En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Saltanat ve hilâfet



“Saltanat özlemi duyan tek bir kişiyle bile hayatımda karşılaşmadım” desem herhalde abartmış olurum, 'saltanatçı' denilebilecek birkaç kişinin ülkemizdeki varlığından elbette ben de haberdarım çünkü; fakat “Keşke bir kral/padişah tarafından yönetilsek” diyene bugüne kadar hiç mi hiç rastlamadım.

Kendi hesabıma tercihimi hemencecik buraya kaydedeyim: Yönetimin aynı ailenin bir ferdinden diğerine geçtiği ve meşruiyetini kanbağından alan bir krallıkta veya bir padişahın yönetiminde yaşamak istemezdim.

'Osmanlı özlemi' diye özetlenebilecek 'duygu' her toplumda bulunabilecek 'geçmişe saygı' veya 'atalar övgüsü' denilebilecek düzeydedir bizde. Ülkenin ezici çoğunluğunu teşkil eden geniş kitlelerin 'Cumhuriyet' kavramı ve yönetim tarzıyla hiçbir sorunu yoktur; kamuoyu yoklamaları bu tespitimi teyit eder. 'İslâmî kesim' denilen toplum tabakalarını etkileyen fikir kaynakları -sözgelimi Said-i Nursi- saltanat döneminde bile Cumhuriyet yönetimi övgüsü yapıyorlardı.

Monarşi tarzı yönetim arzu etmek yasal açıdan 'yasak' mıdır bilmiyorum; ancak yasak olmasaydı dahi, aramızdan “Türkiye'ye saltanat yeniden gelsin” diyecek bir Allah'ın kulu çıkacağını sanmıyorum. Böyle bir talebin doğal muhatapları olan Osmanoğulları sülâlesinin artık rahatça ülkelerine gelip gidebilen fertlerinin dahi buna olumsuz cevap vereceği bellidir.

'Halifelik' elbette farklıdır; farklıdır ki, Cumhuriyet'i kuranlar saltanatı kaldırdıkları halde Hilâfet kurumunun bir süre daha sürmesini arzulamış, sonunda Halife'yi yurtdışına gönderip Hilâfet kurumunu lâğvederken onun anlam ve yetkilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne devretmeyi uygun görmüşlerdir. (Halifeliği kaldıran yasada bu durum şöyle ifade edilmişti: “Halife, hal' edilmiştir. Hilâfet, hükümet ve cumhuriyet mânâ ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilâfet makamı mülgadır.”)

Geçmişte İslâm topraklarının büyük bir kısmına hükmeden bir imparatorluğun başındaki kişinin o insanların manevi liderliği (Halifelik) iddiasında bulunmasının bir anlamı herhalde vardı; bugün 60'a yakın ülkeye bölünmüş olan İslâm coğrafyasının herbir unsurunun Türkiye'den yükselecek 'Halifelik' iddiasına “Evet” diyeceğini sanmak safdillik olur.

Dünyada bir yerlerde 'Hilâfet' kurumunu ihyayı gaye edinen bir veya birden fazla örgütün varlığından ve onların ortaya çıktıkları ilk günden itibaren Türkiye'yi de etkileme çabasından söz edilebilirse de, o örgütlerin bunca çabalarına rağmen Türkiye'de herhangi bir etki halkası oluşturamadıkları da ortadadır.

Geçmişin 'Halifelik' kurumuna günümüzde cevap verebilecek en yakın kuruluş, çatısı altında bütün Müslüman coğrafyayı birleştiren İslâm Konferansı Örgütü'dür (İKÖ); ancak onun bu dönem bir Türk olan genel sekreterine 'Halife' gözüyle bakmak hem müthiş yanlıştır, hem de öyle bir iddianın seslendirilmesi o örgütün sonunu getirir.

Halkların daha yaygın bir dayanışma arzusuna cevap olmak üzere İKÖ'nün uluslararası ihtilâflarda taraf olacak biçimde daha fazla siyasi bir güce kavuşturulmasında herhalde yarar var, ama işte o kadar; bundan ileri bir zorlama varolan dayanışmayı da sona erdirir.

İslâm Dünyası ve onun bir parçası olan Türkiye'de yaşayan dinî hassasiyeti yüksek insanlar bu gerçeği idrak edecek kadar 'reel politika' bilmektedirler. Türkiye'deki kitlelerin, mavi kanlılar saltanatına son veren 'Cumhuriyet' kavramı ve halkın halk için halk tarafından yönetimi anlamına gelen 'demokrasi' sistemi ile herhangi bir kavgası yoktur.

“Vardır” diyenler bu halkı tanımıyorlar demektir.

NOT: Sevgili dostum İlnur Çevik'in babası, Türk basınının duayenlerinden İlhan Çevik vefat etmiştir. Allah'tan merhuma rahmet, yakınları ve sevenlerine sabır diliyorum.

yenişafak



Bu yazı 580 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,425 µs