En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Tatmin oldunuz mu tosunlar?



Sıkıcıdır bu işler... Boştur... Kaç gündür, sıkıcı ve aslında beni ilgilendirmeyen bir işi yapıyorum, ‘seçim sonuçlarını’ yorumluyorum.

Bir sürü övgü, bir sürü de küfür işitiyorum.

Bu tür yazılarda, genellikle ‘kim kaybetti, kim kazandı’ soruları üzerinde odaklanılır.

Herkes meşrebine ve ideolojik tercihlerine uygun bir ‘kazandı-kaybetti projeksiyonu’ yapar.

Karşıtlar da, taraftarlar da ‘biz kazandık’ derler.

Ki, doğrudur.

Bugüne kadar kaybeden görülmemiştir.

Bu gözler, binde sıfır bilmem kaç oy almış partilerin, ‘Bu seçimde oy patlaması yaptık. Bir dahakine iktidara yürüyoruz, ona göre ha!’ dediğine tanık olmuştur.

Meseleyi ‘eğitim şart’ düzeyinde ele alanlar ‘demokrasinin kazandığını’ ileri sürerler.

Demokrasinin kazanmış olmasını yeterli bulmayanlar ve (af buyurun) işi halk dalkavukluğuna dökenler, ‘Ne o, ne bu... Seçmen kazandı’ yorumunda bulunurlar, dolayısıyla küfür filan işitmezler.

Bence Adil Gür kazandı.

Tarhan Erdem kaybetti.

Peki, partiler açısından durum nedir?

İsterseniz, tane tane gidelim ve bir de öyle bakalım, durum neymiş?

BİR- Kemal Kılıçdaroğlu oy patlaması yapmıştır, ismini muhtemel CHP genel başkanı adayları arasına yazdırmıştır, durduk yerde Baykal’ın canını sıkmıştır ama kaybetmiştir.

Bir kez de büyük harfle yazalım:

KAYBETMİŞTİR.

Kılıçdaroğlu’nun yenilgisi, bu ismi parlatmaya çalışan bir büyük medya grubunun da yenilgisi anlamına gelmektedir. Hiç kıvranmasınlar.

Kemal Kılıçdaroğlu iyi niyetli bir aydın, sükunetiyle insanda sempati uyandıran gariban bir memurdur. Başka da bir şey değildir. Ondan bir ‘Gandi’ çıkmaz. Benzetmeye çalıştıkları adam bütün iktidar nimetlerini (ve müstevli kıyaklarını) elinin tersiyle itmiştir. ‘Benzetilen’in durumu ise, iki yaşındaki torunundan bellidir.

İKİ- İktidar partisi bu işe yüzde 34’le başladı. Kısa sürede oy oranını yükseltti ve yüzde 50 sınırına dayandı. Bu yüksek oy oranın ortaya çıkmasında temel motivasyon (temel etken), ‘e-muhtıra’ ve 367 kriziydi.

Seçmen, sadece mağdurdan yana oy kullanmadı, aynı zamanda Ergenekon taifesine ‘maraza istemiyorum’ mesajı verdi.

İktidar yorgunluğu, ‘global krizin yansıması’, işsizlik, yolsuzluk söylentileri ve bir büyük medya grubunun abartılı muhalefetini göz önüne alırsanız, yüzde 39 oy yine de başarıdır. Evet, iktidar partisi seçmenden ‘sarı kart’ almıştır ama, mevcudu korumayı bilmiştir.

ÜÇ- Baykal haklıdır: Seçim sonuçları iktidarın alternatifi olmadığı iddiasını birazcık boşa çıkarmıştır. Zaten alternatifsizlik iyi bir şey değildir. Demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi, biraz da alternatiflerin varlığına ve bolluğuna bağlıdır. Ama bu ‘alternatif’ Baykal’ın CHP’si midir? Bilmiyorum. Sanmıyorum da...

DÖRT- Baykal haksızdır: Bu seçimden kaydedilen 5 puanlık artış CHP açısından başarı değildir. CHP, 22 Temmuz seçiminin de gerisine düşmüştür. Baykal yatıp kalkıp Kemal Kılıçdaroğlu, Sefa Sirmen, Hamdi Sedefçi ve Aziz Kocaoğlu’na dua etmelidir. Çünkü, bu 5 puanlık artış şahsi başarıdır.

Şimdi tatmin oldunuz mu tosunlar?

star



Bu yazı 373 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,967 µs