En Sıcak Konular

Mehmet Barlas


Mehmet Barlas
0 0 0000

Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...



Gazetelerin ve gazetecilerin haber konusu olması yeni medyatik düzenimizin bir özelliği. Eski basın döneminde, bırakın genel yayın yönetmenlerinin görevlerinden ayrılmalarını, gazetelerin sahip değiştirmeleri bile pek haber yapılmazdı.
Sabah'ın Genel Yayın Yönetmenliği'nden istifa ederek ayrılan arkadaşım Ergun Babahan'ın "Veda Yazısı" nı okurken, bu eski günleri ve tanıdığım eski genel yayın yönetmenlerini düşündüm.
Meslek hayatımın ilk dönemindeki Cumhuriyet Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ecvet Güresin'in odasında her sabah toplanır ve günün konularını tartışırdık.
Bir sabah yine odasına girdim. Ecvet Bey yoktu.
Sabah gazeteye geldiğinde binaya girerken, kapıcı işine son verildiğini bildiren mektubu vermiş ona.
Daha sonra da "Aile" nin bu defa Nadir Nadi'nin başyazarlığına son vermesine tanık olmuştum.
12 Mart arifesindeki ideolojik kavgalarda Cumhuriyet sermayesi Ecvet Güresin'in tasfiyesine karar vermişti.
Aydın Doğan Ercüment Karacan'dan Milliyet'i aldığında Turan Aytul Genel Yayın Yönetmeni'ydi.
Bir İsrail gezisindeyken işine son verildi ve geziden döndüğü zaman artık Genel Yayın Yönetmeni olmadığını öğrendi.

Benim gazetem
Bir öğle yemeği randevusu için Divan Oteli'nin restoranında konuklarımı bekliyordum.
O dönemde Hürriyet'in sahibi olan Erol Simavi'yi, restoranın barında otururken gördüm. Erol Bey o sabah Nezih Demirkent'i Hürriyet'in Genel yayın Yönetmenliği'nden almıştı.
Yanına gittim.
- Erol Bey neden Nezih'in işine son verdiniz. Çok çalışkandı ve Hürriyet'i yeniden Hürriyet yapmıştı, dedim.
Erol Simavi'nin cevabı çok kısaydı:
- Nezih Hürriyet'i kendi malı sanmaya başlamıştı. Bu gazetenin patronunun kim olduğunu unutmaya başlamıştı...
Basına "Basın" denildiği ve henüz "Medya "
kavramının kullanılmadığı dönemlerdi bunlar.
Patronların evlilik dışı çocukları olur ve bunu herkes bilirdi ama hiçbir gazetede tek satır haber çıkmazdı böyle durumlarda.
Genel yayın yönetmenleri de, Abdi İpekçi veya Çetin Emeç gibi ya öldürüldüklerinde ya da askeri rejimlerde tutuklandıklarında haber olurlardı.
Son askeri müdahale rejimi olan 28 Şubat postmodern darbesinde ise, ortaya bir de "Kartel Medyası" kavramı çıktı.
Kartel'in genel yayın yönetmenleri, kimlerin bakan olacağı, hangi gazete sermayelerine devletin ne tür maddi imkânlar vermesi gerektiği gibi konularda, Ankara'da pazarlıklar yapıyorlardı. Bunun karşılığında da gerektiğinde gazeteler ortak manşetlerle çıkıyor, istenmeyen yazarlar hemen susturuluyordu.
O dönemin nihai değerlendirmede en fazla yaralanan gazetesi Sabah oldu.
O günden bugüne beş kez el değiştirdi Sabah. İki dönem de TMSF'nin mülkiyetine girerek kamu malı veya bir KİT oluverdi.

Memur gazeteciler
Ergun Babahan'ın istifasının gerekçelerini açıklarken "memur bir yayın yönetmeni olmayı istemedim" içerikli cümlesini okuyunca, herkesin suspus edildiği 28 Şubat dönemini de, hepimizin topyekûn memur edildiğimiz TMSF dönemini de hatırladım...
Ahmet Çalık'ın Sabah'ı aldığı günden bu yana bu gazetedeki 1'inci yıl yakında dolacak.
Diğer hiçbir gazetede böylesine radikal özeleştirilerin yapılmadığını okurlarımız da görmüştür.
Bunlara bir örnek Hıncal Uluç'un yazılarından, bir diğer örnek de Sevgili Ergun Babahan'ın veda yazısından verilebilir.
Keşke yönetim biçimindeki üslup farklarından ötürü Ergun Babahan kendisini "Zorunlu Sürgün" e göndermeseydi. O benim hem arkadaşım, hem de yıllarca kader ortaklığı yaptığım değerli bir meslektaşım.
Ama bazen geri dönüşü mümkün olmayan noktalar geçiliyor iş ilişkilerinde.
Biz Sabah çalışanları ise eskiden olduğu gibi yine kendimizi "memur" değil "Bağımsız ve bağlantısız gazeteciler" olarak görmeyi sürdüreceğiz.
Bunun böyle kalmasını en fazla isteyen kişinin de Ahmet Çalık olduğunu söylemeliyim.

sabah



Bu yazı 294 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Eylül 2012 Sakın "Erdoğan'sız AK Parti" hesabı yapmayın!
    • 28 Temmuz 2012 "Büyük Kürdistan" bir Amerikan sorunudur
    • 16 Ocak 2012 Kıbrıs'ı da Kwai Köprüsü'ne benzetmedik mi?
    • 9 Ocak 2012 Orta yaş sınırı yükselirken artık kimse yaşlanmayacak mı?
    • 4 Ocak 2012 AK Parti başarılı olursa tüm Türkiye başarılı olacaktır
    • 29 Ekim 2011 Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun
    • 31 Ağustos 2011 Yeniden açılım günlerinin üslubuna dönülmelidir
    • 17 Temmuz 2011 Asıl sorunumuz acaba ''Şarklılık'' mı?
    • 9 Temmuz 2011 Siz değişmezseniz koşullar sizi değiştirir...
    • 26 Şubat 2011 İktidar iddiası bulunmayan muhalefet olur mu?
    • 25 Kasım 2010 CHP'nin sivil paşalarının sivil darbe ürküntüsü...
    • 11 Ekim 2010 Kılıçdaroğlu'nun önündeki tarihi fırsat
    • 22 Eylül 2010 Sentetik beyaz Türklerin dayanılmaz hafifliği
    • 11 Eylül 2010 Kim yalancı? Anayasa Mahkemesi mi, CHP lideri mi?
    • 9 Eylül 2010 İktidarı 'Evet' mi yoksa 'Hayır' mı güçlendirir?
    • 28 Haziran 2010 Üslubu tırmandırınca kelimeler kifayetsiz kalabilir
    • 12 Haziran 2010 Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler
    • 7 Mayıs 2010 Teşekküre karşı benden de bir teşekkür...
    • 5 Ocak 2009 Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...
    • 3 Kasım 2008 Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,315 µs