşmesi, hatta değer haline gelmesi anlamını taşır…

yenişafak



Bu yazı 350 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,747 µs