En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Amerika kurtarsın mı, kurtarmasın mı?



Türkiye nedense kendi iç kavga gündemine kilitlendi ve Amerika’da yaşanmakta olan finansal krizi göz ucuyla dahi izlemiyoruz. Oysa çok yakından izlememiz gereken olaylar yaşanıyor. Dünya değişiyor, biz saçma sapan siyasi kavgalarla zaman tüketiyoruz.
Amerikan yönetimi, daha doğrusu Merkez Bankası Fed ve Hazine, geçen hafta sonunda bir planla ortaya çıktılar. Buna göre Hazine Bakanı’nın emrine 700 milyar dolarlık bir fon sunulacak ve bakan da bu fon aracılığıyla zor duruma düşen finansal kurumların elindeki ipoteğe dayalı türev ürünleri satın alabilecekti. Bu satın alma işlemleri için Hazine
Bakanı’na tam bir soruşturma dokunulmazlığı da verilecekti, yani bakan bu görülmemiş miktardaki parayı (bizim gayri safi yurtiçi hasılamız 659 milyar dolar, bakanın emrine verilecek para 700 milyar dolar) sorgusuz sualsiz tek başına harcayabilecekti.
Hazine Bakanı ve Fed Başkanı, bu kanunun bu hafta sonuna kadar çıkmasını istediler, ‘Eğer çıkmazsa batarız, durgunluk olur, işsizlik artar’ vs. klasik öngörülerde bulundular.
Hoş, ipoteğe dayalı türev ürünler piyasasına bir güven gelmedikçe ve bu türev ürünlerin fiyatları ‘normal’leşmedikçe, sözü edilen kötü senaryo beklentilerinin gerçekleşme ihtimali artıyor, yani iki önemli isim yalan söylemiyor, salt bizi korkutmak için uğraşmıyorlar.
Ama yine de, öneri ciddi tartışmalara neden oldu. Tartışılan iki temel konu var: 1. Hazine Bakanı’na böyle bir dokunulmazlık ve yetki verilmeli mi? 2. Daha önemlisi, Amerikan vergi mükellefinin parasıyla kim kurtarılacak; evini kaybetme tehlikesi yaşayan ev sahipleri mi, yoksa birtakım Wall Street firmalarının genel müdürleri mi?
Bu tartışmalar ışığında, hem Demokrat Partili hem de Cumhuriyetçi Partili milletvekilleri ile senatörler çok ciddi eleştiriler getiriyorlar plana.
Bu süreçte bizim çıkartmamız gereken siyasi dersler de var ama şimdi konumuz ekonomi, ona odaklanalım.
Bir sorun, 1 dolarlık ipotek alacağına karşılık olarak çıkarılmış olan türev ürünün Hazine tarafından kaça satın alınacağının bilinmemesi. Şu anda 1 dolarlık kâğıtlara piyasa 25 cent veriyor. Hazine herhalde piyasa fiyatının üzerinde bir fiyat verecek ama kaç cent? Çünkü devlet elinde böyle bir fonla piyasaya girdiğinde ister istemez ‘Pazar yapıcı’ konuma gelecek ve onun fiyatı belirleyici olacak. (Bizdeki fındık tartışmalarını ve fındık üreticisinin sözde ‘kurtarılması’nı hatırlayın.)
Hazine, diyelim ki bu kâğıtlara 60 cent değer biçti. 40 cent’lik zararı kim üstlenecek? Bu zararı üstlenmek zorunda kaldığı için batanlar olmayacak mı? O batanlara ne olacak?
Bunlar cevabı kolayca verilecek sorular değiller. O yüzden de Amerikan Kongresi tereddüt ediyor, Amerikan basını ve ekonomi yorumcuları durmaksızın eleştiri ve yeni fikirler üretiyorlar.
Bütün bu tartışmalar, tabii Amerikan vergi mükellefleri açısından yapılıyor ve onların çıkarlarını koruma kavgası veriliyor ama, dünyanın geri kalanı için de önemli tartışmalar.
Bir kere, bildiğimiz anlamıyla kapitalizmin özünü olaşturan piyasa mekanizması kökünden bir darbe alıyor. Devletin piyasaya bu anlamda müdahalesi, devletleştirmeler yapması, kurtarıcı rol üstlenmesi, yatırımcı rol üstlenmesi vs. ciddi ahlaki sıkıntılar (moral hazard) yaratan konular.
Devlet müdahalesi diye bir son çare (last resort) mekanizmasının yerleşmesi, piyasa aktörlerinin davranışlarını kökünden değiştirecektir. Kaldı ki, bu müdahale sadece para piyasasıyla sınırlı kalmak zorunda da değil, yarın otomobil veya başka bir endüstrinin ‘kurtarılmayacağı’nın, devletin bu endüstrilerdeki şirketlere ortak olarak girmeyeceğinin ne garantisi olabilir veya girmemesi adil olur mu? (Nitekim, ABD’de otomotiv endüstrisi kurtarılmaya muhtaç.)
Kapitalizmin kökten değişim geçirdiği günlerde bizim gündemimizi hatırlatmama bilmem gerek var mı?
Tarihe bile adam gibi tanıklık edemiyoruz!

radikal



Bu yazı 424 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,502 µs