En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Uçurtmacıların Başkanı



Ne kadar şanslı bir çocuk olduğumu, ne kadar şanslı bir çocukluk geçirdiğimi bu yaşımda yeniden yeniden anımsamak inanın bana çok güzel bir duygu.
Çocukluğumu şanslı yapan şeylerden biri de Yaşar Kemal ile aynı mahallede oturmaktı. Biz bir grup çocuk, o ise hem cüssesiyle hem ismiyle hem de girdiği her yeri doldurup taşıran kişiliğiyle kocaman Yaşar Kemal.
Şimdi önümüz Kurban bayramı ya, hemen araya gireyim. Belki şimdi de öyledir, o zaman biz çocukların en büyük bayram eğlencesi adına ‘torpil’ denen çeşitli patlangaçlar almak ve patlatmak. Ama bunun için para lazım. Para ise sadece bayram harçlıklarından geliyor, onunla da ancak sınırlı miktarda patlayıcı alınabiliyor. Hepimizin Yaşar abisi, bir gün peşinde onlarca çocukla dükkâna gitmiş, yüzlerce patlangaç birden almıştık. Parayı o vermişti, biz de ömür boyu ona şükran borçlanmıştık.
İşte o Yaşar abi, bizim için esas olarak ‘Uçurtmacıların Başkanı’ idi. Çünkü onun sayesinde bizim minicik ve kısa ipli kıtipyoz uçurtmalarımızın yerine sahiden devasa boyutlarda uçurtma yapar, saatlerce uçururduk onu. O dev uçurtmanın zevkini uçurtmayanlar bilemez. Yaşar abi baştan sona biz çocuklarla kalır, uçurtmanın zevkini bizimle birlikte çocuk olarak sonuna kadar çıkarırdı.
Yaşar abi dün, Çankaya Köşkü’nde kendi devletini affettiği ödül töreninden sonra beni gördüğünde, “Uçurtmacım gelmiş” diyerek sarılıp öptüğünde, bütün o şanslı çocukluğumu silbaştan hatırladım, gözlerim doldu.
***
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün büyük mimar Turgut Cansever, edebiyatımızın yaşayan devi Yaşar Kemal ve Türk müziğinin abide ismi Alaaddin Yavaşça’ya ‘Kültür Sanat Büyük Ödülü’ vermek üzere konuşmasını yaparken bir yerde şöyle dedi: “Üç değerli kültür adamımız, uzun sanat yaşamları boyunca, şu veya bu şekilde uğramış olabildikleri anlayışsızlık, ilgisizlik, vefasızlık veya haksızlıklar nedeniyle zaman zaman üzülmüş olabilirler.”
Zaman zaman üzülmek mi? En azından Yaşar Kemal için söyleyeyim: Yazarlık hayatının önemli bir bölümü onun kendi ülkesinde haksızlığa uğraması ve üzülmesiyle geçti. Daha 10 yıl önce bu devlet onu hapse atmaya çalışıyordu ve olabilecek en büyük cezaya çarptırıldı: Beş yıl boyunca aynı görüşleri tekrar etmeme, kendi beynine ve diline sansür koyma cezasına çarptırdık biz Yaşar Kemal’i.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün iyi niyetinden şüphe duymayı gerektiren en ufak bir belirti bile yok elbette. Zaten böyle olduğu için Yaşar Kemal bu ödülü kabul etti, yoksa bir ödül eksik bir ödül fazla, 82 yaşındaki bu büyük yazar için bir şey değişeceğini sanmam.
Ve bence Yaşar Kemal bu ödülü, dünkü o konuşmayı devletin yüzüne karşı yapabilmek için de kabul etti veya en azından iyi ki kabul etti ki biz de bu konuşmayı, Anadolu’da yaşayan bütün milletler için ana dillerin ve kültürlerin korunması gerektiğini dileyen bu konuşmayı duyduk.
***
Türkiye’nin bir tane Yaşar Kemal’i var. Anadolu’nun bir büyük ozanı, bir büyük yazarı o. Ne kadar kıymet versek, ne kadar el üstünde tutsak o kadar az.
Kendi adıma ben, son romanını bitirmesini bekliyorum neredeyse iki yıldır. Her buluşmamızda, her konuşmamızda romanı anlatıyor ama bir türlü yazmayı bitiremiyor.
Her konuşmamızda, ben romanı sordukça, “Bir an önce yazıp bitirmeliyim, arkada daha onlarca roman var bekleyen” diyor, beni daha da beter heyecanlandırıyor.
Haydi Yaşar abi, bitir bir an önce şu romanı ve hemen yenisine başla...

radikal



Bu yazı 404 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,846 µs