En Sıcak Konular

Rüşdü Paşa



Rüşdü Paşa
0 0 0000

Dünya kıvrımdır



'yeni bir bankanın kurulması yanında bir banka soygunu nedir ki?'
bertolt brecht

Bir iktisatçı için iktisadi kriz, bir kurmay subayın savaş kavramı ile ilişkisidir. Kriz devresinde ise iktisatçının söylediklerini, diyaloğunu ve konuşmasını kendisi ile açıklamak zordur. Çoğunlukla iktisatçıya soru sorulduğu zaman, iktisatçıyı ilgilendirse bile, iktisatçının söyleyecek hiçbir şeyi olmaz. Nedeni açık: Soru, kendi kendisini oluşturan birşey. İktisatçı kendi sorusunu kendisi sormaz ise söyleyecek birşeyi olmaz. Soru, yanıtı belirler.

Türkiye'de iktisadi vaziyet nereye doğru gidiyor? Gidişat bilinebilir mi? Gidişatın bilimesi bir işe yarar mı? İktisadi batış kimin için iktisadi çıkış anlamındadır? Ve saire. Belki birkaç ek: Klasik, genel kabul görmüş, bilinen, ana yol, doğru iktisat kuramı yanlış mıdır?  Dünyadaki bu kadar akıllı adam, yüzlerce yıllık bilim, düşünce, felsefe birikimi, uygarlık, kültür, sezgi, büyü, inanç insanlığı kötülükten koruyamıyor mu? Yoksa herkes hayal dünyasında mı yaşıyor? İnsanlığın maddi uygarlığı olarak bilinen alt yapının tamamı, kurumlar, kavramlar, mallar, kaynaklar, planlar tek birşeye, paraya mı bağlı?

Dünya sistemi kapitalist bir sistemdir. Batı ülkelerindeki iktisadi düzen, üretim, tüketim, sözleşmek eylemleri, para ve mal hareketleri kapitalist düzenin prensiplerine bağlı olarak işler. Batı ülkelerinde hayatı düzenleyen kanunlar, kurumlar ve saire kapitalist sistemin mantığına uygun olarak düzenlendi.

Türkiye, dünya sistemi içinde küçük bir ülkedir. Türkiye'yi küçük yapan Türkiye'nin sistem tarafından belirlenmekte oluşudur. Türkiye iktisadının belirgin özelliği 'dışarı'nın 'içeri'de oluşudur. Türkiye de birşeyler yapabilir. Ancak Türkiye'nin ne yaptığı dışarının içeride olması durumu, oluşu nedeni ile özgün değildir. Özgün kelimesinin problemli olacağı ihtimaline karşı 'kendiliğinden' kelimesini kullanıma dahil edelim. O halde: Türkiye birşey yapabilir. Türkiye'nin yaptığı kendiliğinden değildir. Türkiye'deki oluş beklenen değildir. Türkiye'deki oluş, içerinin dışarısı ile yer değiştirmesi ile ortaya çıkan, yerli-yabancı olandır. Bir. İki: Türkiye, dışa açıktır. Türkiye'nin dışa açık olması, dışarının içeriye girmesi, dışarının içeri ile yer değiştirmesi, dışarının içeriyi değiştirmesi, içerdeki iyileri dışarıya taşıması, taşıyamadıklarını kötüleştirmesi ile oluyor.  

Batı'da birkaç kuruş kıymetlidir. Birkaç kuruş, Batı'da prensip gereği kıymetlidir.

Bir haber: "Güney Kore'nin en önemli oyuncularından 'Ulusal Aktris' lakaplı Cgoi Jin-Sil evinin banyosunda kendini asarak intihar etti. Ünlü sinemacının, yakın arkadaşı Ahn Jae-Hwan'ın kendini öldürmesinden yaklaşık bir ay sonra intihar etmesi akılları karıştırırken iki intiharın da temelinde Choi'nin Ahn'a verdiği borç para olduğu dedikoduları ağırlık kazanmaya başladı. Söylentiye göre, Choi, Ahn'a bir miktar borç para vermiş, geri ödenmemesi üzerine de ona baskı yapmaya başlamıştı. Bu baskılara dayanamayan Ahn da geçen ay arabasında intihar etmişti. Bunun üzerine 'arkadaşımın ölümüne sebep oldum' diyen Choi de depresyona girerek evinde kendini öldürdü."

Birkaç kuruşun prensip gereği önemli olduğu Batı'da birkaç trilyon dolar gasp edildi.

The Nation'da Jason Flores-Williams, 18 Eylül 2008 tarihinde şunu yazdı:

"Bu yatırım bankerleri işleri dışında hiçbir şeyle, örneğin keselerini ilgilendirmedikçe siyasetle ilgilenmezler. Ortalama yılda 280 bin dolar kazanırlar. En pahalı konutların, lokantaların, barların, giyim mağazalarının, evcil hayvanların ve telekızların müşterileri onlardır. Zaten çoğunlukla seçkin ailelerin ayrıcalıklı çocuklarıdır. Dünya paramparça olmuş. İktisadi sisteminiz yeryüzünün yok olmasına katkı yapıyor. Her köşe başında adaletsizlik var. Yatırım bankerleri ise hayatlarını sadece olabildiğince çok para kazanmaya adamışlar ve yaptıklarının sonuçlarıyla hiç ilgilenmezler. Canları cehenneme. Piyasaların çökmesi sonunda belki hepimiz için felaket olur, ama bir dakikalığına da olsa bu adamların mutsuzluğundan keyiflenelim. İşsizliklerini, bunalımlarını, birer kadeh kaldırarak kutlayalım." 

Amerika'da ne oldu?

Amerika'daki bankalar Amerikalıları baştan çıkardı. Başlangıçta konut kredileri cazipti. Baştan çıkarma bu cazibe ile başlatıldı. Baştan çıkartan, banka yöneticileridir. Baştan çıkarılan, Amerikalılardır. Konut kredisi talep eden her Amerikalı konut kredisi aldı. Beş kuruş birikmiş parası olmayan bir Amerikalı bankaya başvurdu, kredi ile ev aldı. Ankara'da Kızılay semtinde sokakta kredi kartı dağıtılması gibi bütün Amerika'da milyonlarca insan herhangi bir gelecek öngörüsünde bulunmadan, bankacıların söylediklerini tek kriter varsayarak kredi talebinde bulundu. Krediler bir güzel dağıtıldı. Kredilerden çok riskli olanların değeri 1,5 trilyon dolardır. Amerikan Merkez Bankası faizleri düşük oranda tuttu. Bankalar düşük faizli kredileri kolayca sattılar. İşler iyiydi. Amerikalılar banka kredilerini ödemeye devam ediyorlardı. Satın alınan evlerin fiyatları yükselme eğiliminde idi. Amerika'da herkes yaptığı işten mutlu idi. Ev fiyatlarının yeteri kadar yüksek olması nedeni ile bazı Amerikalılar evini sattı, banka borcunu kapadı, eline küçümsenmeyecek miktarda para geçti. Kazanç o kadar iyi geliyordu ki faiz oranlarının yüksek olduğu durumda dahi Amerikalıların konuta yönelik talebi yükselmeye devam ediyordu. Bankalar kredi vermeye devam ettiler. Ne zamana kadar? Yanıt doğal olarak bellidir: Yüksek riskli Amerikalılara kredi satana kadar. Bankalar, risk yükseldiğinden dolayı bu kredilerin karşılığında tahvil ihraç etmeye başladı. Tahviller yatırım bankalarına satıldı. Yatırım bankaları bu kağıtları global fonlara sattı, emeklilik ve hedge fonlarına. Borç, globalleşti. Alakasız birçok banka, fon, kurum bu borçları satın aldı. Globalleşme ile, büyük ölçüde finansın globalleşmesidir, kağıtların önünde herhangi bir ulusal engel ve saire bulunmuyordu. Kimin eli kimin cebinde, kim kimin borcunu kapatıyor, kim kimin riskini alıyor belirsizdir. Amerikan Merkez Bankası, faizleri yükseltti. Enflasyon haddinin yükselmesini engellemek için yol budur. Ev satın alanlar, kredi ödemelerini değişken olan faizden, yüksek faizden, ödemek durumunda kalınca, ödeme güçlükleri yaşandı. Birçok Amerikalı ödemelerini aksattı. Banka tarafından ipotekli olan evler paraya çevrilmeye başlandı. Emlak fiyatları yükselen arz nedeni ile düştü. Kredinin teminatı yalnızca emlak olduğundan Amerika'da emlak fiyatları düştüğünde kredi ödenmez. Amerikalı ödememeyi seçer. Kaybedeceği yalnızca evdir ve ev bankanındır. Bankalar ev fiyatlarının düşmesinden dolayı zarar etti. Bankalar için nakit sıkıntısı baş gösterdi. Sistemde para dönmüyordu. Borçların ödenmemesi durumunda riske yatırım yapan yatırımcılar paralarını fonlardan çekmeye başladı. Zarar eden bankaların hisse senetleri borsada düşmeye başladı. Bankaların toplam değerleri bir süre sonra borsada buharlaştı. 'Katı olan herşey'in buharlaşması prensibi çalıştı, bankalar herkesin gözü önünde yok oldu. A.b.d.'nin en büyük konut kredisi kuruluşları olan Fannie Mae ve FreddieMac battı. Yüz elli yıldır yaşamakta olan Lehman Brothers artık yok. Dünyanın en büyük ordusuna sahip A.b.d. kriz için çare arıyor.  Politik olarak dünyanın en güçlü politikacısı sayılan Amerikan Başkanı Bush, kurtarmalardan söz ediyor. Amerikan seçimlerinde kazanmak ihtimali başlangıçta düşük görülen bir siyah derili muhtemeldir ki şimdiki kaos ile Beyaz Saray'a taşınacak. İyi haber.

Kurtarış eylemleri başladı. A.b.d. ya da Avrupa. Bakalım kim daha iyi kurtaracak. Amerika Birleşik Devletleri kriz karşısında etkin değil. Kriz, A.b.d. için doktriner bir çöküştür. Doktrin çöküşü, Demokratların seçim kazanması ile onaylanır. Amerikan yönetici eliti devre dışıdır.

Amerika'da ne olabilir?

Amerikan doları dünya parası. Şu anda öyle. Amerikan mali kesiminin batması bütün dünyanın batması ile sona erer. Amerikan doları bir borç senedir. Elinde Amerikan doları olan Çinliler, Japonlar bu paraları ellerinden çıkarmak istemiyor. Çıkardıklarında ne olur? Amerikan dolarının değeri hızla düşer. Sonuç: Amerika batar. Amerika batarken ellerinde Amerikan doları olan Çin, Japonya ve saire de yitirir.

Türkler, 'piyasa iktisadı' ile 1980'li yıllarda tanıştırıldı. Türkleri piyasa iktisadı ile tanıştıran Amerikalılardır, dahili ve harici Amerikalılar. Tanıştırılma bir süreçtir.Türkili'nde iktisatın 1970'li yıllarda batırılması sürecin ilk devresidir. İkinci devre, Türklerin tarihinde maruz kaldıkları en büyük darbedir: 12 Eylül. Türkili'ne piyasa iktisadının sembolik taşıyıcısı Özal soyadı taşıyan bir mühendistir. 1980 yılından sonra Türkili'nde 'doğru'nun ne olduğu piyasa iktisadı esas alınarak tarif edildi. Birşey piyasa iktisadına uygun ise doğru, değilse yanlış ilan edildi. İlanı ilk yapan Özal idi. Özal başlangıçtır.

Piyasa iktisadı ile kastedilen yeni liberal doktrindir. Yeni liberal doktrin 1980 yılında, Batı'da yükselişe geçti. Kriz globaldir. Krize karşı bir savaş başlatıldı mı? Global olan bir kriz ile nasıl savaşılır? Teorik yanıt açıktır: Global bir araç ile. Yeni bir soru yazılabilir: Böyle bir araç şu anda kullanılıyor mu? Yanıt: Kullanılmıyor. Global bir krizi ile A.b.d.'nin çözmesi imkansızdır. Görüntü budur, gerçek bu görüntünün aynısıdır.

Türkili'nde son para krizi yakın geçmişte oldu.

Tarih 21 Şubat 2001. Bu tarih Türklerin hatırladığı son iktisadi tarih sayılmalı. 21 Şubat 2001 günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 5 milyar dolar sattı. Öğleden sonra en büyük devlet bankası olan Ziraat Bankası'nın Genel Müdürü, Hazine Müsteşarı'nın odasına geldi. Genel Müdür'ün kurduğu cümle şudur: 'Biz kapanıyoruz.' Buradaki 'biz' kelimesi Ziraat Bankası'dır. Ziraat Bankası'nın Halk Bankası ile birlikte son iki günde ödediği faiz toplamı 2 milyar dolardır. Kriz başladı. Başbakanlık binasında 15 saat devam eden toplantı yapıldı. Katılımcılar arasında bürokratlar, eski bakanlar ve saire. Gece saat 3'te Türkler para krizi haberini aldı.

İstanbul'daki G7 toplantısında, I.m.f.'nin Başkan Yardımcısı, Makro İktisat dersi hocası, Fischer Türklere bir haber verdi: 'Dalgalı kur rejimine geçmezseniz G7'ler size yönelik desteklerini geri çekecekler. Bu bir karar.'

Merkez Bankası'nın sattığı 5 milyar dolar nereye gitti? Bir. İki: Lira'nın değerine ne oldu? Üç: I.m.f. ile yapılan anlaşmaya ne oldu?

Düz bakmak, işe yaramıyor.  Dünyanın kıvrımlı olması düz bakışı tehlikeli yapıyor.

Türkili'nde varsayım: 'Amerika güçlüdür.' Amerika güçlüdür, Türkçe'de şu anlama gelir: "Amerika o kadar güçlüdür ki Amerikan politikası etkindir."İki yorum. Bir: Cengiz Çandar, New York'a gidiyor, New York'tan İstanbul'a dönüyor. Cengiz Çandar şu cümleyi kurdu: 'Amerikan sistemi öyle bir sistemdir ki hatalarını düzeltmek gücüne sahiptir.' İki: C.f.r.'den Brad Setser'in notu şudur: "Sistemik bir mali kriz yalnızca bir kurumu değil 'sistemi' etkileyen krizdir. A.b.d. ve A.b. sistemik bir krizin içinde."  

Dünyanın iyiye gitmesi kimsenin elinde değil. Mekanizma gereği. Dünyanın kötüye götüren ise sistemin doğası.  Kötüye gidiş engellenebilir mi? Sisteme müdahale edilmediği sürece hayır.

Liberal iktisat kuramının kriz teorisi yoktur. Libreal kuram bir denge teorisidir.

Türkiye, en çok etkilenen ülke olacaktır. Neden? Türkiye'de sıcak para var. Bir. İki: Türkiye dış açık veriyor.

Türkiye'de kriz olması durumuda Türkiye'de siyasal rejim değişir. Neden? Her para krizinden sonra Türkiye'de rejim değişmiştir.

Türkili'nin bu kriz ile batmaması, ayakta kalması Türkler için kutlanması gereken bir mucizedir. Türkler, tarihi olarak, mucize olan şeyin yabancısı değildir.



Bu yazı 2,662 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 4 Temmuz 2012 korku zamanın kaybedilmesidir
    • 4 Nisan 2012 Nietzche bir gelecek tarihçisidir
    • 7 Mart 2012 Mesele Bir Şapka Meselesidir
    • 6 Şubat 2012 Yerliler 1986 Nereye
    • 26 Ocak 2012 Bakış açın yoksa, sen yoksun
    • 9 Ocak 2012 kıyamam sana
    • 22 Kasım 2011 İtalyan Düşü
    • 16 Kasım 2011 evine dön
    • 3 Kasım 2011 İktisatçı
    • 1 Kasım 2011 Arzu
    • 27 Ekim 2011 Ayakta kalmak
    • 11 Ekim 2011 Yöntem
    • 29 Eylül 2011 yalan
    • 16 Temmuz 2011 Kendin olmak bir saldırıdır
    • 22 Haziran 2011 kaçış
    • 26 Mayıs 2011 obama’ya açık mektub
    • 23 Mayıs 2011 kafka’nın dûnyasındayım (*)
    • 18 Mayıs 2011 geçmiş sonradan gelir
    • 14 Mayıs 2011 hakikatin rengi yeşildir
    • 11 Mayıs 2011 halk günü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,428 µs