En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Kriz: Türkiye için fırsat aralığı



Soğuk Savaş sonrasında dünyanın 'tek süpergüç' olarak tanıdığı ABD karizmayı fena çizdirdi. Afganistan ve Irak'ta istediği düzeni kurduramadığı için askerî açıdan sıkıntılar yaşıyordu; son ekonomik kriz ise bayrağı iyice yere düşürdü. Heybetli görünen finans kuruluşları meğer üfürüklük canı olan birer kâğıttan kaplanmış; demokrasisi ise krize ânında cevap verilmesi gereken ülkede işleri yavaşlatıyormuş...

Bir ülkenin 'süpergüç' sayılması için gerekli şartlar olan, kalabalık ve işlevsel bir orduyla sağlam bir ekonomiyi istikrarlı bir demokrasi içerisinde barındırabilme iddiası, ABD açısından, kaybedilmiş bir iddia artık...

ABD'nin karşı karşıya bulunduğu türden karizma çizdirilen ortamlar Türkiye gibi ülkeler için fırsat kapısını aralar...

Elbette Amerika gibi büyük ekonomiler zora düşünce bütün dünya bu durumdan etkilenir. Amerika hapşırınca yorgan döşek yatağa düşen ekonomisi olağanüstü bağımlı ülkeler var. Ancak ABD ile ikili ekonomik ilişkileri birkaç milyar doları geçmeyen Türkiye onlardan değil. Amerikan finans sistemiyle bağlantılı kurumlar da fazla değil Türkiye'de; olanların ilişkide oldukları kesimler ise bayağı sınırlı. Bu yüzden doğrudan etkilenme pek görülmedi zaten.

Dolaylı etki de ölümcül darbeye dönüşmez, dönüşmeyecektir. ABD'deki kriz Avrupa'yı etkilediği için, daha sıkı ilişkilerimiz bulunan Avrupa'dan gelen esintiler ekonomiyi biraz zorlayacaktır. Bir Avrupa bankası zora girdi, bizdeki şubesi de sıkıntıyı biraz hissetti. Ancak, son beş yıl içerisinde zaptürapt altına alındığı için, bizdeki bankacılık sistemi, sarsıntılara eskisinden çok daha dayanıklı.

Uzmanlar böyle diyor.

Fırsat aralığı Türkiye için daha çok dış politika alanında söz konusu olabilir. Özellikle de, ABD'nin gücünü haksız yere arkalarına koyması yüzünden kronikleşmiş uluslararası sorunların üzerine gitmede...

ABD'yi bu noktaya getiren süreç, 11 Eylül (2001) saldırısıyla başladı. Afganistan'a ve Irak'a gönderilen işgalci güçler ABD ekonomisine 1 trilyon doların üzerinde bir faturaya mal oldu; bu rakamın üç katına çıkması bekleniyor. 11 Eylül saldırıları sonrasında mazlum saydıkları ABD'nin arkasında saf tutan kitleler ve devletler, soruna yanlış teşhis konulduğunu fark edince, desteklerini çektiler. Son kriz öncesinde, ABD, sadece gücünden çekinilen 'belâlı' bir süpergüçtü.

11 Eylül saldırıları, Washington'un dünyadaki ihtilâflarda ağırlığını haksız tarafın arkasına koymasından kaynaklanmıştı. Kim ne derse desin, gerçek budur. ABD bu saldırıları doğru değerlendirip Filistin sorunundan başlayarak dünya halkları nezdinde kendisini 'belâlı bir süpergüç' görüntüsüne büründüren ihtilâfların ortadan kaldırılmasında âdil bir arabulucu görevini üstlenebilseydi, bugün çok farklı bir saygınlığa sahip hale gelebilirdi. Bunu yapacak yerde bombalar yağdırarak demokrasi taşıyıcılığına soyundu, günahsız insanları öldürerek, zulmederek 11 Eylül saldırılarını cezalandırmaya kalkıştı.

Sonucu bizimle birlikte Amerikalılar da görüyor.

ABD'nin gücünü yanlış yere koyması yüzünden altından kalkılamaz hale gelmiş Filistin sorununun üzerine gitmek için en ideal zaman şimdi. İsrail de ABD'nin gücüne sonsuza kadar güvenemeyeceğini bu krizle anlamış olmalı. Barış, ancak hak ve adalet kavramlarına titizlik gösterilen ortamlarda oluşabilir; kalıcılığı da ancak o sayede kazanabilir. Aksi halde, ABD ekonomik krize muhatap oldu diye, Taliban baskısının artık hissedildiği Afganistan ile suikast ve intihar saldırılarının arttığı Irak'a döner, kol bükerek erişilmiş Filistin barışı...

Türkiye için bunu taraflara anlatmanın tam zamanıdır.

Etrafındaki kronik sorunlar çözüm yoluna girdiği takdirde, Türkiye'yi, bu krizden en zararla çıkmayı başarmış ülke sayabiliriz.



Bu yazı 426 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,663 µs