En Sıcak Konular

Ali Bayramoğlu


Ali Bayramoğlu
0 0 0000

JİTEM, Genelkurmay ve albay…



“Asker-siyaset ilişkisinin tam anlamıyla normale dönmediği bir ülkede yaşadığımızı yok sayamayız.

Dün intihar eden emekli Albay Kırca'nın cenaze törenindeki manzara ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komutanlarının bu tören sırasındaki tavırları ve açıklamaları dikkat çekici değil mi?”

Oral Çalışlar dün böyle yazmış.

Haklı, dikkat çekici olduğuna kuşku yok.

Emekli bir albayın intihar etmiş olması, Genelkurmay'ın bu durumu basında çıkan bazı haberlerle ilişkilendirilmesi ve komuta heyetinin cenaze töreninde tam tekmil toplanmasının tek nedeni olarak düşünülebilir mi?

Türk Silahlı Kuvvetleri karşısında, Aktütün baskınından emekli orgeneral tutuklamalarına, silah depolarıyla muvazzaf subay bağlantılarına, kontrgerilladan JİTEM tartışmalarına uzanan bir dalga var. Kurumsal, siyasal, demokratik baskı oluşturan, alan daraltan bir dalga…

Bu dalga, siyasi iktidar ile muhalefet arasında yaşanan bir güç mücadelesinin çok ötesinde, daha derin bir duruma, köklü değişim sürecine, bir değişim baskısına işaret etmektedir.

Ve her değişim sürecinde olduğu gibi, özellikle askeri otoriteyi kuşatan, vesayetçi modelin özüne dokunan hallerde olduğu gibi bu baskı da bir dizi dirençle karşılaşmakta, çatışmalara yol açmaktadır.

Çatışan güçler arasında kimi zamanlara ve kimi noktalardaki gönüllü ya da zorunlu kurumsal nitelikli işbirliği veya politik uzlaşmalar ya da ortak tutumlar, işin bu yönünü, yani özünü etkilememektedir.

Şimdi intihar ve cenazeye dönelim…

İntihar eden albay yargıda JİTEM'le ilgili olan tek davada sanık olan subaydı. JİTEM'in Cem Ersever'den sonra grup komutanlığını yapmıştı, faili meçhul cinayetlerle itham ediliyordu.

JİTEM ve Albay, Silahlı Kuvvetler tarafından uzun süre korunmuş, jandarmanın bu bölümü hakkında inceleme başlatılması Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınan generallerden dönemin Genelkurmay adli müşaviri Erdal Şener'in hukuki mütalaasıyla engellenmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri komuta heyetinin böyle bir askerin cenazesine bir tören ve dayanışma havasında katılması üzerinde düşünülmesi gereken bir durum değil midir?

Açıkçası, ordunun askerlerinin arkasında durması ve moral vermesi için söz konusu albayın ve cenazenin çok iyi bir örnek olduğunu göstermez.

Bazı kuruluşların ileri sürdüğü, merkez medyanın, örneğin Hürriyet Gazetesi'nin yayın politikasının temelini oluşturan “terörle mücadeleye ömrünü vermiş kahramanların bölücü örgüt saflarında bulunmuş kişilerin iddialarından hareketle linç edilmesi kabul edilemez” mantığı da hiçbir şekilde kabul edilemez…

Ortadan iddialardan öte bir durum vardır, delillerle açılmış ciddi bir yargılama süreci bulunmaktadır.

Albayın intiharının kendisiyle ilgili olarak gazetelerde çıkan ve konunun önemi dikkate alınırsa aslında son derece doğal kimi iddia ve haberlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilemeyiz.

Kaldı ki bir süre önce uyuşmazlık mahkemesinin verdiği bir kararla albayın bundan böyle sivil mahkemelerde yargılanmasının öne açılmıştı. Albayı intihara bu kararın itip itmediğini bilemeyiz…

Ölüm üzücüdür ama, intihar suçsuzluk karinesi değildir…

Albay Abdülkerim Kırcı'dan en azından siyasal anlamda geriye iki şey kalmıştır:

JİTEM iddiaları ve Genelkurmay'ın Kırcı'yı vesile yaparak bir güç ve “kararlılık” gösterisinde bulunması…

Her ikisi de tartışılmaya devam edecektir…

yenişafak



Bu yazı 384 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Eylül 2012 Sorgulama vakti...
    • 28 Ağustos 2012 Kürt sorununda yeni safha...
    • 25 Ağustos 2012 Kürtlerin şiddeti...
    • 30 Haziran 2012 Anter'in katili yaşlanmış mı?
    • 12 Mayıs 2012 Solun şiddetle hesaplaşması
    • 3 Mayıs 2012 Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
    • 21 Şubat 2012 Dink davası ''sil baştan''...
    • 18 Ocak 2012 İkinci cinayet zamanı
    • 17 Ocak 2012 Hrant'a sözüm var...
    • 21 Aralık 2011 Soykırım ve yasa
    • 3 Aralık 2011 Dönme dolap...
    • 30 Eylül 2011 Yazıcıoğlu ve jandarma...
    • 8 Eylül 2011 Aydının şiddetle sınavı...
    • 1 Ağustos 2011 İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
    • 28 Temmuz 2011 Parlamentoda bir terörist...
    • 5 Temmuz 2011 Futbolda temizlik, ülkede temizliktir
    • 10 Haziran 2011 Yeni CHP ha! Hadi oradan...
    • 24 Mayıs 2011 MHP'de yaşananlar ve perde arkası
    • 19 Mayıs 2011 Askere ''leş'' toplatmayan generaller iş başında
    • 19 Nisan 2011 Militarist-ulusalcı batak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,918 µs