En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Hay Allah, kime sataşsam?



Bugün bayram... Bayramınız kafadan ‘kutlu’, ‘mübarek’ ya da ‘şen’ olsun, bir daha oralara dönmeyelim.

Bayramlarda genellikle hoş, latif, ‘barış rüzgarları’ estiren yazılar yazılır.

Filmlerden söz edilir.

Kitapların dünyasına girilir.

Komik anekdotlar aktarılır.

Ben sataşmak istiyorum...

Bilmiyorum, ‘rahatsız’ bir adam mıyım ben?

Bugün, kendimi, giderek ‘terbiyesiz yazarlar kulübü’ne dönüşen bir büyük gazetemizin içler acısı durumunu yazmaya koşullamıştım.

Elim varmadı.

Daha doğrusu, üşendim.

Kitaplardan da söz etmek istemiyorum...

Çok sıkıcı...

Şimdi, ‘Bırakın Masumiyet Müzesi’ni, Karamazof Kardeşler’i okuyun... Dostoyevski kalın geliyorsa, Lawrence Block okuyun’ diyeceğim ama, nasılsa okumayacaksınız.

En iyisi, şu ‘Ramazan’ ile ‘Şeker’ olayına gireyim.

Geç kaldım ama, olsun.

Ramazan ve Şeker karşıtlığından (yahut kavramlaştırmasından) muhalefet süzmeye çalışanların durumu, geç de olsa, bir yazıyı hak ediyor.

Konuyu (tartışmayı) Başbakan açtı, biliyorsunuz.

Ramazan Bayramı’na ‘Şeker Bayramı’ diyenlere verip veriştirdi.

Bazı arkadaşlar da fırsatı kaçırmadı.

Başbakan ne yapmaya çalışıyormuş? Türkiye’yi bölüp parçalamak, çatışma eksenlerine bir yenisini daha mı eklemek istiyormuş? Eskiden Ramazan kardeşimizle, Şeker arkadaşımız arasında kayda geçirilmemiş bir barış ve dostluk varmış... Kimse kimsenin hayatına müdahale etmezmiş... Herkes herkese saygılıymış... Falan filan.

Mümkündür.

Böyle düşünenler çıkabilir.

Fakat, eskiden, sanıldığı gibi, Ramazan kardeşimizle Şeker arkadaşımız arasında bir dostluk yoktu.

Bir düşmanlık da yoktu.

Zımni bir barış vardı.

Birbirlerini tanımazlardı çünkü.

Çünkü, kesişmezlerdi.

Çünkü aynı mahallelerde oturmazlardı. Aynı mekanlarda boy göstermezlerdi. Aynı okullara gitmezlerdi. Aynı kitapları okumazlardı. Aynı filmleri izlemezlerdi.

Kendi gettoları içinde kalmaları koşuluyla birbirlerinin varlığına saygı duyarlardı.

Hepsi bu kadar...

Ramazan kardeşimiz palazlanıp siyasetin merkezinde yer almaya başlayınca, hesapta olmayan (belki de hesapta olan) birtakım sorunlar da baş gösterdi ve Şeker arkadaşımızın o kadar da ‘şeker bir arkadaş’ olmadığı ortaya çıktı.

Bazı köşe yazarları, konuyu Başbakan’a laf sokmak için fırsat kabul edebilirler. Etsinler... ‘Utan Başbakan’ yazmaktan yeğdir.

Fakat, konu ‘güncel siyaset’in konusu değil...

Sosyolojinin konusu...

Deniz Baykal da bunun farkında.

Mesela bayram mesajında şöyle diyor: ‘Yetim hakkının yenmediği nice şeker bayramlarında buluşmak dileğiyle milletimizin ve İslam dünyasının Ramazan Bayramını içtenlikte kutlarım.’

Görüyorsunuz değil mi?

Hem ‘tartışma’ üzerinden siyasi rakibine laf gönderiyor. Hakkıdır, gönderebilir.

Hem de Ramazan ile Şeker’i aynı cümle içinde kullanarak (kendince bir uzlaştırma girişiminde bulunarak) bu ‘sosyoloji’ye işaret ediyor.

Bence Ramazan’ın hakkını Ramazan’a verelim.

Sorun kalmayacaktır.

Şeker’in durumuna ondan sonra bakarız.

Korkmayın, maraza çıkmaz.

Çünkü Ramazan, sandığınızdan daha ‘sağduyulu’ bir kardeşimiz...



Bu yazı 312 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,264 µs