En Sıcak Konular

Mustafa Ünal


Mustafa Ünal
0 0 0000

DTP neyin peşinde?



Güneydoğu'da yine şiddet manzaraları... Ekranlara yansıyan görüntüler ürkütücü, meydanlardan ateş ve duman yükseliyor. Cezaevinde Öcalan'a 'kötü muamele yapıldığı iddiasını' fırsat bilen bölücüler sokakları savaş alanına çevirdi. Ellerinde Öcalan'ın posterlerini taşıyan göstericilerle güvenlik kuvvetleri arasında çıkan çatışmada kan da aktı, Doğubayazıt'ta bir kişi hayatını kaybetti.
Tesadüfe bakın ki, Silivri'de Ergenekon davasının başladığı güne denk geldi bütün bu olaylar... İnsan sormadan edemiyor: 'Acaba iki örgüt arasında bir eylem kardeşliği mi var?' Ergenekon soruşturması sırasında kafa karıştıran iddiaları unutmadan arayın bu sorunun cevabını.

Askerin olağanüstü taleplerine direnen Başbakan Erdoğan önceki gün Diyarbakır'daydı, işe bakın ki bölücü örgütün baskısı sonucu esnaf kepenk kapattı.

Gösterilerde DTP milletvekilleri ve belediye başkanları en ön safta. Açıklamaları olayları yatıştırmaktan uzak, bir kısmının kışkırtıcı rol oynadığını söylemek bile mümkün. Bu satırları yazarken gündeme DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün açıklamaları düşüyor. Türk, siyasete yeni soyunan bir isim değil, ilk milletvekilliği yıllar öncesine dayanıyor. Ülkenin hassasiyetlerinden haberdar, ağzından çıkan sözünün nereye varacağını çok iyi bilir. Böyle hassas bir günde sakin duruşuyla bilinen Türk'ün söylediklerini okuyunca şaşırdım. Yadırgamamak mümkün değil.

Ahmet Türk bir grup partiliyle birlikte basın açıklaması yapmış. Öcalan'ı sahiplenmiş. Bir tepkinin sonucu mu yoksa bilinçli bir politika mı, PKK ile arasına set çekemeyen DTP giderek terör örgütünün siyasî uzantısına dönüşüyor. Doğrusu bu kendileri için de Türkiye için de tehlikeli bir süreç.

Türk, 1980 askerî darbesinin Kürtlere soykırım uyguladığını söylemiş... Darbelerden sadece Kürtler değil toplumun bütün kesimleri kötü etkilendi. Kimi insanlık dışı uygulamalar bölge halkını daha derinden sarsmış da olabilir. Ancak bunu soykırım olarak nitelemek doğru olur mu? Kuşkusuz bölgede siyaset yapmanın zorlukları var. Bu bir realite. Ne olursa olsun bir partinin genel başkanı sıfatı taşıyan ismin daha dikkatli dil ve üslup kullanması gerekmez mi?

Şu bir gerçek; şiddet, şiddeti doğurur. Bunu en iyi bilecek durumda olan da DTP'liler... Yıllardır şiddetle iç içe yaşıyorlar çünkü. Halkı sokağa döken provokatif söz ve davranışlar sorunun çözümüne zerrece katkı yapmıyor. Aksine olağanüstü uygulamalara davetiye çıkarıyor.

'DTP neyin peşinde?' sorusuyla başlamamın sebebi bu. Ne yazık ki bu ülkede gerilimden beslenen ve kavga ve çatışma ortamını sürekli körükleyen siyasî partiler var. DTP de bölgede gerginlikten ve kavganın sürmesinden yana. Bu bir yerel seçim stratejisi mi? Olabilir. Bütün bu olanları sadece sandıkla izah etmek de sağlıklı olmayabilir. Ben gerilimle seçim arasında ilişki kuranlardanım.

Seçimlere doğru terör örgütünün bölgede tansiyonu yükselteceği bekleniyordu. Diyarbakır'ı kaybetme korkusu sardı. DTP, Diyarbakır'da eskisi gibi rahat değil, AK Parti ciddi rakip. Mart ayındaki seçimin sert mücadeleye sahne olacağı bugünden belli. Diyarbakır'ı kaybeden bir DTP, siyasi misyonunu tümüyle yitirir. Bölgenin diğer şehirlerinde de sıkıntısı var. 2004 seçimlerinde ağır darbe aldı. 4 şehrin yerel yönetimini AK Parti'ye kaptırdı. Bağımsız adaylarla sandığa gittiği 22 Temmuz'da da umduğunu tam bulamadı. Geleneksel olarak iddialı olduğu Ağrı ve Bingöl gibi şehirlerde milletvekili çıkaramadı. DTP bölgede büyük düşüş içinde. Gelecek vaat etmiyor. Seçim stratejisi veya başka bir hesap, gerekçesi ne olursa olsun DTP ateşle oynuyor, sadece batıyı değil bölgeyi de huzursuz ediyor.

Güneydoğu'da ateş ve dumanlı şiddet manzaraları, batıda canlı bomba ihbarları, Ankara'da suikast tedirginliği... Ateşe benzin değil, su dökme zamanı... En büyük görev de DTP'ye düşüyor.

 
zaman



Bu yazı 303 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz duruşu
    • 23 Eylül 2012 'Balyoz' yok sayılamaz
    • 19 Eylül 2012 Menderes'in kabrinde bir CHP lideri
    • 5 Eylül 2012 İki görüşme...
    • 29 Ağustos 2012 Çiçek'in çıkışı
    • 1 Ağustos 2012 Tutukluluk avantaja dönüşmemeli
    • 29 Temmuz 2012 Rüya gibi
    • 25 Temmuz 2012 Suriye nelere gebe?
    • 18 Temmuz 2012 CHP değişir mi?
    • 1 Temmuz 2012 Davutoğlu ile Suriye...
    • 27 Haziran 2012 Cevap, yeri ve zamanı geldiğinde...
    • 20 Haziran 2012 Dağlıca yine dağladı
    • 17 Haziran 2012 7+5 senaryoları
    • 13 Haziran 2012 Kürtçe derste tarihî adım
    • 8 Haziran 2012 İyimser hava
    • 30 Mayıs 2012 'Hassas ve gerilimli iş'
    • 23 Mayıs 2012 Meclis'te Erdoğan barışı
    • 18 Mayıs 2012 Rota başkanlık sistemi
    • 16 Mayıs 2012 Tutuklu vekillere yasayla tahliye yok
    • 9 Mayıs 2012 28 Şubat'ın dalga boyu

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,597 µs