En Sıcak Konular

Ali H. Aslan


Ali H. Aslan
0 0 0000

Obama ziyareti: Nedenler, riskler ve beklentiler



ABD Başkanı Barack Obama'nın bugün başlayan Türkiye ziyareti, her şeyden evvel, hem Washington hem Ankara'nın dış politika anlayışında değişen bir şeyler olduğunu gösteriyor. ABD başkentine yeni yönetimle gelen temel değişiklik, kilit müttefiklerine emr-i vakilerin ters teptiğini en nihayet görüp, bu yanlışı terk etme eğilimi.
Ankara'da değişen en önemli unsur ise artık hiçbir ülkeden gelen -özellikle uzaktan kumandalı- emr-i vakilere boyun eğmeme iradesiyle tezahür eden özgüven. Obama'yı Kanada'dan sonra ilk 'ikili' resmî ziyaretini Türkiye'ye yapmaya iten baskın faktörler bunlar.

Washington'daki stratejistler, ABD'nin Türkiye'yle birçok hayati alanda kesişen yollarındaki muhtemel engelleri diyalog, saygı, ikna ve karşılıklı taviz (compromise) yoluyla aşma, gerek transatlantik ittifakındaki rolü gerek İslam dünyasındaki özel konumu itibarıyla giderek ön plana çıkan bu nev-i şahsına münhasır ülkeyi bir önceki yönetim gibi 'elde var bir' görmeme güdüleriyle bu ziyareti dizayn etti. Bu muvacehede, Türk-Amerikan ilişkilerinde artık her düzeyde temasların yoğunlaşması ve umarız daha bir derinlik kazanması beklenebilir.

Türkiye, uluslararası politikada beğenmediği şeylere, bedellerini de göze alarak -son olarak NATO Genel Sekreterliği başkanlığı seçiminde Rasmussen'e şerh koyma vakasında olduğu gibi- icabında yüksek sesle 'hayır' diyebilme cesareti sayesinde üzerine daha fazla ilgi çekmeyi başardı. Bu, biraz saygı, biraz kaygı, biraz mecburiyetle karışık bir ilgi. Ama neticede son dönem Türk politikalarının genel manada ülkenin uluslararası camiadaki klasmanını yükselttiği, pazarlık kabiliyetini artırdığı, Başkan Obama'nın ziyaretinin de bunun bir yansıması ve delili olduğu muhakkak.

Dünyada global ekonomik krizin de tesiriyle değişen dengeler, tüm ülkeleri birlikte yaşama, işbirliği ve karşılıklı tavize yöneltiyor. Kırılgan bir ekonomik zeminde, hangi ülke için olursa olsun, aşırı hırslı ve provokatif dış politika izleme şansı azalıyor. Aklı başında hiçbir küresel ve bölgesel oyuncu, yeni krizler yaratmak istemiyor. Özellikle görünür gelecekte enerjisinin büyük kısmını içeride istikrarsızlığa da yol açma potansiyeli taşıyan ekonomik krize harcayacağa benzeyen yeni Amerikan yönetimi, kendisini dış politikada öncelik belirlemeye, mevcut krizleri iyi yönetmeye ve başına yeni belalar açmamaya mecbur hissediyor. Türkiye, ABD'nin dış politikasında öncelikli krizler ve bölgeler portföyüne giren Irak, İran, Afganistan gibi konularda yanlarına mümkün mertebe çekilmesi gereken, ihmale tahammülü olmayan bir oyuncu olarak görülüyor.

Amerikalıların bu ziyaretteki temel amacı, Türk devleti ve kamuoyunda ABD'ye ilişkin şüphe ve güvensizliği mümkün mertebe izale ederek, son yıllarda iniş çıkışlar yaşayan ikili ilişkilerin üzerine mukim şekilde yeniden üzerine inşa edileceği bir iyi niyet zemini hazırlamak. Kısa vadede dananın kuyruğunun kopabileceği 'Ermeni soykırımı' meselesinde makul bir uzlaşıya varılmadan bu uzun vadeli hedefe ulaşmak ise imkansız. Başkan Obama'dan Ermeni soykırımı iddialarını resmen sahiplenmeme garantisi alınabilirse, Türkiye ile Ermenistan arasında hazırlık çalışmaları biten uzlaşı paketinin de yakın dönemde açıklanması söz konusu olacaktır.

Danışmanları eminim ki Türk milletinin alınganlık, şüphecilik ve övgüden hoşlanma gibi bazı özelliklerini iyi tahlil ederek Obama'ya bu ziyareti sıfır hatayla tamamlaması için nasıl davranması gerektiğini izah etmiştir. Başkan Obama, en azından kamuoyuna açık beyanlarında, ABD'yi Türk iç politikasında tarafgir konumuna düşürecek bir söylemden kaçınarak genel bir vizyon ortaya koyacaktır. Ne AK Parti hükümetini, ne de muhaliflerini (ordudakiler dahil) pek rahatsız etmeyecek bir ortayollu üslup kullanmaya özen gösterecektir. Mesela demokrasi ve insan hakları aşkına, kendisini Türk iç siyaset cehenneminin göbeğine atacağını sanmıyorum. (İşin gerçeği, ABD dış politika elitinin böyle bir aşkı olduğuna ve Obama'yla bunun fazla değişeceğine de zaten pek emin değilim.)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın G-20 toplantısında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün NATO zirvesinde Başkan Obama'yla şahsen tanışmış ve vicahen görüşmüş olması tüm liderler için ikili müzakereler öncesinde büyük avantaj. Birbirlerine kimyasal olarak biraz daha ısınmış ve tartmış halde Ankara'da masaya oturmaları, muhtemel iletişim arızalarını asgariye indirecek, iş görüşmelerinin verimini artıracaktır.

Krizleri asgariye indirme yönündeki müşterek arzu, Türk-Amerikan ilişkilerinde daha gerçekçi ve pragmatik eğilimlerin ağır basmasına vesile olacağa; bardağın zaten az olan boş taraflarına odaklanmaktan ziyade, dolu taraflarının kıvamını artırma gayesi ön plana çıkacağa benziyor. Taraflara aşırı yüksek beklentilere de kapılmama tavsiyesiyle, bu ziyaretin müşterek çıkarlar ve değerler çerçevesinde, iki devlet ve halk arasındaki ilişkileri tamir ve derinleştirme adına kaydadeğer faydalar sağlayacağına inanıyorum. En azından, öyle ümit ediyorum.

zaman



Bu yazı 194 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 6 Nisan 2009 Obama ziyareti: Nedenler, riskler ve beklentiler
    • 10 Mart 2008 Türk ordusu Bush'u nasıl uykudan etti?
    • 10 Eylül 2007 [WASHINGTON] ABD 'sathı müdafaa'yı kayıp mı ediyor?
    • 29 Mayıs 2006 Amerikan eliti dindar Müslümanlara nasıl bakıyor?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,622 µs