En Sıcak Konular

Serdar Turgut


Serdar Turgut
0 0 0000

Cemaat ile TSK diyaloğa girmeli



Son derece kritik bir konuda yazmaya başladığımın gayet tabii ki farkındayım. Hep çatışmalarla ve 'tehdit' algılamalarıyla   yaşamaya alışık olanların bana nasıl saldırabileceğini de biliyorum. Ama 50 küsur yaşının hemen tamamını çatışmaların ve tehdit algılamalarının dünyasında geçirmiş, artık düzgün ve huzurlu bir şekilde yaşlanmayı arzulayan  bir insan olarak bu toplumun huzuru özlediğini ve bunu çoktan hak ettiğini biliyorum. Ve benim gibi insanlar bazı entelektüel riskleri alıp, ortaya çıkıp, doğru olduğunu bildiklerini açıkça söylemezlerse bu ülkenin hiçbir aman uzlaşmayı ve huzuru bulamayacağını biliyorum.
  Bir süredir bu konuyu yoğun olarak düşünüyordum ve karşımdakini gerçekten anlama gayretimin sonucu olarak hoşgörüm de artmış olmalı ki düşünme sürecim bir o kadar hem uzadı hem de yoğunlaştı. Oray'ın sadece yazısında benim yaşlanmama bağlayarak eleştirdiği süreç bu aslında ve evet bunda yaşlanmamın da mutlaka payı vardır ama Oraycığım  unutma sakın yaşlanmak aynı zamanda biraz tecrübe kazanmaktır ve olgunlaşmaktır.
Yaşadığım süreç sonucunda  tarihin şu anında bu kritik yazıyı yazmak ihtiyacını hissettim. Geçtiğimiz cuma akşamı yazma zorunluluğumu dayanılmaz kılan başka bir gelişme de oldu. Bunu da bilin de hakkımda gereksiz komplo teorileri kurmakla, beni damgalamakla filan kimse vaktini harcamasın.
Cuma akşamı SKYTURK televizyonunda arkadaşım Serdar Akinan'ın yaptığı programa telefonla katıldım. Bir gece önce sabaha kadar hiç uyumamış olmaktan kaynaklanan korkunç yorgunluğum olmasaydı bizzat gidip de katılacaktım.
 Telefonda basit bir şey söyledim. Bu dediğim basit olmasına rağmen öyle inanılmaz destek aldım ki, destek için mesajlar gönderenlerin sayısı öyle fazlaydı  ki ben bile inanmakta zorlandım.
Yayında dediğim sadece şuydu: Herkes Genelkurmay Başkanı'nın konuşmasında cemaat tehlikesinden bahseden bölüme konsantre oluyor. Bu tehdit oluşturma kültürünün alışkanlığıdır. Bizler bir konuşmanın hangi bölümüne yoğunlaşıp neyi öne çıkaracağımız hakkında kararlar verirken aslında ülkenin hangi yöne gideceğine de karar veriyoruz ister istemez. Evet Genelkurmay Başkanı cemaat tehlikesinden söz etmiştir konuşmasında, ama aynı konuşmada ayrıca TSK dine karşı değildir lafını da etmiştir. Yıllardır alıştırıldığımız 'tehlike algılamalarını' güçlendirecek bölüme değil de uzlaşmayı, hoşgörüyü destekleyecek bölüme yoğunlaşsak toplum için daha doğru olanı yapmış olmaz mıyız?
İşte konuşmamın içeriği bundan ibaretti. Düşünün; insanlar o kadar uzlaşmaların olmasını ve toplumun biraz huzur bulmasını arzuluyorlar ki ve o kadar bıkmışlar ki birtakım korkularla yaşamaktan, bu benim temelde son derece basit olan düşüncem bile büyük heyecan yaratabildi.
Evet başlığımdaki lafımı bu noktada tekrarlıyorum; Gülen cemaati  ile TSK arasında diyalog kanalları mutlaka açılmalıdır. İki tarafın da birbirlerini daha iyi anlamaya ihtiyaçları var.
Bir düşünsenize, biraz hayal kuralım lütfen. Durmadan felaketler, tehditler düşünecek değiliz ya. Sizi bilmem ama ben korkmaktan fena halde yorulmuş durumdayım.
 Haydi Türkiye için hayal kuralım biraz.
Bir yanda insanların her zaman güvendiği kurum olarak daima birinci sırada yer alan Türk Silahlı Kuvvetleri var.
Diğer yanda da insanların özgür iradeleri ile güvenip katıldıkları ve ilişkilerini benimsedikleri, içinde huzur bulduklarını söyledikleri bir cemaat var ve bunların sayısı da artıyor daima.
Bu ikisi çatışmacı kültürden çıkıp da sadece konuşmaktan oluşan bazı kanallar kurabilselerdi, Türkiye işte o zaman huzurlu ve gerçekten modern bir ülke haline dönüşebilirdi.
Olması imkansız bir hayal mi bilmiyorum. Sadece ben neden olmasın ki diyorum kendi kendime.
Bu düşünce çocukça mı? Büyük ihtimalle öyle. Ama bizim kavgalarımız da çocukça. Bu çocukluk hastalıklarından kurtulup bir çocuğa özgü masumiyet ile konuşmaya ve anlaşma huzuruna da ulaşmaya çalışabiliriz.
İNANÇLA HERKESİN YÜZLEŞMESİ MODERNLİĞİN GEREĞİDİR
Bu dediğim laflar sadece Türkiye'ye özgü bazı sorunlardan çıkış yolu arama arzusundan kaynaklanmıyor. İşin bir de daha genel ve büyük boyutu da var.
21'inci yüzyılda dünyanın yeniden oluşturulması zorunluluğu ortaya çıkmışken, her ülkede konumu ne olursa olsun her insan 'İNANÇ' meselesiyle mutlaka yüzleşip kendi bireysel iç hesaplaşmasını yeniden yapacak.
Bunu ister istemez yapacağız çünkü modern yaşam bize bunu dayatıyor.
Dünyada arzulanan huzuru bulabilmenin başka bir yolu da yok.
Ha tabii ki bu bireysel hesaplaşmaların sonucunda birey olarak inanmamayı seçenler de olacaktır, tüm hayatını inanışa göre düzenlemeyi seçenler de ve tabii ki  kendisi gibi olmayanları bir türlü kabul edemeyenler de olacaktır.
 Bunlar olacak gayet tabii ki ama toplumun büyük çoğunluğu inancını da inançsızlığını da çok daha ılımlı bir şekilde yaşayacak.
Şunu artık umarım herkes biliyor. Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda dinine çok daha önem veren, inancı ön plana çıkaracak bir toplum olacağı kesindir. Cemaat de bu gerçeğin bir parçasıdır. CHP de öyledir.
 Ben bu gerçeklerin Türkiye'nin  avantajına olabileceğini ve bizi güçlü ve büyük devlet haline getirebileceğini düşünüyorum.  
Eğer Türkiye laik sistemi, cemaatleri yok etme gücü olarak algılamayı bırakırsa, her insan dünya görüşü ne olursa olsun, hangi hayat tarzını seçerse seçsin, birbirine fazla karışmadan huzurlu bir şekilde bir arada yaşamak fırsatını ele geçirecektir. Gerçekten laik demokratik düzen işte o zaman olacaktır.
Herkese açık yayınlarına baktığınız zaman Fethullah Gülen'in bu konular üzerinde hayli yoğun düşündüğü görülebiliyor.
Askerlerin de yoğunlaşması gerekiyor bu konuya. Ve meseleyi sadece tehdit algılaması düzeyinde bırakmaktan çıkarıp bir şekilde anlamakla sonuçlanacak diyalog kanallarını açık tutması da gerekiyor. Ben ayrıca inanıyorum ki tam anlamaya başladıklarında hiç ummadıkları sonuçlarla da karşılaşacaklar.
Bitirmeden şunu söylemeliyim; şimdi lütfen bana kandırılmış olduğumu, işlerin içyüzünü bilmediğimi, saf olduğumu, insanların yalan söylediğini filan yazmayın. Damgalamaya çalışmayın beni. Bütün bunlar umurumda değil. Konu hakkında çok düşündüm yazıya girişmeden önce. Türkiye'ye artık huzurun gelmesini, çatışmalardan artık tamamen çıkmasını istiyorum. İsteyenin istediğine inandığı, her insanın istediği gibi giyindiği, hayat stilini özgürce yaşadığı, isteyenin de cemaate korkmadan ait olabildiği isteyenin de yine korkmadan cemaatler dışında kalabildiği bir Türkiye istiyorum artık. Sadece kendim için değil özellikle çocuğum için istiyorum bunu. Onun ancak o tür bir ülkede mutlu olabileceğini düşündüğüm için bu yazıyı yazmak zorundaydım. Ayrıca ben, bana edilen her lafın mutlaka bir yalana dayandığını da düşünmeyeceğim artık. Edilen lafa inanmak sonucunda kandırılabilir miyim? Gayet tabii ki evet. Ama hep bu kuşkuyla yaşamayı sürdüreceksek, bizi kandırıyor olması riski hem askerde hem de cemaatte vardır. Bu risklerin bizi yönlendirmesine izin vermeyip ÜLKEMİZDE BÜYÜK BİR DİYALOG başlatmalıyız. Artık boşa harcayacak zamanımız kalmadı.

akşam



Bu yazı 217 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2009 Cemaat ile TSK diyaloğa girmeli
    • 22 Aralık 2008 Erdoğan’ın kızının resmini görünce utandım
    • 11 Aralık 2008 Modernizmin ölümü ve anlamsızlık
    • 11 Kasım 2008 Fehmi Koru’nun yazısının şifreleri
    • 3 Kasım 2008 Acımasız düzen
    • 31 Ekim 2008 Medya Faşizmi nedir?
    • 28 Ekim 2008 THY’nin devrimci kararı
    • 24 Ekim 2008 Krizi fırsata çevirmek
    • 22 Ekim 2008 Kriz komplo olabilir mi?
    • 2 Ekim 2008 New York şehrinin kapanması
    • 16 Eylül 2008 Doğan’ın büyük kötülüğü
    • 17 Ağustos 2008 Medya da temizlenecek
    • 7 Ağustos 2008 Taşlar yerine böyle oturur
    • 27 Temmuz 2008 Faili meçhul hayatım
    • 17 Haziran 2008 Derin devlet gurusu
    • 23 Mayıs 2008 S-muhtıra
    • 1 Mart 2008 ABD’ye nanik yapılmaz
    • 29 Şubat 2008 Bölgenin ‘Büyük Abi’si
    • 9 Şubat 2008 Fakirlik ebedi oldu
    • 15 Ocak 2008 Enerji güvenliğinde stratejik ortaklık

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,968 µs