En Sıcak Konular

Mehmet Barlas


Mehmet Barlas
0 0 0000

Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?



Terörü ve anarşiyi siyasetin aracı olarak kullanmak, kime ne yarar sağlayabilir ki?
Halide Edip Adıvar Kurtuluş Savaşı'mızı öyküleştirdiği kitabına "Türk'ün Ateşle İmtihanı" demişti.
Şimdi Güneydoğu'da DTP ile PKK politikalarının izdüşümüne girmesi olayını kitaplaştırsaydı, herhalde bunun başlığı da "Türk Demokrasisinin Sabırla İmtihanı" olurdu.
Bu açıdan bakıldığında "Sabır" sadece gergin bir ruh hali değildir.
Sabrın içinde akılcılık vardır, hesap vardır, faydacılık vardır, çözüm arayışı vardır.
İsterseniz bu noktada Türk düşünce hayatının gerçek "Bilge Adam"larından biri olduğu tartışmasız kabul edilen İlter Türkmen'in, dünkü Zaman'da Nuriye Akman'la yaptığı söyleşiden bazı satır başlarını aktaralım:
- Kuşkusuz terörle mücadele bütün kuvveti ile devam etmelidir. Fakat meselenin özüne de inmek lazım. Bugün eski asimilasyon politikası sürdürülemez. Bir entegrasyon politikası üretmek ve vakit geçirmeden uygulamak lazım.
- Kürt kimliğini tanımak, PKK ile bağlantısına rağmen DTP'yi kapatmamak, Kürtçe yayın yapan radyo ve televizyonlara müsaade etmek, okullarda seçmeli Kürtçe dersleri vermek, akla gelen önlemlerden bazıları. Tabii Kürtçe öğretiminden bahsediyoruz, Kürtçe tedrisattan değil. Kısacası bugünkü yaklaşım ve vizyonumuzda büyük değişiklik yapmak gerekir.
- Bir yerde belediye başkanı Kürtçe bir davetiye bastırmış, derhal tepki gösteriliyor. Bunların üzerinde durmamak lazım. Unutmayalım ki Türklerle Kürtler arasında temel bir kader birliği var. Şehitlerimizin arasında çok da Kürt olduğunu görüyoruz...
- Orduda şimdiye kadar Kürt askerlerin herhangi bir ihaneti görülmemiştir. Bütün Kürtler PKK'yı istemiyor. AKP nitekim son seçimlerde Güneydoğu'da çok oy aldı. Biraz daha dikkatlice davransaydı belki belediyeleri de alacaktı.

DTP'den beklenen
- (DTP'nin) Kapatılmaması lazım. Faydası yok kapatmanın. Kapatınca ne olacak? Daha çok radikalleşecekler. Ne lüzum var? Ama bana kapatırlar gibi geliyor. Daha önce de kapattılar. Ne oldu? Hepsi gittiler kahraman oldular Avrupa'da. Halbuki şimdi AB onlara mütemadiyen PKK ile aralarına mesafe koymalarını tavsiye ediyor.
İlter Türkmen'in söylediklerini değerlendirdikten sonra, galiba "Siyasetçilik" mesleğinin bu tür çözüm öneren ve düşündüklerini böylesine açık biçimde beyan eden insanlara, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu da söylemeliyiz.
Neticede hiç unutmayalım ki Güneydoğu sorunu ve içeriği, Başbakan Erdoğan'ın şahsi meselesi değildir.
Partisi yerel seçimlerde bölge kentlerinde ne kadar oy alır, bilemeyiz.
Ama o bir siyasetçi ve bir Başbakan olarak, Diyarbakır'a, Van'a, Hakkari'ye, Yüksekova'ya gidip "Biz Türkiye'nin her köşesinde varız" diyor.

Ne Çankaya ne Diyarbakır
Buna karşı CHP Genel Başkanı Baykal, ne Çankaya'ya, ne de Diyarbakır'a gidiyor. Onun için Ankara'nın çıkmaz sokaklarındaki uçsuz polemikleri ve boykotları sürdürmek, siyaset yapmak anlamına geliyor.
Oysa AK Parti'nin de, Erdoğan'ın da, Türk demokrasisinin de yol gösterici ve ufuk açıcı muhalefete ihtiyacı var.
Örneğin AB'ye uyum reformlarındaki yavaşlama konusunda CHP uyarılarda bulunabilir ve AB bayrağını AK Parti'nin elinden alabilirdi. Örneğin Gümrük Birliği Protokolü'nün Kıbrıs'a da uygulanması, yani deniz ve havalimanlarımızın Güney Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına açılması meselesinde, iktidarı teşvik edebilirdi.
Ama zor bu iş.

Gereksiz sinirlilik
Seçmen çoğunluğuna değil Anayasa Mahkemesi çoğunluğuna dönük bir siyaset üslubu tercih edilmekte.
Yine İlter Türkmen'in söylediklerini alıntılayarak bu konuyu da noktalayalım.
Nuriye Akman soruyor:
- Baykal CHP'nin başından ayrılsa, parti yeni baştan organize olsa...
İlter Türkmen bu soruyu şöyle cevaplıyor:
- İmkansız. Yerleşmiş bir zihniyeti var CHP'nin. Baykal'dan ibaret değil mesele. O jakoben zihniyet değişmez. Doğrusunu isterseniz ben AKP'ye de şaşıyorum. Başbakan niye bu kadar sinirli konuşuyor anlamıyorum. Çünkü birçok alanda başarılı oldu. Bu başarılarını takdir etmemenin imkânı yok. Ekonomimiz beş sene gayet iyi gitti. Şimdi biraz kötü gidiyor. Ama bütün dünyada kötü gidiyor. Dış politikada AB ile müzakereleri başlattı. Büyük bir başarıdır bu. Dünyaya açıldık. Ortadoğu'da rol oynadık. Doğu'da Kürt oylarını aldı. Bu da büyük bir başarı. Başbakan'ın asabiyetini, sert üslubunu anlamakta güçlük çekiyorum. Siyaseti germek onun menfaatine değil ki.

sabah



Bu yazı 329 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Eylül 2012 Sakın "Erdoğan'sız AK Parti" hesabı yapmayın!
    • 28 Temmuz 2012 "Büyük Kürdistan" bir Amerikan sorunudur
    • 16 Ocak 2012 Kıbrıs'ı da Kwai Köprüsü'ne benzetmedik mi?
    • 9 Ocak 2012 Orta yaş sınırı yükselirken artık kimse yaşlanmayacak mı?
    • 4 Ocak 2012 AK Parti başarılı olursa tüm Türkiye başarılı olacaktır
    • 29 Ekim 2011 Cumhuriyet Bayramımız hepimize kutlu olsun
    • 31 Ağustos 2011 Yeniden açılım günlerinin üslubuna dönülmelidir
    • 17 Temmuz 2011 Asıl sorunumuz acaba ''Şarklılık'' mı?
    • 9 Temmuz 2011 Siz değişmezseniz koşullar sizi değiştirir...
    • 26 Şubat 2011 İktidar iddiası bulunmayan muhalefet olur mu?
    • 25 Kasım 2010 CHP'nin sivil paşalarının sivil darbe ürküntüsü...
    • 11 Ekim 2010 Kılıçdaroğlu'nun önündeki tarihi fırsat
    • 22 Eylül 2010 Sentetik beyaz Türklerin dayanılmaz hafifliği
    • 11 Eylül 2010 Kim yalancı? Anayasa Mahkemesi mi, CHP lideri mi?
    • 9 Eylül 2010 İktidarı 'Evet' mi yoksa 'Hayır' mı güçlendirir?
    • 28 Haziran 2010 Üslubu tırmandırınca kelimeler kifayetsiz kalabilir
    • 12 Haziran 2010 Yeni dünyada eksen de merkez de farklı yerlerdeler
    • 7 Mayıs 2010 Teşekküre karşı benden de bir teşekkür...
    • 5 Ocak 2009 Basın ''Medya'' olmadan önce kol kırılır yen içinde kalırdı...
    • 3 Kasım 2008 Türk demokrasisinin sabırla imtihanında geçer not alabilecek miyiz?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,263 µs