En Sıcak Konular

Serdar Turgut


Serdar Turgut
0 0 0000

Fehmi Koru’nun yazısının şifreleri



Çok iyi bir gazeteci ve yazar olduğundan zerre kadar şüphem bulunmadığından Fehmi Koru’nun Başbakan’ı kızdıran yazısının gerekçesi hakkında yazdığı yazıdaki açıklamasını rahatlıkla kabul edebilirdim.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, özel konuşmamızda söylediği gibi ‘Çok iyi bir gazetecilik yapmış, bravo’ diyerek geçip olayı unutabilirdim.

Dahası, bir yazar olarak başka bir yazara ‘Bunu neden yazdın?’ diye sormanın abes olduğunu da gayet tabii ki biliyorum. Ama yine de o yazıyı yazan kişi Fehmi Koru gibi özel bir yazar olunca insan bazı soruları sormadan da edemiyor.

Eğer Fehmi Bey ‘Ben açıklamamı zaten yaptım. Hâlâ daha niye sorguluyorsun?’ diye düşünecek olursa, ben de ona “Alter egon Taha Kıvanç’a sor. Eminim ki o benim yaptığımı anlayışla karşılayacaktır. Çünkü o neredeyse tüm yazı kariyerini benim şimdi yapmaya yelteneceğim türden sorgulamalar üzerine kurmuş durumda” derim.

Neyse; şimdilik bu kadar açıklama bence yeterli. Şimdi kafama takılan ve bir türlü cevabını bulamadığım o soruları sormaya başlamalıyım:

1- Fehmi Koru hem Başbakan’ı hem de Cumhurbaşkanı’nı çok yakından tanıyor. Mesleki ilişkisi var onlarla gayet tabii ki ama özel arkadaşlığı da var. O, her gazetecinin kendisini bulmak isteyeceği rüya durumunda gibi.

Düşünsenize; gazetecilerin bir Başbakan’ın, bir Cumhurbaşkanı’nın uçağına binebilmek için takla attıkları bir ülkede o neredeyse istese uçağa alınacak gazeteci listesini hazırlamakta ve onlara danışmanlık yapabilecek kadar yakın.

2- Tanıyabildiğim kadarıyla Fehmi Koru, daha iki hafta önce kızının nikâhına bizzat gelip şahitlik yapmış bir insanı bu kadar kısa sürede kızdırmaya girişecek gibi centilmenlik kuralları dışında bir insan değil.

‘Obama gibi geldiler Bush oldular’ benzetmesine Başbakan’ın çok kızmayacağını da düşünmüş olamaz. Mantık kuralları nedeniyle, kızının nikâhına şahit olarak gelen Başbakan’ı aradan sadece iki hafta geçmesine rağmen kızdırmayı göze almış olmalı. Neden, neden?

Yani bazıları vardır, bunlar ‘Haber, isterse babamın aleyhine olsun yine de yazarım’ diyen türde sevimsiz insanlardır. ‘Meslek ilkelerimden taviz veremem’ filan derler.

Ben onları gördükçe Şinasi Nahit Berker’in ‘Önce insanım sonra gazeteciyim’ lafını hatırlarım. Tanıdığım kadarıyla Fehmi Koru da ‘Önce insan’ olma vasfını ön plana çıkarmaya uğraşan bir insan. Bu özelliğini yakın arkadaşını üzme pahasına neden unuttu gitti?

3- Meselenin başka boyutları da var. Bilindiği üzere Fehmi Koru ile Cumhurbaşkanı Gül arasında yakın bir arkadaşlık var. Yine biliniyor ki; Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan zaman zaman sürtüşebiliyor. Onlar arasında yaşananlar AKP içindeki bir sınıf savaşı görünümü veriyor.

Ve de bu diyeceğim genelde bilinmiyorsa, bunu da ben biliyorum ki; Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan birbirlerini yıpratacak şekilde katiyen tartışmazlar. Her koşulda kardeş kalma çabasını gösterirler.

Bu durumda ben elimde olmayarak merak ediyorum; acaba Cumhurbaşkanı Gül, Fehmi Koru’nun yazacağı o yazının içeriğinden daha önceden haberdar mıydı? Cevap ‘Evet’ ise acaba ne demiştir o yazı hakkında?

Tabii ki Fehmi Koru’nun yazısını yazmadan önce Cumhurbaşkanı’na danışma gibi bir âdeti olduğunu ima etmiyorum. Ama belki de bir dost ortamında konunun açılması durumu olmuştur diye düşündüm.

Kafama asıl takılan konu ise şu: Eğer bu senaryoda doğruluk payı varsa Cumhurbaşkanı Gül, ‘Kardeşi’ Erdoğan’ı üzeceği apaçık belli olan bu yazının konusu hakkında neler düşünmüştür acaba?

Daha da ileri gidelim, Cumhurbaşkanı Gül bu ‘Obama-Bush’ benzetmesi konusunda bugünlerde bir fikir beyan edecek midir?

4- Çünkü kamuoyunda Başbakan Erdoğan’a yönelik bir hesaplı taarruz yapıldığı yolunda bir kanaat oluşuyor. Cumhurbaşkanı Gül’ün görev tanımına girmese de belki aynı yola çıktıkları Erdoğan’ın yıpranmaması için ‘Keşke bu yorum şimdi, şu zamanda yapılmasaydı’ demeyi düşünmez miydi?

5- Belki bunu düşünmem çoğunuza ters gelecek ama herkes beni kınasa bile, bu soruyu sorduğum için, Fehmi Koru’nun /Taha Kıvanç’ın beni gayet iyi anlayacağına eminim.

Ortada öyle bir görünüm var ki; yaşanan olayları baştan alıp düşündüğümde yola birlikte çıkan insanların yolları ayrılmaya başlamış gibi geliyor bana. Eğer bir yol ayrılması durumu varsa, bu neden olmuştur acaba, bir dışsal etki söz konusu mudur?

Bu sorulara hemen cevap bulunmasının kolay olmadığının farkındayım gayet tabii. Bunlar benim için sadece üzerinde gelecekte çalışılması gereken sorulardır, o kadar.

Bu tür soruları sormak da bizim işimizin gereği değil mi?

akşam



Bu yazı 378 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2009 Cemaat ile TSK diyaloğa girmeli
    • 22 Aralık 2008 Erdoğan’ın kızının resmini görünce utandım
    • 11 Aralık 2008 Modernizmin ölümü ve anlamsızlık
    • 11 Kasım 2008 Fehmi Koru’nun yazısının şifreleri
    • 3 Kasım 2008 Acımasız düzen
    • 31 Ekim 2008 Medya Faşizmi nedir?
    • 28 Ekim 2008 THY’nin devrimci kararı
    • 24 Ekim 2008 Krizi fırsata çevirmek
    • 22 Ekim 2008 Kriz komplo olabilir mi?
    • 2 Ekim 2008 New York şehrinin kapanması
    • 16 Eylül 2008 Doğan’ın büyük kötülüğü
    • 17 Ağustos 2008 Medya da temizlenecek
    • 7 Ağustos 2008 Taşlar yerine böyle oturur
    • 27 Temmuz 2008 Faili meçhul hayatım
    • 17 Haziran 2008 Derin devlet gurusu
    • 23 Mayıs 2008 S-muhtıra
    • 1 Mart 2008 ABD’ye nanik yapılmaz
    • 29 Şubat 2008 Bölgenin ‘Büyük Abi’si
    • 9 Şubat 2008 Fakirlik ebedi oldu
    • 15 Ocak 2008 Enerji güvenliğinde stratejik ortaklık

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,766 µs