En Sıcak Konular

Erdal Şafak


Erdal Şafak
0 0 0000

IMF ile dans...



Batı medyası küresel finansal krizin Türkiye'ye etkileri konusunda bizden çok kaygı duyuyorlar. Hatta felaket tellallığında yarışıyorlar. Anlışanlı gazetelerde yapılan yorumları okuyunca şaşırmamak elde değil.
Deutsche Bank'ın raporunu kaynak göstererek "Türkiye'nin 90 milyar dolara ihtiyaç duyabileceğini" yazan mı aransınız? (Washington Post) "Türkiye'nin bir felakete doğru koştuğunu" iddia eden mi? (Le Monde) Daha da ileri gidip, "Alaram ışıkları yanıp sönmeye başladı; Türkiye'nin son 10 yılın ikinci büyük mali felaketine doğru ilerlediği görünüyor" diyen mi? (La Stampa)
Örnek olarak seçtiklerimiz ve listeyi uzatmamak için saymadığımız (The Economist, Financial Times, Le Figaro, Die Welt, vs) tüm gazetelerin yorumları bir "Tavsiye" ile bitiyor: "Türkiye çok geç olmadan IMF ile anlaşma yapmalı."
Batı medyasının kıyamet senaryolarına asla katılmıyoruz ama IMF önerisini destekliyoruz. Biraz da hayıflanıyoruz: Keşke standby'ın sona erdiği geçen Mayıs'tan hemen sonra bir "İzleme anlaşması" ile konu hızla gündemden çıkarılsaydı.
Çünkü artık gerek içteki beklentiler, gerekse dıştan gelen talepler, IMF ile "İzleme anlaşması" yapmanın yeterli bulunmayacağını gösteriyor. En azından "İhtiyari stand-by" isteniyor. Nitekim dün Devlet Bakanı Mehmet Şimşek de "İhtiyati stand-by anlaşmasına yapıcı yaklaşıyoruz" diyerek, beklentilere uygun hareket edileceği mesajını verdi.

HSBC'nin verdiği ders
Bu aşamada bir öneride bulunmak istiyoruz: Türkiye, IMF ile yeni anlaşma için masaya otururken, HSBC'den esinlenmeli.
Son haftalarda Fransa'dan ABD'ye, Almanya'dan Belçika'ya, Hollanda'dan Rusya'ya kadar birçok ülke bankalarını kurtarmak için hem devlet garantisi verdiler, hem de sermaye desteği, yani likidite sağladılar. İngiltere de bu ülkeler arasındaydı, hatta başı çekti. En büyük 4 bankaya yüklü bir fon ayırdı. Üçü kabul etti, sadece HSBC kendi kaynaklarıyla başının çaresine bakmayı tercih etti. Neden? Çünkü devletten aktarılan kaynaklar, mükellefin cebinden çıkıyor. O yüzden kamuoyu o fonları "Utanç kasası", "Ayıplı vezne" diye damgaladı. Bir yıl öncesine kadar aktif büyüklükleri devlet bütçesini aşan o koca koca bankalar, şimdi kamudan yardım dilenerek aslında kağıttan kaplan olduklarını, mevduat sahiplerini de, müşterilerini de, halkı da kandırdıklarını itiraf etmiş oldular. Bu utancın izlerini çok uzun yıllar silemeyecekleri, unutturamayacakları belirtiliyor.
HSBC ise "Baldıran zehiri"nden farksız bu devlet yardımından yararlanmaktansa kırılan kolun yen içinde kalmasını tercih etti. Devlet güvencesini sadece "Çıpa" olarak değerlendirdi. İyi de yaptı. Göreceksiniz, krizden çok ama çok büyüyerek çıkacak.
Türkiye de IMF'ye karşı aynı tutumu izlemeli. "İhtiyari standby"ın öngördüğü kredilerden yararlanmayı aklına bile getirmemeli. Anlaşmanın sadece "Çıpa" işleviyle yetinmeli. Bakın, iflasın eşiğine gelen Macaristan bile IMF, Dünya Bankası ve AB'nin verdiği 25 milyar doları kullanmayacağını açıkladı.

Dayatmalara direnmek
Hem sonra Türkiye'ye IMF'den kredi almak artık yakışmaz. Çünkü G20 grubunun güçlü bir üyesi. Çünkü G20 üyelerinden hiçbirinin IMF ile kredi ilişkisi yok.
Bir nokta daha: Türkiye, IMF ile masaya otururken, İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince'nin dediği gibi, "Daha talepkâr olmalı." G20 grubu üyeliğimizin yanı sıra, IMF sermayesindeki payımızın, dolayısıyla oy hakkımızın artmış olması, bize bu hakkı da, gücü de veriyor.
"Daha talepkâr" derken IMF'nin gözardı etmeye pek eğilimli olduğu sosyoekonomik ve siyasal yükümlülüklerden geri adım atmamayı kastediyoruz. GAP gibi sadece Türkiye'nin gelişmesi açısından değil, terör üreten bataklıkların kurutulması için de hayatı önem taşıyan yatırımlara kısıtlama getirilmesi gibi olasıönerilerin anında reddedilmesini söylemek istiyoruz.
IMF ile anlaşmanın getireceği "Güven çıpası"na, AB sürecini canlandıracak reformlar, bütçe disiplini sağlayacak "Mali kural" ilkesi ve nihayet reel sektöre nefes aldıracak destek politikaları (Örneğin "Nokta atışlı" vergi indirimleri) eklenirse, Türkiye, herkesin dediği gibi, "Bu zor dönemden daha da güçlenmiş olarak çıkar."

sabah



Bu yazı 281 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2012 Körfez'e büyüteç
    • 22 Temmuz 2012 Tarih yolları kesiştirince...
    • 4 Nisan 2012 Demokrasiyi taçlandırmak
    • 1 Nisan 2012 Suriye aktörleri
    • 4 Mart 2012 Fıkra gibi
    • 1 Şubat 2012 Konsey'i beklerken
    • 16 Ekim 2011 1961 Ekim'i
    • 26 Eylül 2011 New York'tan dönüş gündemi
    • 20 Ağustos 2011 Şam'la satranç
    • 12 Ocak 2011 Aslında biz bize yeteriz
    • 8 Ocak 2011 Referandum
    • 26 Aralık 2010 Krizin öbür yüzü
    • 27 Kasım 2010 Senede bir gün
    • 18 Kasım 2010 Savaş Lordu
    • 16 Kasım 2010 Beşik sallanıyor
    • 9 Ekim 2010 Sri Lanka modeli
    • 26 Eylül 2010 Dolmabahçe'de medyatik kahvaltı
    • 28 Ağustos 2010 BDP'lilerin söylemleri
    • 30 Haziran 2010 Ortaklık
    • 15 Mayıs 2010 Atina'dan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,503 µs