En Sıcak Konular

Mümtaz'er Türköne


Mümtaz'er Türköne
0 0 0000

AK Parti'nin sağduyusu



"Sağduyu"nun en sağlam anlatımı matematiktedir. Meselâ, iki haneli iki rakamın toplamı hiçbir zaman dört haneli yapmaz. Eğer karşınıza dört haneli bir rakam çıkarsa, işlemin yanlışlığını sağduyuya aykırılığından anlarsınız.
Sağduyu, olup biteni anlamak konusunda gerçeğe uygun sınırları gösterir. Bu sınırlar içinde isabet kaydetmek ise dikkat ve donanım ister. Mustafa Ünal'ın dünkü "Erdoğan değişiyor mu?" başlıklı analizi, hem sağduyuya uygun hem de isabetli. Ünal, Ankara politikasını avucunun içinde izleyen tecrübeli bir gazeteci. Erdoğan'ın "Buyursun istediği yere gitsin" söyleminin geçici ve DTP provokasyonlarına bir tepki olduğunu söylerken tamamıyla haklı.

Önce hep ihmal ettiğimiz bir şeyi hatırlayalım. Demokrasi, mevcut haliyle bir siyasî partiler demokrasisi. Demokratik yönetim sisteminin bütün aksanları, dişlileri siyasî partiler eliyle işletiliyor. Kişilerden değil, kurumlardan bahsediyoruz. Kurumlar vaziyet alana kadar liderler ilk hamlelere karşılık veriyor. DTP, şiddet araçlarını devreye soktuğu seçim kampanyasını çok erken başlattı. AK Parti lideri, çoğalan tehditlere ve artan gerginliğe anlık cevaplar verdi. DTP'lilerin "gelme" dediği illere meydan okuyarak gitti. DTP'nin kitlesel şiddet seferberliğine sert mesajlarla karşılık verdi. Mustafa Ünal'ın vardığı sonuç AK Parti liderinin sert çıkışlarını, DTP'nin şiddeti tırmandırarak açtığı savaşa karşı bir püskürtme hamlesi olarak değerlendirmek. Bu değerlendirme doğru; çünkü, bu sert mesajların AK Parti'nin Kürt politikası olduğunu ileri sürmek sağduyuya bütünüyle aykırı.

AK Parti liderinin tartışılan söylemi iki kısımdan meydana geliyordu. Birincisi 2005'teki "Kürt sorunu" çıkışı hariç, öteden beri Kürtlere yönelik mesajlarını içeriyor: Türkiye vatandaşlığını öne çıkartmak, etnik milliyetçiliğe karşı çıkmak, kardeşlik mesajları vermek ve bölge için yatırım seferberliği gibi. İkincisi de, DTP'nin tehditlerine ve tırmandırdığı gerginliğe teslim olmadığını göstermek idi. Asıl soru, AK Parti'nin geleneksel Kürt söylemine yeni şeyler ilave edip etmeyeceği.

AK Parti, bölge ile Türkiye'nin geri kalanı arasında yegâne bağ. Bu "yegâne bağ" dediğimiz şey aynı zamanda, Türkiye'nin belini büken Kürt sorunu için çok önemli bir fırsat. DTP'nin tırmandırdığı şiddetin, PKK'nın bölge üzerinde kurduğu baskı tekelinin tek alternatifi. AK Parti, demokrasiyi işleten temel aktörlerden biri, yani bir siyasî parti olarak özünde bir demokratikleşme sorunu olan Kürt sorununu çözmeye veya yönetilebilir düzeyde tutmaya çok yakın duruyor.

Kürt sorunundan bahsedildiği zaman bir kitle partisinin kurması gereken hassas dengelerden söz edilir. Bir yandan Kürtlerin rızasını alacaksınız, öbür taraftan Türkiye'nin geri kalanındaki desteğinizi kaybetmeyeceksiniz. Kürt sorunu bu hesabı tersine çevirecek bir evreye girdi. Türkiye'nin geri kalan kısmını, Kürt sorununun çözümüne ikna etmek; bölge insanını da şiddet tekelini kırarak Türkiye'nin geri kalanına entegre etmek mümkün. Kısaca Kürtleri Türkiye'nin geri kalanına entegre olmaya, Türkiye'nin geri kalanını da Kürtlerin temel insanî haklarını savunmaya ikna etmenin ciddi bir karşılığı var. Zira, şiddet yöntemleri kendi kendisini tüketti. DTP'nin vaat edebileceği yegâne şey kavgayı, yani şiddet ortamını sürdürmekten ibaret.

Siyasî endişelerin dışında hepimizin buluşacağı ortak payda, şiddetin mahkûm edilmesi olmalı. Şiddeti bir şekilde meşrû kılma çabaları teşhir edilmeli.

AK Parti'nin Kürt politikasının, sağduyuya uygun bir mecraya girmesi doğal bir gelişme olacak. 29 Mart'ta bölge halkını kırk satırla kırk katır arasında bir tercihe zorlamak sadece Kürtlere değil Türkiye'nin tamamına haksızlık.

Gerekli bir ilavede bulunmayalım. NTV'deki Can Dündar'ın programında Profesör Mithat Sancar'ın DTP'nin tırmandırdığı kitlesel şiddeti (Çocukların ellerinde taşlarla polisin önüne sürülmesini ve arabaların yakılmasını), Fransa'daki banliyö olaylarını emsal ve toplumsal sıkıntıları gerekçe göstererek meşrulaştırmaya çalışması beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Aydınların ortak sorumluluğunun, şiddetin her türüne karşı çıkmak olduğunda ısrar ediyorum.

 zaman



Bu yazı 344 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Bu sefer çözülecek mi?
    • 16 Eylül 2012 Din eğitiminde devlet tekeli kalkıyor
    • 14 Eylül 2012 Siyaset, artık dine alet edilmiyor!
    • 13 Eylül 2012 CHP, PKK ile müzakere yapabilir mi?
    • 9 Eylül 2012 Merkez Sağ'ın son noktası
    • 7 Eylül 2012 Başbakan sertleşmekte haklı mı?
    • 28 Ağustos 2012 Hükümet haklı çıktı
    • 26 Ağustos 2012 Kawa ve Ergenekon
    • 24 Ağustos 2012 Terör sorunu ayrışıyor
    • 17 Ağustos 2012 Hem şiddet üreten, hem barış isteyen bir örgüt
    • 16 Ağustos 2012 'Paralel devlet'in iflası
    • 12 Ağustos 2012 Kürt, Türk, Alevî ve Sünni olmak
    • 10 Ağustos 2012 Yangını kim söndürecek?
    • 5 Ağustos 2012 Ordulaşan partiler ve partileşen ordular
    • 22 Temmuz 2012 Davutoğlu haklı çıkarsa?
    • 17 Temmuz 2012 'Hücre yenilenmesi'
    • 29 Haziran 2012 ÖYM'leri kaldırması için hükümete yetki verdiniz mi?
    • 24 Haziran 2012 Türkiye savaşa girer mi?
    • 21 Haziran 2012 Teröre teslim olmak
    • 19 Haziran 2012 Çözüme yakın mıyız?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,234 µs