En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Stalingrad



Bu satırları yazarken Türkiye genelinde sandıkların yarıdan epey fazlası açılmış durumda ve Adalet ve Kalkınma Partisi ilk kez girdiği bir seçimde bir önceki seçime göre oy kaybetmiş durumda.
‘Stalingrad’ benzetmesi işte bu durumdan kaynaklanıyor. AKP’nin oy kaybedebileceğinin, yenilgiye uğratılabileceğinin en büyük delili bu sonuç.
Peki AKP kaybediyor da kim kazanıyor? Bu partinin başlıca rakibi olan Cumhuriyet Halk Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi için tayin edici bir zaferden söz etmeye imkân yok. Evet iki partinin de oylarında ciddi artış var ama hâlâ AKP’nin düşmüş haline bile yaklaşmaktan uzaklar.
Her seçim, ister istemez pek çok ders verir bu dersleri almak isteyene. Bana soracak olursanız, bu seçimin üzerinde en çok konuşulacak olan ders konusu, AKP’nin uğradığı oy kaybıdır. Seçimi doğru okumak isteyen herkes, AKP’nin neden oy kaybına ve belediye başkanlığı kaybına uğradığını doğru tahlil etmek zorundadır.
Ben kendime göre bir dizi çıkarımda bulundum. Başlarına numara yazıyorum ama aslında bu bir öncelik veya önem sıralaması değil, benim aklıma geliş sırasıdır.
1. Ekonomik krizin etkilerini ve varlığını küçümsemek, krizden etkilenmeyi ‘işbilmezlik’le izaha yeltenmek, kendisine sunulan yapıcı önerileri bile ‘Sen git kendi işine bak’ diye hakaretle geri çevirmek, sandığa yansımış gibi gözüküyor. AKP’nin uğradığı oy kaybının en başta gelen nedeni ekonomik kriz ve onun etkileridir; hükümetin krizi yok sayıp onunla mücadele için hiçbir şey yapmamayı seçmiş olmasıdır.
2. Kavga etmek, bağırmak, yedi yıldır iktidarda olduğu halde hâlâ kendi mağduriyetine insanları inandırmaya çalışmak kimseye yaramıyor. Bu kavgacılık halinden en fazla zarar gören parti Adalet ve Kalkınma Partisi oldu,
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisine böyle bir zarar verdi.
3. Sokaktaki insanın gündelik hayatında elde ettiği ve çatışmadan yaşamayı başardığı hayat tarzlarıyla ilgili genel uzlaşmayı dış etkiyle bozmaya veya ‘düzeltmeye’ çalışmak tepkisini de gördü. AKP genel merkezi tarafından ‘başarılı’
gözüken kimi başkanların seçim kaybetmesinin ardında bu çeşit müdahale arayışları da aranmalıdır.
4. Değişimci, Türkiye’yi reforme edici, demokratikleştirici fonksiyonunu kaybettikçe AKP de oy kaybedecek, sıradan bir statüko partisi olarak varlığını sürdürebildikçe sürdürecektir. Sorun seçmende değil AKP’nin kendisini var eden temel kimlik özelliğini değiştirmesinde aranmalıdır.
5. Seçmeni tehdit ederek veya satınalmaya çalışarak ve bu arada ‘Ben sana buzdolabı veriyorum sen de bana oy verirsin’ diyerek hiçbir yere varılamayacağı, yardım ettiğini açıkça göstermenin bu toprakların töresine uymadığını, yardımın yapılacaksa bile gizlice, hiç kimseye göstermeden yapılması gerektiğini, zaten insan onuruna uygun olanın da bu olduğunu umarım AKP anlar.
İlk bakışta aklıma gelen
bu beş noktaya ilaveten bir de, bundan sonra neler olabileceği üzerinde durmak istiyorum:
AKP’nin önünde iki olası yol var:
1. Seçim sonuçlarını doğru okuyup ses tonunu düşürmek, yeniden reformcu-değişimci kimliğine geri dönmek, ülkedeki siyasi çatışma ortamını yumuşatıp muhalefetle daha fazla işbirliği olanakları aramaya başlamak, ekonomik krizle ilgili mümkün olan en geniş katılımlı
çare arayışına girer.
2. Seçim sonucunu yanlış okuyup mevcut kutuplaşma ortamını daha da katılaştıracak adımlar atmaya başlar, ekonomik krizin karşısına popülizmle çıkmaya karar verir, Meclis çoğunluğunu kullanarak ve muhalefeti hiçe sayarak Meclis’i tek yanlı çalıştırır.
Bugünden başlayarak seçim yapmak AKP’nin elinde. Bakalım hangi yöne gitmeyi seçecekler.

radikal



Bu yazı 379 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,139 µs