En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

'Hilmi de doğru dürüst içki içsin'



Anlatan sıradan kişi değil, en üst rütbeye kadar yükselmiş bir komutan; eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil. Okuyunca dondum kaldım, sizinle de paylaşmak istedim.

Hürriyet'ten Ertuğrul Özkök köşesinde dün yazdı. Bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından komutanlar sıkça yaptıkları gibi akşam yemeği için bir araya gelir. 2000 veya 2001 yılı. Erdil tarihi tam hatırlamıyor. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu. Hilmi Özkök ise Kara Kuvvetleri Komutanı.

Masaya garson tarafından şarap servisi yapılır. Sonrasını Erdil'den dinleyelim: 'Herkesin önündeki kadehte kırmızı içecekler duruyor. Bir ara galiba Aytaç Paşa Hilmi Özkök'e seslenerek 'Oo Hilmi, ne güzel, sen de şarap içiyorsun' dedi. O da 'Evet biz de heyete uyduk içiyoruz.' cevabını verdi. Bu diyaloğu ilgiyle izleyen Kıvrıkoğlu müdahale eder ve şöyle der: 'Nereden şarap içiyormuş. Önündeki şarap değil kola.'

Bu sözlerin masada nasıl hava estirdiğini tahmin etmek güç değil. Kıvrıkoğlu bir hamle daha yapar ve garsona dönerek 'Oğlum şuradan şarap getir. Hilmi de doğru dürüst içki içsin.' der. Erdil'in anlattıkları doğru mu? Gerçekten böyle bir olay yaşandı mı? Yoksa arkadaşlar arasındaki sıradan bir espri abartılarak bu noktaya mı taşındı? Olayı aktaran Erdil'in bir özelliği var. Hilmi Özkök, Genelkurmay Başkanı iken Erdil hakkındaki iddiaları görmezden gelmedi ve yargılanması için izin verdi. Erdil 'haksız mal edinmekle' suçlandı ve mahkum oldu. İki buçuk yıl hapis cezası aldı, içeride bir yıl yattı.

Erdil'in başına gelenlerden Özkök'ü sorumlu tuttuğunu tahmin etmek güç değil. Bunu gizlemiyor da. Özkök'e dönük tavrını açıkça görmek mümkün. Zaten 'Onu affetmeyeceğim' diyor.

Neresinden bakarsanız bakın, yaşadığı olayların acısıyla da konuşmuş olsa bu kısa anekdot çok şey anlatıyor. Bir Genelkurmay başkanı, Kara Kuvvetleri komutanına böyle bir üslupla 'Bizi aldatma, kolayı bırak şarap iç!' diyebilir mi? Bir süredir unutulan mahalle baskısı kavramı bugünlerde tekrar güncel hale geldi. Gazetelerde bu konuda yapılan bir araştırmanın sonuçları yayınlanıyor. Anadolu'dan mahalle baskısı örnekleri sıralanıyor. Erzurum'da Ramazan ayında açık lokanta bulunamayacağından Trabzon'da sigara içmenin zorluklarına kadar. Devletten iş alabilmek için hacca ve umreye gidenlerin sayısı da artmış.

Erdil'in anlattıkları eğer doğruysa Hilmi Özkök'e şarap içmesi için yapılan çevre baskısına ne demeli? Hatta baskının ötesinde zor kullanmadan bile söz edilebilir. Kıvrıkoğlu, seçme hakkı bırakmadan kola dolu kadehi şarapla değiştirtiyor. Bir Kara Kuvvetleri komutanına böyle bir muamele yapılabilir mi? Olayın doğruluğu kuşkusuz önemli. Ancak bunun söylenti şeklinde sağda solda anlatılması en az olayın kendisi kadar önemli. Tam da 'şuyuu vukuundan beter' hali.

O yılları iyi hatırlıyorum. Kıvrıkoğlu'nun son dönemini yani. Hilmi Özkök'ün Genelkurmay başkanlığını engellemek için ortalığa doğruluğu tartışmalı dedikodular yayılmıştı. Sırf bu yüzden Kıvrıkoğlu'nun görev süresinin uzatılması bile gündeme gelmişti. En çok da Özkök'ün laik kimliğine şüphe düşürücü, dindarlığına vurgu yapan söylentilerdi. İzlediği iddia edilen televizyon kanallarından alkollü içkilere karşı tutumuna değin ne çok şey konuşulmuştu. Erdil'in anlattığı olay bana o dönem Özkök'ün Genelkurmay başkanlığını engellemek için üretilmiş veya abartılmış dedikoduları hatırlattı.

Bu olaya mahalle baskısının çarpıcı bir örneği diye de bakabilirsiniz. Bir komutanın, başına gelenlerden sorumlu tuttuğu Genelkurmay başkanını küçük düşürmeye dönük psikolojik bir hamlesi olarak da görebilirsiniz. Hangi açıdan yorumlarsanız yorumlayın, tarihe not düşülmesi gereken bir olay...

zaman



Bu yazı 358 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,823 µs