ABD’nin yeni seçilmiş başkanı Barack Obama’yı yönetime hazırlamak için ilk brifingin CIA tarafından ve seçildiği gün daha Şikago’dayken verilmiş olması boşuna değil. Amerikan halkının değişim vaat eden yeni başkanından beklediği öncelikle ekonomik ve sosyal haklar ortamını düzeltmesi. Ancak ABD’nin dış ve güvenlik politikasında önde gelen sorunlar, yeni bir çizgi vaaz eden yeni başkanın göreve başlayacağı 20 Ocak tarihine dek bir anda belirsizlik sisi ile örtülüverdi. Ve uluslararası güvenlik ortamı bu belirsizlik sisinin altında bir anda kimin kime vuracağı belli olmayan, kavgada yumruk sayılmayacak risklerle karşı karşıya kaldı.
Büyük çoğunluğu Türkiye’yi bire bir ilgilendiren bölgelerde artan riskleri şöyle tanımlamak mümkün:
İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni dün Obama’nın İran’la doğrudan konuşmaya başlamaması gerektiğini söyleyiverdi. Böylece yeni ABD Başkanı daha göreve başlamadan ilk uluslararası görüş ayrılığını, hem de en yakın müttefiklerinden İsrail ile yaşamış oldu. Obama’nın ABD’nin düşmanlarıyla da, İran’la da doğrudan görüşebileceği üzerine seçim kampanyası vaadinden yola çıkan Livni, Vaşington’un Tahran ile görüşmeye başlamasının İran yönetimince Batı’nın nükleer silah programı üzerine ‘zayıflığı’ olarak algılanabileceğini öne sürüyordu.
Doğrusu şu anda kim İran yönetiminde olsa, 20 Ocak’tan itibaren kendisiyle görüşme ihtimali bulunan bir ABD Başkanı varken yeni bir adım atmaz, Avrupalılarla görüşmez, görüşürse oyalar (ki bugünlerde olan aynen budur) ve bu arada zenginleştirme programını kesmez. Geçen ay İsrail’i ziyaret eden Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, İsrail’in her an İran’ı vurabileceğinden endişe duyduğunu açıklamıştı. İsrail eğer İran’ı vuracaksa koşulların bugünle 20 Ocak arasında mükemmel hale geldiği söylenebilir. Çünkü; 1- ABD yönetimi geçiş dönemindedir, 2- İsrail’de Livni hükümet kuramamıştır, seçim ve siyasi iktidar belirsizliği vardır. Yani bir terslik yapıp sonra ‘kusura bakmayın, bundan böyle her şey farklı olacak’ deme imkânı mevcuttur.
Rusya bu ortamı değerlendirmektedir. İran’ın Rus yapımı S-300 füzeleri edinmesi, İran’a muhtemel bir İran saldırısına karşı gelişmiş bir hava savunma desteği verecek ve bölgedeki stratejik dengeyi değiştirecektir. Rusya bir yandan İran ve (aslında İran’ın nükleer silah elde etmesinden İsrail’den çok korkan Körfez ülkelerinden) Katar ile OPEC benzeri bir doğalgaz üreticileri birliği kurmaya çalışmaktadır. Rus petrolünü Türkiye üzerinden Hindistan’a nakli projesinin parçası olan İsrail ise, bir yandan Rusya’yı İran’a S-300 satmamaya ikna etmeye çalışmaktadır. Rusya ‘karar vermedim’ diyerek denklemi kendisine bağlı hale getirmektdir.
Rusya, Kafkaslardaki etkisini de artırmaktadır. Gürcistan krizi sonrasında Kafkas ülkeleri, evet hâlâ ABD ile yakın ilişkilerini geliştirmeye gayret edecek, ama Rusya’nın ayağına basacak adımları atmadan bir kere daha düşüneceklerdir. Dün Türk parlamentosuna konuşan Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev, Ermenistan’ın Azeri topraklarını işgale son vermesi isteğini yinelemiş, Türkiye’nin olumlu diplomatik katkılarının devamını talep etmiştir. Aliyev bu ziyareti hafta sonunda Moskova’da Ermenistan Cumhurbaşkanı Dimitri Medvedev’in evsahipliğinde Yukarı Karabağ konusunu askeri yönteme başvurmadan çözme konusundaki anlaşmasından sonra yapmıştır.
Irak ve Afganistan, George Bush’un Barack Obama’ya devredeceği iki devasa sorun olarak durmaktadır. Irak parlamentosu Aralık sonuna dek ABD ile güvenlik anlaşmasını imzalamaz ise BM’nin ABD’ye Irak’ta verdiği yetki sona erecek ve ABD’nin Irak’taki varlığı yeni bir BM Güvenlik Konseyi kararına, yani Rusya’nın veto ihtimaline bağlı hale düşecektir. Afganistan’daki durum giderek kötüleşmektedir.
Kâbusu daha da karartmak üzere, Pakistan’daki belirsizlik Batı açısından giderek Afganistan ve Irak’tan da büyük bir sorun olma potansiyeli taşımaktadır. Son iki gündür Ankara’da bulunan Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Pervez Kiyani ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da görüşmesini yalnızca geleneksel dostlukla açıklamak saflık olur.
Türkiye bu riskleri fırsata dönüştürebilir mi? Erdoğan’ın kendisini Obama’ya doğru
anlatabilmesi için 20 Ocak’a dek vakti iyi kullanabileceği bir süre var aslında.
radikal
Değerli okuyucumuz,
Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
· Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
· Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
· Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
· Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
· Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
· Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
· Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
· Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.
Yorumlar
+ Yorum Ekle