En Sıcak Konular

İbrahim Karagül


İbrahim Karagül
0 0 0000

Bombay'a saldıran kim, arkasındaki güçler kim



Hindistan'ın Wall Street'i, finans başkenti sayılan Bombay, önceki gece yarısından bu yana dehşet verici saldırılarla boğuşuyor. Daha şimdiden "Hindistan'ın 11 Eylül'ü" olarak adlandırılan, daha önce adı duyulmamış ve kendilerine "Dekkan Mücahitleri" adı verilen silahlı kişilerin aynı anda kentin en hassas bölgelerine koordineli ve son derece planlı biçimde yaptığı saldırılar, özellikle ABD'ye "ekonomik krizi" unutturup "terörle mücadele"yi hatırlattı! Yüzü aşkın insanın öldüğü, yüzlercesinin yaralandığı, çok sayıda "yabancı"nın rehin alındığı saldırılar, özellikle batılıların bulunduğu lüks otelleri, restoranları, alışveriş yerlerini, karakolları, Ortodoks Yahudiler'in merkezini, tren istasyonlarını kısaca kentin hayat damarlarını ve dünyaya açılan kapılarını hedef aldı.

Önce birkaç hatırlatma yapalım:

Mart 1993'te, yine Bombay'da seri bombalar patladı, Bombay borsası vuruldu, 257 kişi öldü. 2003'te Bombay'da bir başka saldırı gerçekleşti, 52 kişi öldü. 2006'da bir trene yapılan saldırıda 186 kişi öldü. Sadece 2005'ten bu yana bombalı ve silahlı saldırılarda 700'den fazla insan öldü.

Bütün bu saldırılardan Hindistan'daki Müslüman gruplar üzerinden Pakistan istihbarat teşkilatı ISI sorumlu tutuldu. İki ülke arasında ciddi gerginlikler yaşandı.

Bütün bu saldırılardan sonra Hindularla Müslümanlar arasında çok şiddetli çatışmalar yaşandı. Yüzlerce Müslüman hayatını kaybetti. Keşmir'deki katliamların yanı sıra Gucarat dahil bir çok bölgede camilere saldırılar oldu, yerleşim yerleri ateşe verildi, ürpertici olaylar yaşandı.

Keşmir'de yaşananlar, Hindistan içindeki Müslüman-Hindu çatışmaları, Pakistan ve Keşmir bağlantılı Müslüman gruplarla Hindistan içindeki çatışmaların doğurduğu grupların eylemleri, Afganistan'daki güçlerle bağlantılı gruplar ve Hint-Pakistan ilişkilerindeki gerilimler benzer saldırılara zemin hazırlıyor.

Şimdi olayın başka boyutlarına ilişkin notlar aktaralım.


Son saldırı, FBI'ın "saldırı olacak" uyarısından sadece birkaç saat sonra gerçekleşti. ABD, İngiliz ve İsrail vatandaşlarıyla Hindistan'ın ekonomik sektörleri hedef alındı.

Hindistan kaynakları bu saldırıdan da açıkça Pakistan istihbaratını sorumlu tuttu ve "Pakistan en önemli terör destekçisi ülke" açıklaması yaptı.

Son saldırı, Pakistan yönetiminin Hindistan'a karşı "nükleer silahı ilk kullanan ülke olmayacağız" açıklamasını yapmasından, Hindistan'ın olumlu tepkisinden, iki ülke arasındaki ilişkilerin yumuşamaya başlamasından sonra yapıldı.

Son saldırıdan sonra Pakistan-El Kaide bağlantısı, Hindistan'daki gruplar-el Kaide bağlantısı yeniden kuruldu. Dolayısıyla ABD'nin terörle mücadele stratejisi bir kez daha Pakistan-Afganistan-Hindistan bölgesinde yoğunlaştı.

Bu örgütlerin Pakistan'la bağlantısının kurulması, El Kaide bağlantısının kurulması, ABD'nin Pakistan içlerine yönelik saldırılarını haklı çıkarır oldu. Son aylarda çok sayıda sivilin ölümüne neden olan füze saldırıları Pakistan'da ciddi gerilimlere yol açıyordu. ABD, terörle mücadele bahanesiyle bu ülkede istediği yeri bombalamaya başladı. Hatta geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye gelen ve neredeyse bir hafta kalan Pakistan başbakanı, Ankara'dan ABD saldırılarına karşı yardım istedi. Türkiye de bu konuda destek taahhüt etti.

ABD'nin yeni Başkanı Barack Obama, seçim kampanyası sırasında açıkça Pakistan'ı tehdit etmiş, bu ülkeyi füzelerle vurmaktan söz etmişti. Son saldırılar Obama'nın bu niyetini kolaylaştıracak nitelikte. Pakistan açık hedef, olağan şüpheli haline geliyor.

Obama'nın Başkan Yardımcısı Joseph Biden ne demişti? "Obama altı ay içinde çok ciddi bir uluslar arası krizle yüzleşecek." Zbigniew Brzezinsky'den tutun da, Madeline Albright ve Colin Powell'a kadar bir çok önemli isim bu düşünceyi paylaşmıştı.

Bombay'daki İsrail aşırı sağına mensup merkezdekiler de rehin alındı. Hindistan yönetimi, nükleer çalışmalarında İsrail'le ortak projeler yürütüyor. Keşmir'de İsrailli askeri uzmanlar görev alıyor. Mossad ajanları Hindistan pasaportuyla Pakistan içlerinde faaliyetler yapıyor.

ABD ve Avrupa'yı batırmak üzere olan ekonomik krizden kurtulmak için savaş ekonomisine dönüşü isteyenler bu tür saldırılardan keyif alacaktır. Korsanlar üzerinden Somali bölgesinde bir savaş tezgahlanıyor, Hindistan'daki bu saldırılar üzerinden Pakistan'a, nükleer gücü olan tek Müslüman ülkeye yönelik benzer bir istikrarsızlaştırma süreci neden uygulanmasın. Benazir Butto suikasti ve sonrasında bu ülkenin nasıl bir iç karmaşaya sürüklendiğini dikkatle izliyoruz.

Rusya, Çin, Hindistan, Batı'nın ekonomik krizine karşı yükselen ülkeler. Dünyanın ekonomik ve siyasi ağırlık merkezi bu bölgelere kayıyor. Hindistan bu merkezlerden biri. En zayıf noktası Müslüman-Hindu gerilimi. Neden olmasın!

Saldırıların gerekçesi ne olursa olsun, tetiği çekenler kimler olursa olsun, dar anlamda terör analizinin ötesinde gerçekler bugünün dünyasında tahmin ettiğimizden çok daha belirleyici. 11 Eylül'den bu yana neler gördük! Bu yüzden, önümüzü görmek için tetikçileri değil, ötesini anlamayı önceliyoruz. Bu saldırıların arkasında dolaylı da olsa ABD, İngiliz ve İsrail istihbaratının elini hissetmemek mümkün mü? Eğer bu örgütler Pakistan istihbaratıyla bağlantılıysa kesinlikle ABD istihbaratı ve İngiliz istihbaratı ile de bağlantılıdır. Bu böyle not edilmeli. Yakında başlayabilecek Hindu-Müslüman çatışmaları kimlerin amacına hizmet edeceğine iyi bakılmalı?
Ve eğer böyleyse, Bombay'daki saldırıdan bambaşka anlamlar çıkarmamız gerekiyor. "Terörle mücadele" konsepti artık bu karmaşık ilişkileri açıklamaya yetmiyor.

Tarihe karışan Büyük Ortadoğu Projesi'nin en batısındaki Somali-Orta Afrika ile doğusundaki Afganistan-Pakistan-Hindistan bölgesi neden bu kadar ısındı acaba?

yenişafak



Bu yazı 573 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2012 Türk-Kürt-Sünni..
    • 30 Mart 2012 Suriye satrancı, İsrail'e askeri üs
    • 16 Şubat 2012 En tehlikeli ihtimal: Ya savaş tersine dönerse!
    • 10 Şubat 2012 Hesaplaşma: Kim kimi tasfiye edecek?
    • 2 Aralık 2011 Bitti Esad, gerçekten bitti..
    • 18 Kasım 2011 Artık, Suriye ile savaş halindeyiz!
    • 9 Eylül 2011 Evet, Tahrir'de konuş! Tarihi değiştir! De ki...
    • 18 Ağustos 2011 İran-Suriye ve PKK: O 'kart' yine masada..
    • 10 Ağustos 2011 Altı saat ne konuştular?
    • 27 Temmuz 2011 Ölüm koalisyonu Haçlı savaşçıları..
    • 22 Temmuz 2011 Avrupa Birliği parçalanıyor..
    • 29 Nisan 2011 Cuma, öfke, kan...
    • 10 Şubat 2011 Barış beklerken savaş gelmesin!
    • 31 Aralık 2010 Bir casusa bu kadar para veriliyor mu!
    • 29 Aralık 2010 İki not ve bir kirli ittifak!
    • 24 Eylül 2010 İsrail-PKK bağlantısı bu işi bozabilir mi?
    • 3 Şubat 2010 Bu toplantı hiç de hayra alamet değil!
    • 17 Aralık 2009 İran-Suudi savaşına doğru mu gidiyoruz?
    • 8 Aralık 2009 Reşadiye'den kim ne mesaj veriyor?
    • 28 Ekim 2009 Birileri tarih yapıyor, bunu kimler yazacak?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,170 µs