En Sıcak Konular

Taha Kıvanç


Taha Kıvanç
0 0 0000

Hayatımı değiştiren cümle...



Orhan Pamuk, bir romanına, “Bir kitap okudum hayatım değişti” diye başlar ya, kendi hayatıma şu sıralarda bir çizgi çizmem istense, benim de “Bir cümle sarfettim, hayatım değişti” demem gerekir... Altı-üstü öylesine bir cümleydi benim için, herkesin altına imzasını atabileceği türden sıradan bir cümle; sonunda kaç yazıya konu, kaç programa malzeme oldu...

Dünkü Sabah ve Vatan gazetelerinde benimle yapılmış mülâkatlar da cabası... Birazcık istekli olsam, dün bazı haber programlarımda da benimle karşılaşacaktınız.

Kaç gündür zihnimde taşıdığım soru şu: “Yine de yanlış anlaşılmış olabilir miyim?” Hem de bütün o yazılar, haberler ve mülâkatlardan sonra...

Önce kendimle ilgili -bu sütunun sürekli okurlarının çok iyi bildiği- gerçekler: Haklarında yazı yazdığım her politikacıyla ilişkilerimi belli sınırlar içerisinde tutmaya özel gayret sarf ettim. Kimi beni sevdi, dostluğuma ve fikirlerime önem verdi, kimi hiç sevmedi, uzak durdu ve yazmasam daha mutlu olacakmış gibi davrandı.

Yazılarımdan rahatsız olmamış politikacı herhalde yoktur; ancak çoğunun içinden bana hak verdiğini bilirim... Cesur olanları bunu bana da itiraf ettikleri için... Sevmeyen bazı güçlüler, varolan güçlerini aleyhime kullandılar. Hiçbirinin bana karşı kayıtsız kalmadığını sanıyorum; bu da beni sevindiriyor...

Geçmiş altı yıla bakılınca ne görüyorsunuz: Ak Parti'nin bizlere vaatlerini unuttuğu, ya da zamanlama hatası yaptığı her dönemeçte en açık biçimde karşısına çıktığımı... Türk Ceza Yasası'nın 301 ve 312. maddelerini değiştirmede ayak sürürken, Avrupa Birliği'ne üyelik konusunda tereddüt geçirirken, en son olarak üniversitelerde 'başörtüsü/ türban' yasağı için gereksiz yere anayasayı değiştirmeye kalkıştığında, bunların 'yanlış' olduğu uyarısı ilk benden geldi...

Türkiye'nin ABD ile birlikte Irak'a müdahalesini sağlayacak 1 Mart tezkeresinin geçmemesi için yürüttüğüm kampanyayı ise George W. Bush ve Türkiye'deki uzantıları bile unutmuş olamaz... (Sıkıntılı anlarımda, Türkiye'yi ziyareti (2004) sırasında tanıştırıldığımızda kendisi ve Irak'a açtığı savaşla ilgili samimi görüşlerimi yüzüne karşı söylediğimi hatırlayıp, “Bush bile, beni dinlemediği için şimdi pişmanlık yaşıyordur” düşüncesiyle moral bulurum.)

Tayyip Bey eleştirilerimin çoğuna tepki vermedi; bazı görüşlerimi beğenmediğini ise belli edecek tarzda davrandı.

Ben de öyle davranmasını beklerdim bir başbakandan... Başbakan kulağını söylediklerime, gözlerini yazdıklarıma kapamış olsaydı aynı heyecanla düşünce üretmeye devam edemezdim zira... Bu bakımdan, hayatımı değiştiren cümleme tepki vermesine de sevindim...

Cümlelerimin, daha doğrusu çıkışımın, en fazla hayal kırıklığına yol açtığı kişiler, -ne kadar şaşırsanız yeridir- hakkımda saygısız bir üslupla ve hep küçümseyerek yazılar yazmaya alışkın meslektaşlar oldu. Onlar bu kez fenersiz yakalandılar. Kimi küfürbazlığına devam etti, kimi saygısız tavrının kendisini küçülttüğünü fark edip ne yapacağını şaşırdı.

Onları şaşırtıp kızdırmak bile benim için bir kıvanç vesilesi...

Bakmayın saldırmak için hâlâ “Yandaş medya, besleme basın, kiralık kalemler” türü küfürleri kullanmalarına; bunlar kelimesi kelimesine vaktiyle kendileri için kullanılmış ve üzerlerine 'cuk' oturan sıfatlardır... Muhaliflerine başka ne diyebileceklerini bilmediklerinden, gri beyin hücreleri de artık üretimde bulunamadığı için, vaktiyle işittiklerini şimdi karşılarındakilere reva görüyorlar...

Görsünler, hiçbir mahzuru yok.

Peki ben nasıl 'kiralık kalem' oluyorum? Yazdığım gazeteye 'besleme basın' sıfatı yakışıyor mu? Bu denli sarsıcı yazılara yer veren yayın kuruluşlarından nasıl 'yandaş medya' diye söz edilebilir?

Böyle yaparak kendilerine zarar verdiklerinin henüz farkında değiller; yakında anlayacaklardır...

Dostlarımdan biri, “Seni tanıması gerektiği halde çıkışından sonra şaşırmış rolü yapan, ya da seni iktidar ile gazetecilik-dışı ilişkiler içindeymişsin gibi gördüğünü ifade edenler hakkında ne düşünüyorsun?” diye soruverdi.

İki farklı kişiyi kast ettiğini hemen anladım da, soruyu bana yöneltmesi yine de şaşırttı.

Ciddi ve muhatap almaya lâyık gördüğüm kişilerin tarizleri beni rahatsız eder; o yazarlara isimleriyle cevap veririm. Birinin ciddiyetinden kuşkuya düşersem muhatap almaya devam etsem de artık ismini burada kullanmam... Hem ciddiyetinden hem de muhatap olma kabiliyetinden kuşku duyduğum kişiler ise...

Ne derler ve yaparlarsa yapsınlar, o tipler, beni üzemezler... Kendilerini hayatımdan da bu sütundan da silerim...

Bir cümle sarf ettim, hayatım çok değişti.

yenişafak



Bu yazı 898 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 17 Eylül 2012 Hem okudum, hem de yazdım
    • 4 Eylül 2012 CIA başkanı neden geldi?
    • 16 Temmuz 2012 Vicdanım buna da elvermiyor
    • 2 Temmuz 2012 Suriye nasıl bir ülke, Suriyeliler nasıl insanlar...
    • 21 Mayıs 2012 Bir geziden ilk notlar
    • 15 Mayıs 2012 ‘Yeni CHP’ nihayet sözcüsünü buldu
    • 16 Nisan 2012 Hangi patron, hangi yönetici, hangi yazar içeri alınır?
    • 23 Mart 2012 Ben demedim, o dedi
    • 13 Mart 2012 Köşemi bugün Cumhurbaşkanı Gül’e bırakıyorum
    • 9 Mart 2012 TR325 kodadlı becerikli uzman...
    • 20 Şubat 2012 ‘Operasyon’ diye ben buna derim
    • 30 Ocak 2012 Davos’ta Türkiye dersi
    • 27 Aralık 2011 Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
    • 12 Aralık 2011 Ak Parti üzerine hesaplar
    • 9 Aralık 2011 Gül vetoya ne zaman karar verdi?
    • 14 Kasım 2011 Kriz çıkaranlar gidiyor, ama yerlerine gelenler de yabancımız değil
    • 24 Ekim 2011 Kaddafi’nin son demleri...
    • 3 Ekim 2011 Dr. Sallaso’nun kunduzunun izinde
    • 29 Ağustos 2011 Ben meraklı bir insanım, özür dilerim
    • 26 Ağustos 2011 Bütün kepazeliklerin anasını açıklıyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,713 µs