En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Sivil ve uygar bir siyaset dili...



Son haftalarda ilginç bir rutin meydana geldi: Başbakan Tayyip Erdoğan Güneydoğu illeri ve ilçelerini kapsayan bir geziye çıkıyor... Demokratik Toplum Partisi (DTP) sözcüleri kendisine “Gitme” çağrısı yapıyor ve nâhoş olaylarla karşılaşacağını söylüyorlar... Gerçekten de Erdoğan'ın bölgeye gezisi zihinlerden kolay silinmeyecek çirkin olaylara sahne oluyor...

Geçen hafta sonu Diyarbakır'daydı Başbakan Erdoğan; bu hafta sonu önce Van'a, sonra da Hakkari'ye yolunu düşürdü; rutin, her uğradığı il ve ilçede tekrarlandı.

Geçenlerde de yazmıştım: Bugünün dünyasında 'terör eylemi' sahneye koymaktan kolay bir şey yok; birkaç hayattan bıkmış tip bulduğunuzda istediğiniz türden olaylara yol açabilirsiniz. Ancak bir siyasi partinin veya siyasete bakan yüzü olan herhangi bir girişimin sergilenecek eylemin 'cinsi ve niteliği' üzerinde bayağı bir imal-i fikrde bulunması gerekiyor.

Önünü arkasını sorgulamadan sahneye konulacak eylemler, planlayanların hesaplarını bozabilir ve kendilerini sonu belirsiz bir akıbete düçar bırakabilir.

Çıktığı gezilerde çirkin olaylarla karşılaşan Başbakan Erdoğan'ın DTP'ye dönük söylemindeki değişim bu parti için tehlike işareti sayılabilir. Ülkenin en büyük partisinin ve hükümetin başının DTP'nin 'meşruluğunu' sorgulamaya başlaması, Anayasa Mahkemesi'nin vereceği 'kapatma kararı'ndan çok daha farklı sonuçlar doğurabilir çünkü...

Başbakan Erdoğan şu yakınlara kadar DTP'den 'PKK terörünü kınaması' talebinde bulunuyordu; bütün talebi bundan ibaretti... Ancak -eğer yanlış anlamadıysak- ilk kez Van'da, DTP'den, Bunlar terörist diye söz etti. Bir siyasi partinin terör ile irtibatlı görülmesi, 'meşruiyet' sorununa yol açarak onu kapatılmaktan beter hale getirir. Başbakan tarafından 'terörist' olarak ilân edilen bir siyasi parti, ağzıyla kuş tutsa, kendisini sistem içerisinde işlevli bir konuma yerleştiremez.

Oysa Türkiye'nin ihtiyacı olan, 'Kürt sorunu' diye açıkça telâffuz edilmeye başlanmış sorunun çözümünde katkısı bulunacak siyasi kadrolardır. Her seçimde oyu düşüyor DTP'nin; sebebi, hiç kuşkunuz olmasın, geleneksel oy tabanının aynı yöndeki beklentisine cevap verememesidir. Hâlâ grup kuracak kadar oy alabilmesi de, bölge insanının DTP'ye çözümde aktif rol üstlensin diye açtığı sınırlı kredi olarak yorumlanabilir.

DTP Güneydoğu'yu karıştıran eylemleri sahiplenip kendisini siyasetin tahammül edebildiği sınırın dışına çıkarınca, Anayasa Mahkemesi kapatmasa ve Başbakan Erdoğan DTP sözcüğünü ağzına hiç almasa bile, destek çıktığı eylemlerle varlık sebebini yitireceği için, işlevsiz kalacaktır.

Yapılması gerekenin ne olduğu bellidir ve bunun yapılabileceği yer de sokaklar değildir.

Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı 'terör' belâsının durması herkesin yararına; özellikle de global ekonomik kriz dünyayı tehdit ederken... Çocuk eylemcileri sokaklara sürenleri engelleyip terörün önüne geçmesi, DTP'yi, herkesin gözünde birdenbire 'güvenilir muhatap' haline dönüştürecektir.

Eylem planlayan veya şu sıralarda yapılan eylemlerden medet umanların, söylem değiştirmedikleri taktirde güvendikleri dağlara kar yağacaktır. Başlarını taşa vuracaklar. Basit bir sebepten: Dünya dengeleri açısından, Türkiye, terörün insafına terk edilmeyecek önemde bir ülkedir... DTP'liler gittikleri her ülkede kendilerine kötü gözle bakıldığını, destek çıktıkları eylemleri planlayanlar ise önceden olmadığı kadar sıkıştırıldıklarını göreceklerdir.

Bu işin şakası yok; “Söylememişti” dememeniz için işte buraya da yazdım.

Oyuna dahil olmak istiyorsa, DTP, sivil ve uygar bir siyaset dili bulmak ve geliştirmek zorunda.

yenişafak



Bu yazı 316 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,518 µs