En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Bize bir adres gösterin Onur Bey!



Bana göre Türkiye'nin en deneyimli, en zeki, en 'hiçbir şey olmamış gibi' yapma ustalığına sahip, hatta en espritüel diplomatı, muhterem Onur Öymen'dir.


Büyükelçilik görevinde bulundu.

NATO’da çalıştı.

Dışişleri Müsteşarlığı yaptı.

Bilgi ve birikimlerini, şimdi, CHP çatısı altında harcıyor.

Diyeceksiniz ki, ‘Ne kadar biriktirmiş ki, ne harcıyor?’

Ne kadar biriktirdiğini bilmiyorum ama, biriktirdiklerini ‘nasıl harcadığını’ çok iyi biliyorum.

Türkiye, AB yolundaki en iri adımlardan birini atıp ‘Gümrük Birliği Ortaklığı Anlaşması’na imza attığında, Onur Öymen Dışişleri Müsteşarı’ydı. Hatta, bu anlaşmanın altında imzası vardır.

Öymen, imza törenini müteakip, otelde gazetecilerle bir araya geldi ve onlara şunları söyledi: ‘İşte Gümrük Birliği’ne de girdik. Ne iyi yaptık, değil mi çocuklar?’

Günler günleri, aylar ayları, yıllar yılları kovaladı, Onur Öymen’i, bu kez CHP çatısı altında, yaptığı ‘bu çok iyi şey’e karşı çıkarken gördük.

Şaşırdık...

Demek ki, yukarıdaki olumlu niteliklerine ‘şaşırtıcı’ sözcüğünü de eklemeliymişiz.

Öymen, yeni etiketi gereği, Avrupa Birliği’ne pek sıcak bakmıyor.

Sorsanız, ‘Hayır, çok sıcağım’ diyecek.

Değişik görüşmelerimizde (nezaket gösterip telefonla aramıştı) ne kadar da sıcak olduğunu anlatmıştı.

Öymen, AB’ye değil, AB uğrunda çıkardığımız ‘paketlere’ karşıymış.

Tabii ki AB’ye girmeliymişiz, tabii ki demokraside çağdaş standartları yakalamalıymışız da...

Bu paketler de nereden çıkmış durup dururken?

Kendi kendimize güzel güzel geçinip giderken, sırası mıymış demokratikleşmenin, yeni bir anayasa yapmanın, MGK’ya ‘yeni bir statü’ tayin etmenin?

Mesela, ‘Batı demokrasisinin beşiği sayılan Fransa’nın anayasasını incelersek çok şaşıracak hükümler’ bulabilirmişiz. Başkalarında da eksiklikler varmış, niçin ille de bizim eksikliğimiz gündeme getiriliyomuş?

Müsteşar Öymen, sessiz sakin, içine kapanık, görevine odaklanmış bir bürokrattı.

Politikacı Öymen daha yırtıcı, daha ‘provokatif’ bir görüntü çiziyor.

Bazen de içtenpazarlıklı.

Başörtüsünün ‘faşist gömleği’ olduğunu söyleyen, sonra suçu Hürriyet gazetesinin mütercimlerine yıkan ve gazeteyi ‘kaos peşinde olmak’la suçlayan kişi Onur Öymendir.

Dans ve vals bilmeyen Erdoğan’ın Türkiye’yi yönetemeyeceğini savunan, savunusunu güçlendirmek için Atatürk’ü örnek gösteren, ama hangi salonlarda yetiştiğini bilemediğimiz Demirel’i hiç hatırlamayan kişi Onur Öymen’dir.

Bir de esprili...

Dün bir televizyon programında izledim.

Harika bir espri yaptı: ‘Obama Türkiye’ye, Kıbrıs konusunda bazı tavizler istemeye geliyor. Bizim buna iki cevabımız var: Ya ‘evet’ diyeceğiz, ya ‘başüstüne’ diyeceğiz...’

Sonra yaptığı espriye, ‘kıkır kıkır’ güldü.

Şimdi ben de kendisine bir espri yapmak istiyorum, okusun okusun gülsün.

Özden Örnek’in ‘darbe günlüğü’nü okuyoruz, Onur Öymen orada. Darbeciler nezdinde emin ve güvenilir kişi...

İsmail Hakkı Karadayı’nın ses kayıtlarını dinliyoruz: Onur Öymen orada... Verilen emirleri yerine getiren ‘mutemet kişi’ olarak tanıtılıyor.

Ergenekon iddianamesinin ‘ek klasörlerine’ bakıyoruz: Onur Öymen orada...

Çat orada, çat burada...

Bu kadar çok yerde birden olabilen Onur Öymen, aslında tam olarak nerede?

Bize bir adres göstersin, bir de o şekilde konuşmayı deneyelim.

star



Bu yazı 194 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,645 µs