En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Türkiye'ye yakışan...



Geçen hafta, NATO karargâhında, 'yeni stratejik açılım' konusunda görüş alırken hemen her alanda Türkiye'nin adının gündemi işgal ettiğini fark etmiştik. En dikkat çekici olan şuydu: Kısa süre sonra yapılacak NATO Zirvesi'yle Genel Sekreter Jaap de Hoop Scheffer'in görevi de sona eriyordu; yeni genel sekreter belirleme sürecine girildiği halde ortada ciddi bir aday görünmüyordu.

“Türkiye engelliyor” gerekçesi dikkatimizi çekmişti.

NATO'ya genel sekreter, üye ülkelerde başbakan, dışişleri veya savunma bakanı düzeyinde görev yapmış politikacılar arasından seçiliyor. NATO'da hemen her konu 'oybirliği' gerektirdiği için, genel sekreter olacak kişinin bütün üyelerden 'olur' alması şart; bir üyenin karşı çıkması adayın ümitlerini suya düşürmek için yeterli.

Üye sayısı arttığı dolayısıyla potansiyel adayların sayısının da çoğalması beklendiği halde ortada pek ciddi bir aday yok. Şimdiki genel sekreter Hollandalı, normalde yeni genel sekreterin biraz daha uzak bir ülkeden seçilmesi daha şık olabilecekken, adı ortalıkta dolaşan tek aday Danimarkalı... Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'in, resmen adaylığını koymasa da, bu görevi istediği söyleniyor.

Kulislerde işitilen “Türkiye karşı” iddiası da Rasmussen içinmiş... Meşhur karikatür krizi sürecinde benimsediği politik tavır yüzünden karşı çıkıyormuş Türkiye; ROJ-TV yayınlarına izin vermesi de Türkiye'nin olumsuz tavrını keskinleştiren bir başka sebepmiş...

Danimarka Başbakanı Rasmussen ülkesinde 'zeki' bir politikacı olarak biliniyor olabilir; ancak buradan bakılınca politik akla sahip olmadığı kolayca görülebiliyor. NATO'nun genel sekreterliğine adaylığı düşünüyor idiyse, ROJ-TV ve karikatür krizinde öyle davranmaması gerekirdi.

Son ziyaretimiz sırasında gördük: NATO'nun öncelikle çözüm beklediği sorunların başında Afganistan geliyor. Pakistan'ın karışma ihtimali de NATO'nun öncelikler listesinde. Rasmussen'in genel sekreteri olduğu NATO, Afganistan ve Pakistan'la hiçbir mantıklı ilişki kurmayı beceremeyecektir. Onun yanlış tavrına gösterilen tepkiler yüzünden her iki ülkede çok sayıda insan protesto gösterilerinde hayatını kaybetmedi mi?

Kısa süre sonra yapılacak 'Medeniyetler İttifakı Zirvesi' için İstanbul'a gelecek devlet ve hükümet başkanları arasında Danimarka Başbakanı Rasmussen de bulunuyor. Gelmeden önce ROJ-TV ile ilgili bir jest girişiminde bulunabilir, Zirve sırasında yapacağı konuşmada da karikatür krizindeki rolüne farklı bir gözle bakmayı getirecek paragraflar ekleyebilirmiş... Rasmussen hemen her vesileyi değerlendirip kapağı NATO'nun başına atmayı hedefliyor.

Oysa sorun iki olaydaki tavrı değil, o olaylardaki tavrını benimsemesine sebep olan takıntıları... NATO genel sekreteri olursa, örgütün karşılaşacağı hemen her sorunda, o tavra zemin teşkil etmiş refleksler kendini belli edecektir. Kendisi takıntısının altında yatan önyargıları -söz verdiği üzere- bir tarafa bırakmayı başarsa bile, bu defa, İslâm Dünyası'ndaki geçmişte sebep olduğu olaylara dayalı önyargılar depreşebilecektir.

Avrupa'nın 26 ülkesinde NATO'ya genel sekreter olabilecek başka kimse mi yok Allah aşkına?

İşin garip tarafı, aynı gözlerle, kendi ülkemize baktığımızda da ön plana çıkan geçmişten parlak bir isim aklımıza gelmiyor. Hükümet, yine de, Türkiye'nin son yıllarda kazandığı önemi NATO gibi bir örgütün başına bir Türk'ün gelmesini sağlayarak değerlendirmeyi düşünmelidir. Geçmişten biri bulunamıyorsa, şimdiki hükümette dışişleri veya milli savunma bakanlığı koltuklarında oturan Ali Babacan ve Vecdi Gönül, her ikisi de, uluslararası bir örgütü yönetebilecek kimseler...

Türkiye'ye yakışan, kendisinin bir aday çıkarmasıdır. Müslüman bir genel sekreter NATO'nun imajı için de iyidir.

yenişafak



Bu yazı 250 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,936 µs