En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

HPV aşısına tekrar hayır



HPV aşısı ile ilgili olarak bugün gazetelerde yer alan haberi okuduktan sonra aşı üretici firmanın pazarlama bölümünün yeniden atağa kalkacağını öngörmek kehanet olmasa gerek. Göreceksiniz birkaç gün içinde rahim ağzı kanserleri ile ilgili korkutma kampanyaları tekrar başlatılacak; aşının yarattığı ‘mucizeler’ yeniden gündeme getirilecek.

Gelin önce Kanserde aşı mucizesi başlıklı haberi okuyalım:

‘’Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), HPV aşısı Gardasil' in, vulvar ve vajinal kanserlerin önlenmesinde de etkili olduğunu onayladı. Gardasil, FDA tarafından daha önce, 9-26 yaş arası kız ve kadınlar için İnsan Papilloma Virüsü (HPV) tipleri 16 ve 18'in neden olduğu rahim ağzı kanseri; 6, 11, 16 ve 18'in neden olduğu kanser öncesi düşük dereceli genital lezyonlar ve 6 ve 11'in neden olduğu genital siğillerin önlenmesine yönelik onaylanmıştı. Alınan bilgiye göre, FDA, son araştırmalar çerçevesinde, aşının aynı yaş grubunda, HPV tipleri 16 ve 18'in neden olduğu vajinal ve vulvar kanserlerin önlenmesinde de etkili olduğunu onayladı.’’

Türkiye’ de çok görülen bir kanser değil

Bakmayın siz aşı firmasının ‘dünyada her iki dakikada bir kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor’ şeklinde yaygara yapmasına. Rahim ağzı kanserinin ülkemizde çok görülen bir kanser türü olmadığını tekrar hatırlatalım. Vulva ve vajen kanserleri ise daha da seyrek rastlanan kanser türleri.
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer’ in açıklamalarına göre Türkiye’de rahim ağzı kanseri kadın kanserlerinde dokuzuncu sırada. Ülkemizde her yıl 1.360 kadın rahim ağzı kanserine yakalanıyor ve bunların da 600’ü hayatını kaybediyor.

NTV-MSNBC’ ye konuşan Prof. Dr. Tuncer ‘’Rahim ağzı tarama programına giren hiçbir kadının bu kanserden ölmediğini ve HPV alan kadınların yüzde 75 ile yüzde 98’inin kanser olmadığını söylemiş ve sözlerini şöyle sürdürmüş: “Buna kanser aşısı demek doğru değil, bu ilaç firmalarının pompaladığı bir politikadır, şu anda etkinliği yüzde yüz kanıtlanmış değil sadece 5 yıl için etkinliği bildirilmiş. 5 yıl sonra ne olacak, tekrar yapılacak mı kesin belli değil. Aşı Asya’da yüzde 60, Avrupa’da yüzde 70 koruma sağlıyor, ama Türkiye’de ne kadar koruduğuna yönelik bir çalışma yok, belki de hiç korumuyor, bilmiyoruz”.

Atılan taş ürkütülen kurbağaya değmiyor

Aşının maliyet-etkinlik analizi negatif. Bu basitçe ‘aşıya verilen para boşa gidiyor’ demek. Çünkü bir kere aşı çok pahalı; üç doz aşının fiyatı 750 lira. İkincisi de ülkemiz için 1360 kadını rahim ağzı kanseri olmaktan, 600 kadını bu sebepten ölümden kurtarmak için ‘milyonlarca kız çocuğunu aşılamak gerekecek.

Aşıya verilecek milyonlarca doların kadınlarımızın bu konudaki eğitimlerine harcanması ve her kadının düzenli olarak smear testleri yaptırmasının sağlanması çok daha doğru bir yaklaşım. Çünkü ‘düzenli olarak bu testi yaptıran hiçbir kadın rahim ağzı kanserinden ölmüyor’. Üstelik, aşı olan kadınların bile düzenli olarak smear testi yaptırmaya devam etmesi gerekiyor. Eh, o zaman ben bu aşıdan ne anladım.

Aşı yüzde 100 etkili değil

Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş’ın “Şu anki bilimsel verilere göre aşı rahim ağzı kanserinden yüzde yüz koruyor. ‘’ şeklindeki sözlerinin ne kadar yanıltıcı olduğu gayet açık. Bu sözlerden başka bir mânâ çıkarmayıp ‘gönüllü reklâmcılık’ diyip geçmek istiyorum.

Zira, sade vatandaşın bu slogandan anladığı şu: ‘’Ben bu aşıyı yaptırırsam rahim ağzı kanserine karşı ömür boyu yüzde 100 korunmuş olacağım. Bunun için artık doktora gitmeme de tarama testleri yaptırmama da gerek olmayacak.’’

Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil. Aşının yüzde 100 etkili olduğu ifadesi de tamamen bir aldatmaca. Aşı sadece 16 ve 18 numaralı HPV virüslerinin sebep olacağı kansere karşı koruyucu. Bunun dışında kalan ve kanser yaptığı bilinen diğer 13 tür HPV’ ye karşı hiçbir koruyucu etkisi yok. Üstelik aşının 16 ve 18 numaralı virüslere karşı koruyucu etkisinin 5 yıldan sonra devam edip etmeyeceği de kesin olarak belli değil.

HPV aşısının mahsurları

Piyasaya yeni çıkan her aşı ve ilaç bugüne kadar istisnasız olarak benzerlerinden daha etkili ve yan etkileri daha az diye tanıtılmıştır. Hiçbir ciddi yan etkisi olmadığı ileri sürülen HPV aşısının da kullanımı yaygınlaştıkça anaflaksi, felç… gibi pek çok ‘önemli’ yan etkisi olabileceği, hatta ölümlere dahi yol açabileceği ortaya çıkmaya başlıyor.

Aşının bir mahsuru da kadınları ‘Nasıl olsa aşı oldum, güvendeyim.’ düşüncesiyle doktor kontrolünden ve düzenli smear testlerinden uzaklaştırması ihtimali. Bence bu yabana atılacak bir ihtimal değil.

HPV aşısının ‘ilk cinsel ilişkilerine karı veya kocalarıyla girecek ve ömürlerini bu şekilde sürdürecek olanlar için’ tamamen gereksiz olduğunun da özellikle altını çizmek isterim.

Gelelim neticeye

Rahim ağzı kanserlerinin ve bu hastalıktan ölümlerin önlenmesi için yapılması gereken şey ‘aşı olmak değildir’. Bunun için, yüzde 100 etkili, üstelik hiçbir yan etkisi bulunmayan ve bedava olan yöntem kadınlarımızın bu konuda eğitilmeleri, düzenli smear testlerini yaptırmalarının sağlanmasıdır.



Bu yazı 3,897 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    10,497 µs